25 Aralık 2011 Pazar

Rakı, CAN'dır!

Bunu bilir, bunu söylerim...

25 Ekim 2011 Salı

Hayat bir sorgulamadir

Kendini sorglarsin, kararlarini sorgularsin, yaptiklarini sorgularsin, yapmadiklarini sorgularsin, olanlari olmayanlari hepsini sorgularsin.
Sevdiklerini sorgularsin, sevmedikleeini sorgularsin.
Nereye gittigini sorgularsin, nereye gitmek istedigini sorgularsin, oldugun yeri sorgularsin.
Hayat net cevaplari olmayan bir test, ne dogrusu var ne yanlisi.
Dur bir dusun, sen yasiyor musun?

Nasil?
Emin misin? Bir daha dusun...

Sanki gunesim batiyor.

7 Ekim 2011 Cuma

Adim Adim maraton

Bu yil ilk defa Avrasya Maraton'unda kosacagim. Ama ne icin Adim Adim icin. Belki toplanan bagislarla bir kac cocugun hayatini da biz degistiririz.
Herkesin yapabilecegi bir seyler mutlaka vardir.
Www.adimadim.org

24 Eylül 2011 Cumartesi

Rusya'dan notlar

Bu notlari gezi esnasinda yazmistim kisa kisa. Lev Tolstoy gemisi ile St. Petersbourg'dan Moskova'ya Volga nehri boyunca yaptigimiz yolculuktan notlar...

Lev Tolstoy gemisi ile St Petersburg - Moskova

27/08/2011 Cumartesi
Gemiye giriste ekmek ve tuzla karsilandik, bir parca ekmek alip yedik. Evinizden ekmek ve tuz eksik olmasin demekmis. Bugune dair cok notum olamadi aksam yorgunluktan gece turunu kacirinca. St.petersbourg'un isikli yuzunu goremedik. Kismet bir dahaki sefere. Yarin gun yuzunu goruruz biz de.

28/08/2011 Pazar
Hermitage gunuydu bugun, kisa surdu ama aldik tadini az da olsa sonrasinda carin ailesinin mezarlarinin oldugu kliseye gittik, bir ortodoks klisesi. İceride 2. Katerina, petro vs bircogunun mezarlari vardi. Gemimize dondugumuzde kaptan kokteyli ile katanimiz ve diger murettabatla tanistik. Sampanyamizi icip nazdarovya dedik. Yarin tatbikat yapilacakmis.

29/08/2011 Pazartesi,
Bugun tatbikatimizi yaptik. Kontrolorumuz geldi bakti, begendi :) Mandrogi de indik saat 13.10gibi. Butun evlerin agactan ve cok hasmetli guzel yapilmis oldugu, oldukca turistik sirin bir yerdi. Piknik icin cok uygun bir yermis, mangalda balik cok lezzetliydi. Dolastik epey, kucuk hayvanat bahcesini gezdik, cayimizi kahvemizi ictik. Bu arada Rusya'da krep temel yiyeceklerdenmis. Biz de varisimizda visneli krep yedik cayla. Lezzetli ve hafifti. Simdi aksam artik, muzik dinletisi vardi ona geldik. Hergun bu tur aktivitelerle dolu. Cogu zaman gemide gectigi icin insanlari eglendirecek aktiviler koymuslar. Cok duzenli hersey ve profesyonel.

30/08/2011 sali

Bugun zafer bayramiii :) sabahtan 8 de Kiji adasina indik. Cok eski ahsap bir klise vardi. Unesco tarafindan dunya mirasi listesine alinmis. Alex, Turkce konusan Rus rehberimiz, bize kliseyi, evrimi, koy yasamini ve zorluklarini anlatti. Sobanin koylulerin hayatindaki oneminden bahsetti. Sobanin etrafindaki deliklerde sut dolu tencerelerin konarak yogurt yapildigindan, altinda beslenen tavuklardan alinan yumurtalardan, uzerindeki yatma yerinden, kenarindaki el yikama kosesinde tepesinde yakilan ince cubugun isigiyla altinda yuz yikandigindan bahsetti.

31/08/2011 carsamba
Bugun goritsy'e gittik. Krilov manastirini ziyaret ettik, donuste biraz alisveris vs yaptiktan sonra gemimizde yerimizi aldik. Klise sarkilari dinledik bu arada, ve bir kez daha takdir ettik.
Sonrasinda beyazgolu seyrettik, her yer gibi yine sahane manzaralar Asil eglenceli kisim ise gemide basladi. Bugun sarkilar ogrenme gunu, yarin da icra edecekmisiz. Kakyusa'yi ogrendik. Cok keyifli soylemesi. Aksam boyunca pratik yaptik:)

1/9/2011 persembe
Uglich'e vardik orada klasik manastir ve klise ziyaretlerimizi yaptik burasi saatleri ile unlu imis chaka saatleri, mekanik ve oldukca dayanikli saatlermis. Biz de saatcilere baktik ama begendimiz bir sey bulamadigimizdan almadik. Annem icin duvar saati aldim.
Aksamleyin kaptan kokteyli vardi, giyindik suslendik ciktik konferans salonuna. Sonrasinda yemege indik. Masalar suslenmis, hersey simsikir hazirlanmis, butun personel beyaz denizci kiyafetlerini giymis, jilet gibilerdi.
Bu aksam buyuk gun, performansimizi sergileyecegiz. Saat 9.30 da Kostroma barda yerlerimizi aldik, norvec grubundan sonra ikinci grup olarak sahneye ciktik. Once kakyusa, sonra hatirla sevgili ve ayva cicek acmis sarkilarini soyledik vee dans performansimizi sergiledik.

2/9/2011 cuma
Bugun moskova dayiz, sehrin kurulus yildonumuymus. Kizilmeydanin ortasinda gosteri icin platformlar kurulmus bu pazar gunu gosteri varmis. Su anda tum yarim saatlik serbest zamanimizi kizil meydanda dondurma ve krep yiyerek gecirdik.
Simdi kremlin muzesine giriyoruz.
Az once ogrendigimiz birsey; burada trafik polisleri her turlu hata icin rusvet alirmis ama alkollu arac kullaniminda kesinlikle almazmis ! Prensiplerimiz var.

3/9/2011 ctesi
Yagmurlu bir gune uyandik bugun. E dogru bugun Nazim'i ziyaret edecegiz ebediyet uykusunda. Fazla rahatsizlik vermeden iki karanfil biraktik mezarina. Biri gecmis biri gelecek icin olsun, biz simdide sureklenirken.
Huzunleri yuzumuzun arkasinda saklayip Moskova'da sokaklar gezdik, hepsine yabanci oldugumuz.
4 saat erken geldigimiz alandan eve ulasmamiz 10 saat surecek korkarim.

31 Temmuz 2011 Pazar

Yaz oldum Bodrum'a kondum

Yaz oldum, geldim kondum buralara. Bir deli ruzgar, bin dalgali deniz. Ben olmusum balik ama sisede degil denizde.

10 Şubat 2011 Perşembe

şu sıralar













yeni olmak,
hafif olmak,
çiçek olmak,
bahar kokmak
istiyorum
gözümü kapatıp, gönlümü açıp, içimi boşaltmak istiyorum
ağırlıklarımı atıp, yüklerimi satıp, ferahlamak istiyorum
gidip gidip gelmek, dönüp durup varmak, özleyip kavuşmak istiyorum

(yok)olmak istiyorum...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Anneyle üç gün ve tarifler - patatesli ve sade(yağlı) börekler

İlk günün maceraları kısa da olsa yazmıştım ve üç günün planını da özet olarak koymuştum. Ama her zaman olduğu gibi proje planında değişiklikler oldu ve bazı aktivitelerin zaman planında yer değiştirmeler gerçekleşti :)
Aslında mevzu şu; Pazartesi günü alışkın olmayan bu eller ve parmaklarla o kadar oklavayla hamur açınca ertesi gün ellerim acıyordu ve tekrar oklavayla hamur açmayı düşünemedim bile. Dolayısıyla anne hatunla beraber üçüncü gün ile ikinci günün programlarını değiştirdik. Köfteyi ikinci gün, ekmek ve katmeri üçüncü gün yaptık. Bu arada notarım yine 'A' söyliyim :)) Notlar abiler ve ablalardan da tescillidir :)

Köfte ve ekmek-katmer şöyle dursun daha ben patatesli böreğin tarifini vermedim, onu yazayım önce.
not1: Bu arada ben bunu tamamiyle kendime log olarak yazıyorum, ölçüler annemin yaklaşık ölçüleridir. Aynı ölçülerle yapmanız durumunda 6-7 kişilik şeyle yaparsınız haberiniz ola.
Mesela aşağıdaki miktarlarla 2 tepsi patatesli, 2 tepsi sade börek yaptık bilesiniz.
not2: Ben bunları en kolay hatırlayacağım şekliyle yazdım, size bazı yerleri gereksiz detay gelebilir :) Haliyle benim hergün yaptığım şeyler olmadığından böyle yazmazsam hatırlayamam:)

İşte gelsin;

Hamur için;

- yaklaşık 2 kilo unu elekten geçir
- 1 çay bardağı kadar tuzu ılık 1 tas suda erit yavaş yavaş una kat. Katarken parmaklarınla hamuru karıştır
- 2 litre kadar su koyduk hamura ama bir anda değil. Önce 1 litreyi koyduk yavaştan karıştırarak, sonra karıştıra karıştıra, azar, azar suyu yedirerek koyduk. Hamuru bir anda yoğurmaya başlamadık, sanki karıştırır gibi yaptık hep.
- Yanımıza su dolu tas aldık ellerimizi ıslatmak için,
- Hamuru yumruklarla, yukardan yumruk yumruk, yoğurduk. Kenarlardan ortaya toplayarak (bu arada leğenin hamuru kaldırdığımız yerini suyla ıslattık, hamur yapışmasın diye) tekrar tekrar yoğurduk.
- hamuru çamaşır çitiler gibi çitiledik (hamur daha güzel olurmuş)
- ellerimizi arada suyla ıslattık (unutma!)
- hamuru leğenin kenarından ortaya toplamak için, 4 parmak bitişik hamura takıp içe doğru çektik hep. Elimizi avuç yukarıya bakacak şekilde tutup, 4 parmakla hamuru kavrayıp yaptık bunu.
- hamurun kıvamı çok yumuşak değil, sert de değil, elimize alıp sıktığımızda parmaklarımızın arasından fışkıramayacak kadar yoğun, ve bence kulak memesinden daha sert bir kıvamda.
- hamuru en sonunda leğenin ortasına toplayıp dinlenmeye bıraktık. Üstüne de annemin önlüğünü serdik.
- 1 saat bekledi hamur

Sonra tahtayı koyduk ortaya, üstüne de un koyduk, leğenden hamuru eğiş(mala gibi birşey) ile alıp silindirler halinde tahtanın üzerine koyduk, limon kadar büyüklüklerde alıp, sol elimizin ortasına koyup sağ elle yuvarladık. Sonra bu yumakları muşambanın üzerine aralıklı olarak dizdik, birbirine yapışmasınlar diye. Üzerine ıslak bez attık, kurumasın kermeleşmesin diye.
Sonra yağımızı erittik, 2 tane margarin, 250 gram da tuzlu tereyağ koyduk erittik, sonra bir bardak kadar da sıvıyağ ekledik.
Kıl fırçayla tepsimizi yağladık, hazırladık. Sonra da sırayla yumakları alıp oklavalarla açtık.
Yumağı al, önce elinde bastıra bastıra aç, sonra unla ve kalın oklavayla aç biraz, sonra dola yuvarla, dola yuvarla. Biraz açılınca ince oklavayla soldan sağa dola, sağdan sola hızlıca aç. En sonunda da çarp çarp ve tepsiye koy. Böylece yuvarlak oluyor ve her yerinden açılmış oluyor.

Patatesli börek için
en alt ve en üst üç sıra yufka, aralara patates konuyor. Patates 3 sıra oluyor toplamda, patates araları iki sıra yüfka. Her yufka arası yağla ve kıl fırçayla yağı gezdir, dağıt, yay.
Yani;
-tepsiyi yağla, yufkayı koy yağla X üç,
- (patates koy,sonra yufkayı koy yağla X2) X3
- sonuncu sırada yine 3 sıra yufka olacak.
Toplamda 3p2p2p3 toplam 10 tane yumak kullanılmış oluyor.
En üstü için 2 kaşık yoğurt, 1 yumurta ve zeytinyağını karıştırdık, fırına girecek olanın üzerine sürdük, kaşıkla şekil verdik ve fırında yaklaşık 45 dk pişirdik, kızarınca çıkardık.

Patates içinin hazırlanması
- 2 kilo kadar patatesi soy, haşla(kaynayınca suyuna tuz at), süz, ez, tuzla
- 1 y.kaşığı margarin,
- 1 y.kaşığı tuzlu tereyağı,
- 1 tatlı kaşığı tuz
- 1 soğan, küp küp doğranmış
- 1 çay kaşığı pul biber
- 1 y.kaşığı domates salçası(az biber salçası da güzel olur:) )

Patatesleri soyup, haşlayıp, süzüp, ezip, hazırladıktan sonra tencereye yağları koy erisinler, soğanı koy, pişir, sonra pul biberi ve salçayı koy, sonrasında bir çay bardağı kadar sıcak su koy ve biraz karıştırıp baloncuk baloncuk kaynadığını gördüğünde patatesi koy, hepsiyle beraber kavur, ama patatesi karıştırırken hamur gibi yapma 2 dk sonra ocağı söndür. Soğumaya bırak.

Sade olanını yapmak için, yumak için bir küçük portakal iriliğinde yumaklar aldık. Hamurdan toplam 9 yumak oldu. Bir kömbe 5 yumaktan, diğeri de 4 yumaktan olacak demek ki.

Yumağı aldık, diğeriyle aynı processle açtık, çarptıktan sonra tekrar tahtaya koyup, yağladık. Yağ her yerine gelsin diye, bir kenardan tutup ortaya yapıştır çek işini, dört taraf için yaptık. Sonra zarf gibi ön arka katla yağla, sağ sol katla yağla, sonra da bohça gibi topla ve unladığın bir yere koy. Diğer 4 tane yumağı da bu şekilde hazırla ve diğer yumakların üstüne koy, sonra bunları toplu olarak al, tahtanın üstüne koy, elinle bastıra bastıra biraz aç, sonra unlayıp oklavayla sağa sola bastırarak aç, sonra sol eline al, sağla tahtadaki unu karıştır, en sonunda tepsi kadar açtığın hamura tepsiye yerleştir, yoğurdunu koy, süsünü yap ve fırına at.
45dk'da pişiyorlar, üstü kızarınc çıkarıyoruz. Missss gibi kokuyorlar.

23 Ocak 2011 Pazar

Karayım bugün...

Yazmak gereken,
Okumak gereken,
Görmek gereken,
Seyretmek gereken,
Yaşamak gereken,
Olmak gereken ne çok şey var...

Ne küçük dünyalarda büyük adamlarız, ne koca cihanlarda su damlaları,

Bu küçük hafızanın derin hazineleri, ne zordur terketmeleri,

Ruhun kaşıntışısı, canın sıkıntısı, için bunaltısı, hepsi bir olmuş zamanın darlığına sıkışmış.

Daraldım, yüreğim daraldı, içim daraldı
Sıkıldım,
yüreğim sıkıştı.
Eyletme beni, söyletme beni,

Karga gibi karayım bugün...

17 Ocak 2011 Pazartesi

Anneyle geçen bir gün ve patatesli börek macerası

Bugun 17 Ocak'11 Pazartesi. Aslında şu saatlerde Kartalkaya'da kayıyor olmayı planlamış iken, şu anda annemde ve börek yapma derdindeyim. Nasıl böyle olduğuysa, benim bronşit olmamdan kaynaklanıyor. Sevgili doktorumuz ve hemşiremiz tekrar dağa gitmemin benim için hiç iyi olmayacağını ve dinlenmem gerektiğini söylemeleri üzerine ben de bu üç günlük tatilimi annemde geçirmeye karar verdim. Hem zaten ilgi, sevgi, şevkat insanı iyi eder değil mi :)

Bu yazıya başlamamın sebebi de sabahtan beri annemden öyle inciler dökülüyor ki artık yazmak farz oldu. Hikaye şöyele;
Sabahleyin kahvaltı masasını hazılıyorken tam, şahane bir güneş doğdu, salon öyle güzel aydınlandı ki. Ben de
ben- a ne güzel güneş doğdu, hem yağmur yağıyor, hem de güneş açtı, bahar gibi
annem- tabii kızım bahar ayı geldi
ben- yok artık anne sen de naaptın, daha Şubat var, Mart var.
annem- eeey Şubat az, Mart yaz
dedi anne hatun. Ayten dumur :)

Sonra takvim yaprağını okudum (Saatli Maarif Takvimi tabii ki, başkası olmaz. Her yıl gidip İnkılap Kitapevi'nden alıyorum)
ben- bak anne 'haşaratın saklanması' yazıyor, daha hayvanlar yeni saklanıyor, hem de 'fırtına' diyor. Daha kışın başındayız.
annem- ....(yazmasam iyi olur)
Ne desem boş hep O haklı...

Bu kısa giriş, mevzuya küçük bir dalıştı. Eğer o patatesli börek (gerçi bizde 'kömbe' denir ama) nasıl yapılıyor derseniz, arkası yarın.

Bu arada ben sadece bugün için kömbe yapalım demiştim, ama annem benim üç gün izinli olduğumu duyunca üçüne de bir ders koydu. Şöyleki;
1. gün; Patatesli ve sade kömbe yapılacak - yapıldı, ders notu A,
2. gün: Beyaz ekmek (siz yufka ya da lavaş diyor olabilirsiniz) yapılacak - göreceğiz,
3. gün; dolma köftesi yapılacak - valla bunun sonunu ben de merak ediyorum.
İşte 3 günlük hızlandırılmış ve yoğun, anne yemeklerini öğrenme kursumuzun programı budur. Bakalım sınavları geçebilecek miyim? (bugünkünden yıldızlı pekiyi aldım :))
Bu hızlı kursun sonunda un mu, su mu, un mu, su mu diyecek galiba, şu karikatürdeki gibi.