13 Eylül 2014 Cumartesi

Gece

Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,

Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...        


Ahmed Arif

10 Eylül 2014 Çarşamba

hatırlamak ve Unutmak...

"Hatırlamak için bir hafızamız varken, unutmak için elimizde hiçbir şeyin olmaması; hayatın bize attığı en büyük kazıktır."
demiş Murathan Mungan

Ne de güzel demiş...

9 Eylül 2014 Salı

Bircarluccuiossonrasi

Mis kokulu caydan ictim, Iki sicak bardak, biraz acik
Sildi sarabin izini,
Getirdi en aci aciyi
Sarap icince efkarlanir digerleri,
Bense cayin tavinda efkarli,
Boyle alinirdi acinin tadi…

5 Eylül 2014 Cuma

Kaleme hasret defterim

Bunlar onceki gun yasanip yazilmisti, yayini bugune kismetmis…
–•–
Cok yasayip az yazmak…
Defter ve kalemim hasret gideriyorlar bu aralar,
Bu aralar sıkça buluşup siirler yaziyorlar
Ne de guzeldir kagida surtunen kalemin sesi…

Bugun yine oyle bir gun, 
Yine kacis var siire
Beni dizeler pakliyor sadece

Defter yazdiklarimi buraya yazmayacagim
Burada tuslara dokunanlar kalacak
Okuyabilecekler icin fotografi olacak sadece…

Bu yazdiklarim siir degil, bu aralar her yazdigim satir, oluyor dize…



30 Ağustos 2014 Cumartesi

Yalın


demişti 'Özdemir Asaf'…

24 Ağustos 2014 Pazar

Yanlış

Aşk iki kişilik degil,
Onlar var, senler varsın
Çok kişilik bir düello bu,
Kimsenin hayatta kalmadığı…

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Mut

Ne guzel demisti Cemal Sureyya…

13 Ağustos 2014 Çarşamba

11.gun ve devami

Taslak olarak duran çok şey var ama önce Karadeniz  yazılarımı tamamlamak istedim :)

11.günde rotamız bizi Didingola yaylasında Koçdüzü'ne götürdü. Burada adalı göl var ancak burası da ayrıca bir yayla ve çok sayıda yaylacı (sadece erkekler suya giriyor kadınlar girmiyor) gölün kenarında. 
Ben de niyeyse çekindiğimden giremedim göle, zaten de balçık bataklıktı. Dolayısıyla sabahtan bikinileri içimize giymek pek anlamlı olmadı bu durumda. 
Yaylaya tepeden bakmak için çıktığımız sırt ise çok etkileyiciydi. Arka tarafa düşseniz cesediniz bulunamaz. O türden bir uçurum ötesi bir yer. Dehşet bi görüntü. Bulut bastı, sis indi derken hava da serinledi. Pek bi fantastik.
Bugün öğlen Adalı Pansiyon'da yiyecektik ama ne yazık ki yemek vermediler bize :D

Göl mevzusu sebebiyle konuşma sorunlu Osman'la kısa bir tartışma yaşadık ne yazık ki. Dönüşte patikadan değil yoldan yürüyerek vardık tekrar evimize.

Sabahin korunde bile her yerde silah atiliyor burada. Dunden beri surekli heryerde silah atiliyor. Cok korkutucu. Ha bir de silah atarlarken oyle yukari falan tuttuklari da yok. Bir teyzenin dedigine gore gecen yil bir cocuk taralanmis. Cok olasi!!!

Evimize geldigimizde Alime sebzeli bulgur yapmis, dunden kalan corba, yogurt vee Ahmet abinin sahane supanglesi ile yine cok doyduk. Ama donus yolunda hafif hafif bayilma hissi yasadim. Korkutmaya basladi. Sanirim dusuk seker problemi nuksetmis durumda. Bu aralar bal recel vs cok yedim galiba. 

Yemegin uzerine bir cay yaptim. Simde elimde cam fincanim bir yandan icerken bir yandan yaziyorum. 

Ha bu kadar mutsuz olmamin bir sebebi de aksama keci kesilecek olmasi. Bu insanoglunun caniligini anlamak mumkun degil. Iki gundur sevdikleri her firsatta resmini cekmeye calistiklari kecilerden birini bugun yiyecekler. Bakalim bugunun aksami nasil gececek. 

Burasi Gito gibi bir yer degil ki verand da ya da salonda omrunuzun sonunda oturmak isteyesiniz. Gelince bu eve tikilip kaliyorsunuz. Yapacak hic birsey yok. Oysaki neler neler okumus duymus ve beklemistim. 
Saat 2 gibi geldigimi bu yerde paso, oku yaz. Evet bu da olsun ama bu kadar degil!

Normalde boyle durumlarda mutfakta surekli birseyler yaparim. Ama hic icimden gelmiyor. Nasil da kacmak istiyorum. 

Akşam keçi faslı bittikten sonra, yumurtayla karın doyurmaca. Çeşitli halay(!) garipliklerini seyrettikten sonra ciktim yattim. 
Cihan oylesine guzel baglama caliyor ki oysa:(

12.ci gun; Lelvani Gölü
Bugun yollar bizi Lelvani golune goturdu. Didingola'da evin karsisinda gorunen yamactan yukselerek 2850 metrelere vardik sonra arka tarafa dogru indik. Lelvani golu guzel bir golmus. Hava cok sisli ve bulutlu oldugu icin ise usuduk ates yaktik burada gole girenlerin isinabilmesi icin. Yol patika superdi. 

Donuste cayy tabii ki, sonra da yayla corbasi yaptim o guzelim yogurtla. Kuzine uzerinde pisirdigimiz patlican biber de super oldu. 

Ama gunun olayi keci sagma kismi idi. Ayse'den tam yagli keci peyniri aldim Nihan icin, sonra bize de aldim tabii ki. Havva'dan da keci tereyagi almistim. 
Ayse'nin kocasi Kemal abi'nin kecileri o beceriklilikle sagisini izledik bol muhabbet ettik. Yavru keciyi sevdik, kucagimiza aldik, hepsiyle hasir nesir olduk. Sonraaa sagma sirasi bize geldi. Cok degisik bir duygu. Sicacik memelerini elinizin icine alip, sutu yukari kacirmadan sikiyorsunuz ve sagiyorsunuz. Geldigimizde herkes yemek icin bizi bekliyordu. 

Aksama komsular bize geldi, tulum calindi horon vuruldu, kemence calindi sonra Cihan sazi aldi eline ve turku fasli basladi. 
Guzel bir gun oldu.

Ha daha ne kadar kalcam diye merak edenlere, biletimi aldim Pazar donuyorum.

13.cü gün, Avusor Yaylası

Bugün büyük gün sayılır, Altıparmak Gölü'nü aşarak aşağıya Dadala'ya oradan da Avusor'a ineceğiz. Yol oldukça çetrefilli. Bir geçit aşıyoruz. Ama yola çıktığımızda bizi böyle bir şeyin beklediğini kimse bilmiyordu.
Bir gün önceden akşamleyin brief vermek diye birşey olmadığı için Osman'da ne yazık ki, ertesi gün sizi nelerin beklediğini anca karşılaşınca görebiliyorsunuz.

Ve Didingola'dan çıkıp da göle varınca anladık ancak ne muhteşem bir güzelliği bizi beklediğini. Mükemmel bir gölmüş bu göl. Altıparmak Gölü. Günlerdir böyle bir gölün hayalini kuran ekip suya daldı tabii haliyle. Saçma olarak ise, Osman bugün göle girecek vaktimiz olmadığını tutturmuş durmuş. Kimsenin taktığı yok haliyle.

Neyse millet keyfini yaptıktan sonra tırmanışa başlayınca gördük, buranın çıkışı esaslıymış. Öyle böyle derken vardık Dadala'ya. 
Dadala yaylasında sadece ve sadece Dadala Pansiyon var. çölde vaha gibi bir yer burası.İnanılmaz güzel. 
Saatin de öğlen olmuş olması itibariyle herkes keşke yemeğimizi burada yeseydik dedi. Ama ne yazık ki Avusor'da Lütfü(!)'nün yerinde yiyeceğiz (yemek denirse ona!)
Dadala'dan Avusor'a inerken bütün grup koptu. Herkes bir dağdan iniyor aşağıya. İndiğimizde ise saat 3 olmuştu ve acıkan bünyeler kriz eşiğindeydi ve sonrasında Lütfü'nün saçma halleri ve yemek olmayan yemek ise herkesi çok üzdü.
Sonrasında ise ver elini çekirdek :D Bolca çekirdek yendi çayla:)

Ne yazık ki öylesine güzel başlayan yolculuk bu hale gelmişti. Göl kenarında grup lideri olacak müsvedde ile de tartışınca ne tadı ne tuzu kaldı haliyle.

Avusor'dan Muhammed abi aldı bizi arabayla. Tanıdık ve sevdiğim bir yüzü görmek çok iyi geldi. Sonrasında ver elini Ayder. Bugün bayram olduğundan Ayder coşmuş, inanılmaz bir kalabalık var. trafikten gidemiyoruz. Yer olmadığından Oberj'de kalamıyoruz Memişoğlu'nda kalıyoruz. Akşam Oberj'e uğradık. Bir iki horon muhabbet, çabuk bitti hersey.

Sabahsa Tar Deresi Şelalesine gittik, burada uzuuuunca takıldıktan sonra öğlen yemeği (sonunda güzel bir yemek) ve Gülsen ablalara vardığımda bir anda neşem yerine geldi.

Ohh insanın sevdiği insanların yanında olması ne mükemmel bir şey yaw :)

Benim uçak yarın, amcamların kızının doğumu geldiğinden Adıyaman'a gidiyorlar. Nasip kısmet. Bu sefer de olmuyor. Bakalım kısmeti ne zaman gelecek merak ediyorum.

Keyifli bir akşam ve ertesi gün sonrası, Ercan'larla havaalanına varış ve ver elini İstanbul.

Ertesi gün beni bambaşka maceralar bekliyormuş da haberim yokmuş :D

Yollarimizi renklerin ciceklerden bir aranjmam yaptim :D

Papatyalarin yeri ayridir;)

9 Ağustos 2014 Cumartesi

Gun2 Firtina - Goboca -21/07/14 ptesi

Hopa heyamo otel. Tam karsimizda sahura kadar suren muzikli eglencelerden oturu sabah 4.43'ten sonra yattigimda artik uyuyabildim ve sabah 7.01'de alarm ile zor da olsa uyandim. Guzel bir kahvalti toparlanma ve 8.30'da hareket. Once anneleri eve biraktik Ardesen'e. 
Bugun Orban Koyu'nde itibaren basladik yuruyusumuze. Oncesinde Camlihemsin'de kucuk bir alisveris molasi, sonra yola devam ve Ortan'dan basladik yuruyuse. Camlihemsin'de bize katilan sevgili Ugur Biryol, konaklari anlatti. Bir tane oldukca etkileyici konak vardi Ortan'da. Yuz kusur yillik olmasina ragmen dimdik ayakta duruyor. Buradan sonra tirmanarak patikadan devam ettik. Yol epey dik. Bos bir yayla evine girmistik mola vermek icin. Burada guzel guzel oturuyorken yagmur bir anda oylesine siddetlendi ki, oturmaya devam ettik. Ancak yarim saat sonra bunun duracagi yok devam yola devam ettik. Ve tabii ki viccik viccik super islandik. Bir tek ayaklarim kuru kaldi. 
 
Patika boyunca Konaklar Koyu'ne devam ettik. 
Konaklar koyunde iki tane konak vardi yanyana. Birisi kullanilmiyordu ama kullaniliyor olan sahane idi.
 
Sonra bir anda karsimizda Kazim'i ve arabasini gorunce cok mutlu olduk. Buradan Sini Cafe'ye gittik oglen yemegi icin. Yemekleri gorunce bir anda kendimizden gectik. O arada da kuzineyi ateslediler tam super oldu. Ama o kadar cok islandim ki, goretex ceketim bile kuruyamadi bir bucuk saat sonra. 
Eger yolunuz buralardan geciyorsa yemeginizi muhakkak burada yiyin. Filiz abla ile Meryem abla harikalar yaratiyorlar. (Sini Yoresel Kahvalti ve yemekleri 0464 651 7236)
Isli Kete hazirliyordu Meryem abla acayip aklim kaldi. Icinde misir unu, ceviz, bal, pekmez karisimi konan, ucgen seklinde hamurun icine konarak hazirlanan bir sey. Pismis halini merak ediyorum. Ama o kadar doluyum ki :D
 
Yemekten sonra artik arabaniza binip Gobaca'ya geldik. Odalari kendimizi attiktan sonra fazla oyalannayip buradan Meydan Koyu'ne gittik ve Celal Amca'ya misafir olduk. 
 
Celal Amca'yi iki gundur dinliyoruz Okan'dan. Artik bayagi merak etmeye baslamistim.  Sonunda gidip gorduk kendisini. 87 yasinda Celal Amca ve halen dimdik cok da neseli, keyifli. Bayagi sohbet muhabbet ettik Celal Amca ve ogullariyla. Buraya gelirken yagmur yine cok siddetli yagdi ve biz yine islandik. Gerci bende panco oldugundan pek sikintim yoktu. Biz otururken Kazim geldi. Neyse en azindan donusumuz garanti :D
Celal Amca'nin sohbetine doyum olmuyor ama saat de aksam yedi bucuk olmus olunca artik gitme vakti gelmisti. 
Gobaca'ya vardigimizda saat tam sekizdi. Burada da Fatma teyze cok guzel yemekler yapmis. Ikinci alabaligi yiyince ben, etraftakiler bir bakmaya basladi noluyor diye. 
Cok guzeldi hersey. O mercimek corbasi, yediklerimin en guzellerindendi.  
Karinlar dolunca cayimi alip, sobanin arkasina gecip, gobegimi sevmeye basladim.

Gobaca Dag Evi;
 
Gunun ozeti;

3 Ağustos 2014 Pazar

gun9-la2 Komati -Egrisu 280714 ptesi

Gece harika uyunan uykunun uzerine sabah ki kahvaltiyi gorunce bir an cok sasirdim. Bes yildizli otel kahvaltisi Komati Sunay Otel'de. Burasi cok guzel bir yayla evi, Hasan'in disiyle tirnagiyla yol yokken yaptigi bir ev. 
Hasan otelcilik okumus, ailevi sebeplerden okulu yarida birakmis. Burasi onun icin ideallerinin gercek oldugu bir yer. Tum hayatini bu eve adamis. Yolu olmayan 1500metredeki yaylaya ev yaptigi icin en yakinindan en uzagina deli yakistirmasi almis. Ama yilmamis. Yapmis. Dort bes yildir aktif bir sekilde calisiyor artik Sunay Otel, iki once de yol acilmis. 
Hasan'in sabah hazirladigi kahvaltida bilmem kac cesit peynir zeytin yanisira bir kac cesit krep ve ev yapimi recelleri, yoresel yumurtali lezzetleri hersey mukemmel. Ben bugun pek ac olmadigimdan ufak bir tadina baktim, sahaneydi. O sofraya ac oturmak lazim :)

Bugun Egrisu Yaylasi'na cikacagiz. Kumanyalarimizi hazirladik, cantalarimiza binbir turlu diger esyalarin yanina onu da ekledik. Sabah dolu yagdi buraya, simdi ise gunes acmis durumda. Her an hersey olabilir yani. Tum kosullara hazirlikli olmak lazim. 
Guzel bir patikayla yola basladik. Sabah yagan yagmurdan oturu, taslar falan cok kayganlar. Duzgun basmak, dikkatli olmak lazim. Ayakkabilarin da saglam olmasi gerekiyor haliyle. Ancak risk almamak icin bir sure sonra taslarda birisi kayip dusmesin diye yola ciktik ve Egrisu Yaylasi'na bu yolu takip ederek gittik, o canim patikayi birakip.

Neyse, ciktik Egrisu'ya ve kumanyalarimizi yedikten sonra, bir guzel serinlettim yine mutlu parmaklarimi. Bir sure sonra zaten inise gectik. Egrisu 2060'taymis, Komati 1500'de idi, eh 500m yukselmisiz.
Iniste de yoldan indik. Guzel olan bir tarafi vardi ki, bogurtlenler. Evet yol boyunca bogurtlen doluydu calilar. Ve superlerdi.
Giderken uzaktan gordugumuz selalenin, sefer dibinden geciyoruz. 
 
Komati'de Sunay otelimize vardigimda guzel bir dus ve cay… Aksam yine dokturmustu yemekleri Hasan. Ellerine saglik. 
Bir Ozgur'umuz var burada. Kendisi burali ve konservatuvarda okuyor ama en onemlisi sahane tulum caliyor. Dun aksam da kucuk bir horon denemesi olmustu ama bugun cosmus durumdalar. Eyup abi sayisi bilinmeyen kadar bira ictikten sonra pek duracak gibi degil zaten.




Bugunun cicekleri;
Ve kirmizi mantar :)

Ben artik odama cekildim, yazilarimi yazip, biraz okuyup, cumburlop yatak. 

Sanli yagmurdan sonra simdi yildizlar cikti ve cezve yıldızı kendini gosteriyor. 

Iyi geceler Komati'nin yildizlari…