19 Nisan 2021 Pazartesi

KOÇ'um benim

Elimi sallamadan xxx koçuna çarpıyor.

Bir ara "Hayat kısa..." yazanlara şırrak yapasım vardı, şimdi de xxx Koç'uyum diyenlere şırraaak yapasım var. 

Hatta Koççum benim deyip elense yapasım da geliyor.

Agile Koçu, Yaşam Koçu, Beslenme Koçu, Mutluluk Koçu, Evlilik Koçu...

Devamını siz getirin, ya da getirmeyin, susun. Koçsanız sonsuza kadar susun. Ehehe ben de Aslan'ım, yerim seni hrrr.



5 Nisan 2021 Pazartesi

Akıl, Ruh, Dil

Akıldan geçen, Ruhta can bulan, Dilde çürüyen...

Sadece betimlemelerde bulunulabilen ama adını bulamayışlar, adlandıramayışlar. 

Şu sıralar yaptığım çokça şeyin yanında daha çokça yaptığım şey okumak. Sanki Fahreneit451 gerçek olacakmış da, geriye kitap kalmayacakmış gibi. Günde sayıları üçe varıyor kimi günler.

Ama midemde hasıl olan ağrının sebebi sözcükler mi? İşte o bilinmiyor. Ya da dile geldiğinde çürüyen o anlamlandırılamayanlar mı?

Fazla felsefe okudum sanırım şu sıralar, hiç bir sözü doğrudan ifade edemez oldum. Çünkü bir söz olarak söylediğimde sınırlanıyor o koskoca hisler, duygular, anlamlar düşünceler, bir kaç harfin yanyana geldiği, on kere okusan anlamını yitiren harfler topluluğuna dönüşüyor. 

Acaba hiç konuşmamak mı lazımdı, belki de hiç yazmamak. Düşünmemenin namümkünlüğünü biliriz netekim. 

Midem ağrırken mayalı yiyecek ve içeceklerin iyi gelmediğini tahmin ediyorum, ancak yine yeni yeniden belki de kötü gelmez diyerek deniyorum. Kötü mü bilmem ama iyi olmadığı da kesin.

Bir de baktım 2021'in ilkiymiş bu yazı, biraz daha ilham katmak lazım gelir. Geç kalmış bir yeni yıl yazısı. Gerçi 2020 ve 2021'de hayata geç kaldık ya biz.

Ya da belki o kadar hızlı gitmişiz ki aceleyle, şimdi bekliyoruz ki hayat bize yetişsin. 

Halbuki her şeyi ağır ağır, azar azar tüketmek lazımdı. Halen kendinlikten uzaklaşmadan. Evet biliriz herkes içinde başka bin türlü karakter, kişilik barındırırdı ama açık etmemek en iyisiydi eğer içindeki canavarı tanımıyorsan, tanışmıyorsan veya tanımak istemiyorsan. Belki de saklanan başka bir şeydi ama o kadar zamandır saklanıyordu ki, kendiliğinden uzaklaşmış bir canavara dönüşmüştü. Oysa ki, bir samimi anda bir itirafla en naif halini çıkarsan ortaya, bastırmasan derinlere, eminim sen de o da yani gerçek sen daha özgür, daha mutlu olabilir.

Gözlerine bakıp söyleyebilmek isterdim ama canavarın haşmetinden korkuyorum. Ve sana bir gün umarım bu cesareti kendinde bulup ruhunu özgür bırakabilirsin diye dilekte bulunuyorum.