27 Eylül 2014 Cumartesi

Dedi ki…

Dedi ki bana,
Baktigimda sana, bilemiyorum ne soyleyecegimi…

Dedim ki ona,
Bak sadece gozlerime
O yeter! 
Sanki ilk defa gormus, sanki son gorusunmus gibi…

22 Eylül 2014 Pazartesi

Gunlerden huzun…

Sen oldu sanarsin
Ama olmadigini cok cabuk anlarsin
Sen gecti sanarsin
Ama gecmemistir, cok cabuk anlarsin
Sen bitti dersin
Ama bitmedigini sen de bilirsin…

Sen de bilirsin zorlugunu hatta imkansizligini,
Sen de bilirsin hayatin kaziklarini
Buyur kucaginda bir tane kocaman var 
Ne yapacagina sen karar ver artik. 

Tek engelleyemedigim sey uzulmek…
:(

13 Eylül 2014 Cumartesi

Gece

Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,

Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...        


Ahmed Arif

10 Eylül 2014 Çarşamba

hatırlamak ve Unutmak...

"Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır."
demiş Murathan Mungan

Ne de güzel demiş...

9 Eylül 2014 Salı

Bircarluccuiossonrasi

Mis kokulu caydan ictim, Iki sicak bardak, biraz acik
Sildi sarabin izini,
Getirdi en aci aciyi
Sarap icince efkarlanir digerleri,
Bense cayin tavinda efkarli,
Boyle alinirdi acinin tadi…

5 Eylül 2014 Cuma

Kaleme hasret defterim

Bunlar onceki gun yasanip yazilmisti, yayini bugune kismetmis…
–•–
Cok yasayip az yazmak…
Defter ve kalemim hasret gideriyorlar bu aralar,
Bu aralar sıkça buluşup siirler yaziyorlar
Ne de guzeldir kagida surtunen kalemin sesi…

Bugun yine oyle bir gun, 
Yine kacis var siire
Beni dizeler pakliyor sadece

Defter yazdiklarimi buraya yazmayacagim
Burada tuslara dokunanlar kalacak
Okuyabilecekler icin fotografi olacak sadece…

Bu yazdiklarim siir degil, bu aralar her yazdigim satir, oluyor dize…



30 Ağustos 2014 Cumartesi

Yalın


demişti 'Özdemir Asaf'…

24 Ağustos 2014 Pazar

Yanlış

Aşk iki kişilik degil,
Onlar var, senler varsın
Çok kişilik bir düello bu,
Kimsenin hayatta kalmadığı…

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Mut

Ne guzel demisti Cemal Sureyya…

13 Ağustos 2014 Çarşamba

11.gun ve devami

Taslak olarak duran çok şey var ama önce Karadeniz  yazılarımı tamamlamak istedim :)

11.günde rotamız bizi Didingola yaylasında Koçdüzü'ne götürdü. Burada adalı göl var ancak burası da ayrıca bir yayla ve çok sayıda yaylacı (sadece erkekler suya giriyor kadınlar girmiyor) gölün kenarında. 
Ben de niyeyse çekindiğimden giremedim göle, zaten de balçık bataklıktı. Dolayısıyla sabahtan bikinileri içimize giymek pek anlamlı olmadı bu durumda. 
Yaylaya tepeden bakmak için çıktığımız sırt ise çok etkileyiciydi. Arka tarafa düşseniz cesediniz bulunamaz. O türden bir uçurum ötesi bir yer. Dehşet bi görüntü. Bulut bastı, sis indi derken hava da serinledi. Pek bi fantastik.
Bugün öğlen Adalı Pansiyon'da yiyecektik ama ne yazık ki yemek vermediler bize :D

Göl mevzusu sebebiyle konuşma sorunlu Osman'la kısa bir tartışma yaşadık ne yazık ki. Dönüşte patikadan değil yoldan yürüyerek vardık tekrar evimize.

Sabahin korunde bile her yerde silah atiliyor burada. Dunden beri surekli heryerde silah atiliyor. Cok korkutucu. Ha bir de silah atarlarken oyle yukari falan tuttuklari da yok. Bir teyzenin dedigine gore gecen yil bir cocuk taralanmis. Cok olasi!!!

Evimize geldigimizde Alime sebzeli bulgur yapmis, dunden kalan corba, yogurt vee Ahmet abinin sahane supanglesi ile yine cok doyduk. Ama donus yolunda hafif hafif bayilma hissi yasadim. Korkutmaya basladi. Sanirim dusuk seker problemi nuksetmis durumda. Bu aralar bal recel vs cok yedim galiba. 

Yemegin uzerine bir cay yaptim. Simde elimde cam fincanim bir yandan icerken bir yandan yaziyorum. 

Ha bu kadar mutsuz olmamin bir sebebi de aksama keci kesilecek olmasi. Bu insanoglunun caniligini anlamak mumkun degil. Iki gundur sevdikleri her firsatta resmini cekmeye calistiklari kecilerden birini bugun yiyecekler. Bakalim bugunun aksami nasil gececek. 

Burasi Gito gibi bir yer degil ki verand da ya da salonda omrunuzun sonunda oturmak isteyesiniz. Gelince bu eve tikilip kaliyorsunuz. Yapacak hic birsey yok. Oysaki neler neler okumus duymus ve beklemistim. 
Saat 2 gibi geldigimi bu yerde paso, oku yaz. Evet bu da olsun ama bu kadar degil!

Normalde boyle durumlarda mutfakta surekli birseyler yaparim. Ama hic icimden gelmiyor. Nasil da kacmak istiyorum. 

Akşam keçi faslı bittikten sonra, yumurtayla karın doyurmaca. Çeşitli halay(!) garipliklerini seyrettikten sonra ciktim yattim. 
Cihan oylesine guzel baglama caliyor ki oysa:(

12.ci gun; Lelvani Gölü
Bugun yollar bizi Lelvani golune goturdu. Didingola'da evin karsisinda gorunen yamactan yukselerek 2850 metrelere vardik sonra arka tarafa dogru indik. Lelvani golu guzel bir golmus. Hava cok sisli ve bulutlu oldugu icin ise usuduk ates yaktik burada gole girenlerin isinabilmesi icin. Yol patika superdi. 

Donuste cayy tabii ki, sonra da yayla corbasi yaptim o guzelim yogurtla. Kuzine uzerinde pisirdigimiz patlican biber de super oldu. 

Ama gunun olayi keci sagma kismi idi. Ayse'den tam yagli keci peyniri aldim Nihan icin, sonra bize de aldim tabii ki. Havva'dan da keci tereyagi almistim. 
Ayse'nin kocasi Kemal abi'nin kecileri o beceriklilikle sagisini izledik bol muhabbet ettik. Yavru keciyi sevdik, kucagimiza aldik, hepsiyle hasir nesir olduk. Sonraaa sagma sirasi bize geldi. Cok degisik bir duygu. Sicacik memelerini elinizin icine alip, sutu yukari kacirmadan sikiyorsunuz ve sagiyorsunuz. Geldigimizde herkes yemek icin bizi bekliyordu. 

Aksama komsular bize geldi, tulum calindi horon vuruldu, kemence calindi sonra Cihan sazi aldi eline ve turku fasli basladi. 
Guzel bir gun oldu.

Ha daha ne kadar kalcam diye merak edenlere, biletimi aldim Pazar donuyorum.

13.cü gün, Avusor Yaylası

Bugün büyük gün sayılır, Altıparmak Gölü'nü aşarak aşağıya Dadala'ya oradan da Avusor'a ineceğiz. Yol oldukça çetrefilli. Bir geçit aşıyoruz. Ama yola çıktığımızda bizi böyle bir şeyin beklediğini kimse bilmiyordu.
Bir gün önceden akşamleyin brief vermek diye birşey olmadığı için Osman'da ne yazık ki, ertesi gün sizi nelerin beklediğini anca karşılaşınca görebiliyorsunuz.

Ve Didingola'dan çıkıp da göle varınca anladık ancak ne muhteşem bir güzelliği bizi beklediğini. Mükemmel bir gölmüş bu göl. Altıparmak Gölü. Günlerdir böyle bir gölün hayalini kuran ekip suya daldı tabii haliyle. Saçma olarak ise, Osman bugün göle girecek vaktimiz olmadığını tutturmuş durmuş. Kimsenin taktığı yok haliyle.

Neyse millet keyfini yaptıktan sonra tırmanışa başlayınca gördük, buranın çıkışı esaslıymış. Öyle böyle derken vardık Dadala'ya. 
Dadala yaylasında sadece ve sadece Dadala Pansiyon var. çölde vaha gibi bir yer burası.İnanılmaz güzel. 
Saatin de öğlen olmuş olması itibariyle herkes keşke yemeğimizi burada yeseydik dedi. Ama ne yazık ki Avusor'da Lütfü(!)'nün yerinde yiyeceğiz (yemek denirse ona!)
Dadala'dan Avusor'a inerken bütün grup koptu. Herkes bir dağdan iniyor aşağıya. İndiğimizde ise saat 3 olmuştu ve acıkan bünyeler kriz eşiğindeydi ve sonrasında Lütfü'nün saçma halleri ve yemek olmayan yemek ise herkesi çok üzdü.
Sonrasında ise ver elini çekirdek :D Bolca çekirdek yendi çayla:)

Ne yazık ki öylesine güzel başlayan yolculuk bu hale gelmişti. Göl kenarında grup lideri olacak müsvedde ile de tartışınca ne tadı ne tuzu kaldı haliyle.

Avusor'dan Muhammed abi aldı bizi arabayla. Tanıdık ve sevdiğim bir yüzü görmek çok iyi geldi. Sonrasında ver elini Ayder. Bugün bayram olduğundan Ayder coşmuş, inanılmaz bir kalabalık var. trafikten gidemiyoruz. Yer olmadığından Oberj'de kalamıyoruz Memişoğlu'nda kalıyoruz. Akşam Oberj'e uğradık. Bir iki horon muhabbet, çabuk bitti hersey.

Sabahsa Tar Deresi Şelalesine gittik, burada uzuuuunca takıldıktan sonra öğlen yemeği (sonunda güzel bir yemek) ve Gülsen ablalara vardığımda bir anda neşem yerine geldi.

Ohh insanın sevdiği insanların yanında olması ne mükemmel bir şey yaw :)

Benim uçak yarın, amcamların kızının doğumu geldiğinden Adıyaman'a gidiyorlar. Nasip kısmet. Bu sefer de olmuyor. Bakalım kısmeti ne zaman gelecek merak ediyorum.

Keyifli bir akşam ve ertesi gün sonrası, Ercan'larla havaalanına varış ve ver elini İstanbul.

Ertesi gün beni bambaşka maceralar bekliyormuş da haberim yokmuş :D

Yollarimizi renklerin ciceklerden bir aranjmam yaptim :D

Papatyalarin yeri ayridir;)