20 Temmuz 2012 Cuma

:)


“Sende birşey var, bir canlılık, yuzunde birşey var, güzel birşey, böyle bi bahar gibi. Bi parlama gibi”

"Papatyalar vardı, ben de gördüm..."

10 Temmuz 2012 Salı

Olup bitenler, gelip geçenler...

Hayat enteresan akıyor şu sıralar. Bir hareketli, bir coşkun. Ama içi?

Unutmadan yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. En kolaylarından başlayıp, şu sıralar neler yaptım ettim ondan yazacağım.  Buraya madde madde yazdıklarımın her biri ayrı bir başlık olması gerekiyor. Umarım olacak bir gün.
18 Haziran'da Düsseldorf'ta bisikletler paketlenmiş, anılar önbellekte, bacaklar yorgun, yüzler güleç, kalpler mutlu olarak dönülür. Nasıldı diye soranlara cevap--> sağlamdı. Her açıdan. Bu turu yapabilmek tam bir sağlamlık gerektiriyordu, sinirlerinizin sağlam olması, bacaklarınızın sağlam olması, grubunuzun arkadaşlarınızın sağlam olması, aklınızın, duyularınızın, sabrınızın, sağlam olması lazım.
Çok güzeldi. Bu turun her günü tek tek yazıyordum. Eğer tamamlayamazsam bir iki foto ile kandırırım kendimi ben de :)

Sonrasında 24 Haziran haftasonusu vardı. Her yıl 24 Haziran'da yapılan seremoni bu yıl da yapıldı.

Sonraki haftasonu Küre Dağları vardı. Cumadan çıkıp gittik. Gidişimiz biraz zorlu oldu gerçi, kazalar ve yol yapım çalışmaları sebebiyle gece 4.20'de vardık YanıkAli Konağı'na. Çay çorba derken güneş doğduktan sonra yattık :) Ertesi iki günü nasıl anlatsam bilmemki. Herkesin gidip gezmesi görmesi gerekir. Küre Dağları Milli Parkı, bir Avrupa standardı olan Pan Park kapsamındaki tek milli parkımız. Ben de bunu WWF ve Ekolojik Turizmi Geliştirme Derneğinin sunumundan öğrendim.
Bu da ayrıca ve ayrıntıları ile yazılması gereken bir gezi oldu. aslında gezi esnasında aldığım notları direct mobil blog uygulamasından gönderebilirim :) Evet.

Sonra gelsin kampımız. Evet bu haftasonu yeni tanıştığım ve tanışmaktan dolayı çok mutlu olduğum bir grupla Ağva'da yaz kampı yaptık. Hepsi çok şeker ve eğlencelilermiş bunların. Her biri ayrı bir deli tabii. Ama ben delileri severim zaten :) Akıllı geçinen bana gelmez. Grubun içindeki uyum da çok başarılı. Birbirlerini oldukça iyi tamamlıyorlar. Her birinin ayrı bir yeteneği var. Hepsinin ortak noktası ise aynı dans okuluna gidiyor olmaları yani Dansorium. Kaliteli bir dans okulunu bilmeyen yoktur sanırım. Ben de horon dersine gitmiştim bir vakitler :) Severim horon vurmayı. Cumartesi gece yarısı 4.30'ta benim karnım ağrıyordu gülmekten, nefes alamıyordum artık. Arkadaşlar şahanesiniz. Sizi de ayrıca daha geniş yazacağım kısmetse :) Yine aldığım notları, günlüğümde tutmak yerine buraya göndersem diye düşündüm.

Gelen haftasonu mu? Hımm plan çok. Bakalım, düzgün bir grup toplaşırsa birşeyler yapılabilir. Planlarda neler mi var? Neler yok ki? Adalar, Podimalar, Kürelerler uzaar gider.

8 Haziran 2012 Cuma

GBI 2012'de Dusler Akademisi icin 1000 kmlik bisiklet yolculugu

Yarin Vodafone'dan 7 arkadasimla beraber Oslo gidiyorum, GBI 2012'ye katilmak icin. Oslo'dan Dusseldorf'a toplam 1000 km'lik mesafeyi bisikletle gececegiz, Dusler Akademisi yararina. Bizi desteklemek icin Dusler Akademisi'ne GBI 2012 aciklamali bagis yapabilirsiniz.
Tomorrow together with 7 friends from Vodafone, I'm going to Oslo to participate GBI 2012(http://www.gbi-ev.org/en). We will cycle 1000km to Dusseldorf, for Dusler Akademisi-Dreams Academy(http://www.duslerakademisi.org/). To support us donate to Dusler Akademisi with 'GBI 2012' explanation.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Hafiza ne karmasık birsey!

Hafizanin karmasikligi uzerine dusunuyordum da, 15 yil once ogrendigim bir telefon numarasini 15 yildir aramazken halen hatirlamak, ama 15 gun oncesine kadar, 15 gun araliksiz gordugum yuzu bugun hatirlamakta zorlanmak!!!
Hafiza aslinda tamamen sizin faydaniza calisiyor, 'gereksizse, sondur' yontemi uyguluyor.

18 Mayıs 2012 Cuma

Çamur

Bu aralar Çamur'a taktim. Çamurum çamursun çamur.
Bu arada bahsettiğim Çamur müzik grubu ve özellikle Sergüzeşt şarkısı.
'Bırak anlatayım şarhoşum öyle,
Sarhoşu da geçtim nolacak böyle
.....'

31 Ocak 2012 Salı

Maslak'ta bir vaha 'Maximus'

Maslak'ta çalışanlar bilirler, doğru düzgün yemek yapan bir yer bulmak zordur. Bunun için ben de bu yazıyı yazayım dedim. Maximus, Elif hanım ve onların ellerinden çıkan lezzetli yemekler. Pek böyle konularda yazmam ama bu bence kayda değer.Eğer bu civarda iseniz kesinlikle deneyin, bir sipariş verip bu kalite ve lezzeti deneyin, tadın. menünün sağ alt tarafına baktığınızda Elif hanımın özenini tekrar görüyorsunuz. Etler Balıkesir'den, tavuklar Banvit, somon şöyle, ekmekler ekşi hamur mayalı vs vs. Gösterilen özenin bir başka ispatı.

24 Ocak 2012 Salı

cevap veriyorum

- SES

Yani neymiş, 'ben dururum o gider', SES imiş.

18 Ocak 2012 Çarşamba

Annemden bir bilmece

Bu aralar annemden çalışıyorum. Bunlar kayıt niteliğinde girdiler gerçekten. Bugün bir bilmecem var çocuklar. Kısalığına biraz şaşıracaksınız.
Tatatataaaaa, geliyor

- Ben dururum, o gider?

Yazın bakayım cevapları...
Cevabı en erken yarın yazacağım :)

13 Ocak 2012 Cuma

Geçen yıldan kalan Dolma Köftesi tarifi


Bu konuyla ilgili en son yazdığım kayıda baktım da, geçen yıl Ocak ayıymış. Yani ben anne yemekleri kursunu alalı 1 yıl olmuş. Dolma köftesi, katmer ve ekmeği de hiç yazmamışım. Bugün dolma köftesini yazacağım. 

Öncelikle dolma köfte yapmak için gerekli malzemelerden bahsedelim.Köftenin içi ve dışı için malzememler ayrı ayrıdır. 
(Bu arada küçük bir not bunları annemle yaparken nasıl yazdıysam aynen koyuyorum!)

Köftenin İçi için(Aşağıdaki malzeme listesi yaklasık 40-50 tane dolma köfte yapılıyor);
- yarım kilo yeşil mercimek- ayıkla, temizle, yıka, sıcak suyla ocağa koy kaynasın, kaynayınca az tuz at. Çok pişmesin ocağı söndürdüğünde diri diri olmalı. Sıcak suyuyla bırak kalsın. Sonra kevgirden süzeceksin.
- bir buçuk kilo kadar patatesi soy, haşla, süz, ez, tuzla,
- 4 soğanı küp küp doğra hazırla
- yarım kilo dana kuşbaşı, küçük küçük doğra hazırla
- 50 gr kadar tuzlu tereyağı,
- 1/3 paket margarin
- 50 gr kadar, annemin kavurma yaparken üzerinden ayırdığı iç yağı
- 1 çay kaşığı pul biber
- 1 y.kaşığı domates salçası(az biber salçası da güzel olur:) )
Hazırlarken;
Önce iç yağını erit, içine eti koy, hızlı ateste et sulanacak ve suyunu çekecek, sonra tuz koy, margarini ve tereyağını ekle, erit, soğanı koy, pişir, 1 çay kaşığı pul biber koy, 1 yemek kaşığı salça koy, karıştır, sonrasında mercimeği süz ve ekle ve sonra da patatesini koy az katıştır, sonra ocaktan al ve soğumaya bırak.
Anneden önemli uyarı; Köfteyi yuvarlayıp hazırlarken içi de, bulguru(dışı) da soğuk olmalı. Yoksa, köfte pişerken çatlıyormuş!!!

Köftenin dışı;
Köftenin içini hazırlamaya başlamadan önce bunları tencereye koy.
- Bir tarafta bir kilo pilavlık bulgur ile iki kilo düğürcek bulguru(ince bulgur-bizde düğürcek denir) tencereye koy, tencerede bulgurun üzerini örtecek kada sıcak su koy, ocağa koy, kaynayıp suyu çekecek (bu işlem 2 dk sürüyor.) hemen atesi söndür, tencerenin kapağını kapat. Onlar şişecekler.
İç soğurken bir taraftan dışını hazırlayalım biz.
Tencerede bulgurlar iyice şişmiş, tepeye kadar çıkmıştır. Tencereyle bulguru genişce bir leğene boşaltalım, üzerine sıcak su gezdirerek dökelim (yarım bir lt kadar) iyice karıştır, sonra yuğur iyice, yumruklaya yumruklaya, çitileye çitileye. Sonra üzerine 1 kilo kadar unu ele, tekrar karıştır, yuğur. Çimento gibi olacak bu karışım. Suyu azdı, biraz daha su ekleyerek yuğurmaya devam ettik. Sonrasında büyük büyük toplar yaptık ve soğumaya bıraktık.
Hem iç hem de dış yeterince soğduktan sonra ellerimizi yıkadık, yanımıza bir tas su alıp ellerimizi iyice ıslatıp dış mazemesinden küçük limon kadar elimize alıp, önce ıslatıp sonra disk şeklinde açtık, sonra onu daha da incelterek yarım top gibi içini derinleştirerek açtık. Sonra içten dolu bir kaşık alıp koyduk ve yuvarlayarak kapattık, sonra yine ıslak ellerimizle iyice yuvarlayıp, tepsiye koyduk yaptığımız köfteyi.
Böyle böyle bütün köfteleri doldurup hazırıyoruz.

Yağı: Kahvaltılık tereyağını tavaya koy erit, köpürt sıcak sıcak köftelere dök.

Pişirmesi ve yemesi :)
Koca bir tencereye sıcak suyu koyuyoruz, kaynayınca tuz koyuyoruz, sonra da aldığı kadar köfte koyuyoruz, 5 dk kaynıyor hemen çıkarıyor, kevgire koyuyoruz, sıcak sıcakken üzerine tereyağını döküp servis yapıyoruz.

Dadından yenmez demeyip yiyoruz :) veee gergef gibi şişiyoruz :)

Efenim merak edenler için söyleyeyim, bu tarif sivas yöremizin nadide dolma köftesi tarifidir :)

2 Ocak 2012 Pazartesi

2012, hoşgeldim yaw :)

Buğün 2 Ocak 2012 Pazartesi. 2011 kayıtlarına baktım da geçen yıl pek verimli çalışmamışım blog açısından. Bu yıl, her ay minimum bir kayıt ile iz bırakmak hedefi belirledim kendime. bakalım yılın sonunda ne kadar tutacak. Umarım en az o kadar da yeni bir ülke, şehir, dağ dere tepe görmüş olurum :)
Ufak ufak şeyler var aklımda yazmak istediğim. Bunlardan birisi annemden özlü sözler (bazılarına sansür gerekebilir ama ben uygulamayacağım, o da okuyanın sorumluluğu artık :D ) ve belki onun şahane mutfağından bir iki tarif (ne çok meraklısı varmış). ama tarifler konusunda çok ümit vermeyeyim, yapmada ustayım ama yazmada o kadar değil (bu da çok iddialı oldu bee)
Ama olsun, u-mut-luyum.
Şu ortamda nasıl oluyorsa demeyeyim|demeyin. Umut olmadan, devamı olmuyor. Öğrendim.

Bu vesile ile ailecenek hepberaber, ilk defa (size garip gelebilir ama ablalar-eniste-yiğen-anne ile birlikte yeni yıla ilk defa girdim) ailecenek yeni yıllandım.

Efenim bu gecemizi güzel bir Fransız, Pinot Noir kızıllandırdı, başları dumanlandırdı tabii ki ama o başka bir blogun konusu.

İki satır yazayım dedim, baktım dört olmuş. 2012 size ne istiyorsanız onu getirsin, diyeyim ve kapatayım parantezi, paragrafı, yazıyı :)