28 Mart 2014 Cuma

Halil Cibran - Ermis

Gecmisimde olan ve gelecegimde de hep olmasini umdugum can arkadaslarimin hediyesi oldu bana bu kitap. T. Is Bankasi Yayinlarindan cikan, Halil Cibran - Ermis kitabi. Tezgahta gorunce heyecanim dilime vurmus ve istemsizce ellerimle sarivermistim inceligini.
Ve aldim. Ve okudum. 

Siz de okuyun, ruhunuz beslensin…

2 Mart 2014 Pazar

Kos maceraları 18-23 Ekim'13

Yayınlanamış bir KOS yazısı

Kos harita
2013 Kurban Bayramında gitmiştim buraya ve yazı da o zamana ait, ama blog yerine bir dosyada kalmış kendileri…
Buyrun, orjinal haliyle yazı budur.
------
Bana her gün bayram ama, olmayanlar var tabii ki. Genelde bayram seyran zamanlarında ya evdeyimdir ya da yurt semalarının ötelerinde. Bu sefer ise karışık oldu, hem ülkede hem değil.
Hedefte Kos vardı ve öyle de oldu nitekim. Ama tabii gezerken plan ve programdan uzak olan benden ötürü, yine sadece bir Bodrum bileti ile çıktık yola. Sabah 6.30 uçağı gerginlik yaptığından gece de uyutmadı ne yazık ki, uykusuz bir şekilde soluduk sabah 8'de Bodrum havasını. Havaş'la vardık Bodrum merkeze.
Yürürken bir de baktık ki Kos feribot bileti satan bir klube. Saat 9 olmuştu o arada. Feribot da  9.30'da kalkıyormuş. Oh ne ala. Bilet tek gidiş €15, aynı gün dönüşlü, €17, dönüş açık €25. Biz dönüş açık aldık. Ama pek mantıklı değilmiş aslında çünkü sabah Kos'a giden gemi, aksam da yolcusunu alıp dönüyormuş. Ekim olduğundan karşılıklı sefer yokmuş. Eğer sabah feribot ile dönmek istiyorsanız Maria Star feribotu ile dönebilirsiniz. Maria Star'la Kos-Bodrum €14, vergisi dahil. Kos'ta konakladıysanız eğer €3 bir vergi veriyorsunuz dönüşte, neden olduğunu anlamadığım.
kurutulan ahtapotlar
Kos'u iki kelimede anlatalım dersek 'turist adası' diyebiliriz. Nev-i şahsına münhasır bir şey yok, yani Sakız Adası gibi değil. Sakız adası inanılmazdı. Kos ise, Bodrum'un ada hali gibi. Ama tabii, daha düzgün insanlar, daha lezzetli deniz ürünleri, temiz ve güzel...
Her yerde bir minimum bir standart var.

Kos'u gezmek görmek ve biraz da sindirmek isterseniz üç gün yeter aslında Araba kiralamanızı öneririz. Ama merkezde olanlara atlamayın hemen derim. Oralardan aldığımız fiyatlar min€38 iken Hotel Veroniki'de, Auto Bank'tan aldığımız fiyat günlük €25 idi, full kasko da dahil olmak üzere.

Kos iskelesinde 'Hızır Reis' feribotundan indiğinizde, daha kalenin yanında yürürken muhtelif otel sahipleri sizi kapaklamaya çalışıyor. Ama eğer zamanınız varsa, adada biraz gezinin, otellere bakın, beğendiklerinizle konusun. Biz Hotel Veroniki'de kaldık. OK €25'ya. Sotiris, sabahları bir kahvaltı hazırlıyor inanamazsınız. Kocaman peynirler, domates, badem, biber, yumurta kek şu bu, tam tekmil süpper bir kahvaltı. Özellikle peynirlerin güzelliğinden ötürü benim kalbimi epey fethetti. Bir daha gidersem kesinlikle yine orada kalırım. Odalar her gün derlenip toplanıp temizleniyor. Kaç yıldız olduğunu bilmiyorum ama açıkçası yıldız sayısına değil hizmet kalitesine önem veriyorum.
Bodrum'da kaldığımız otelin yastığına kafamı koyamadım ne yazık ki, bir de Booking.com'da falan bulunuyor ama hiç tavsiye etmiyorum. Sevin Otel adı da. Aman uzak durun derim. Odaya girdiğinizde temiz gibi görünüyor ama yastığı elinize aldığınızda gerçekler yüzünüzde şaklıyor!.

Kos'a dönecek olursak, ilk gün uykusuzluktan ve yorgunluktan ikimiz de bitap durumda olduğumuzdan, öğleden sonra yediğimiz o muhteşem ahtapot, kalamar vs’yi sindirmeye çalışarak, akşam biraz dolanıp erkenden yatağa attık kendimizi. Bebekler gibi uyumuşuz.
Sabah kalktığımızda önceki günden, yağmurdan eser kalmamıştır. Gökyüzü masmavi, ışıl ışıldı. Kahvaltıya indiğimizde ise Sotiris'in mükellef ötesi hazırladığı kahvaltı ile akşam pek bir şey yememiş olan bünye şenlendi. Bu arada diğer masadaki çift, kiraladığı arabayı teslim alıyordu ki biz de daldık konuşmaya. Kiralama şirketinden olan adamla iki konuştuk ve biz de anlaştık. Yarım saat sonra arabamız otelin önündeydi. Süper isabetli oldu. Kahvaltıdan sonra eşyalarımızı arabaya atıp ilk bulduğumuz yola girdik.
Adanın merkeze yakın olan, yürüyerek gidebildiğiniz sahillerinde şezlong ve şemsiye için ücret talep etmiyorlar ama biraz uzaklaşınca bunlar €3-4 ücrete tabii oluyor.

Biz ilk gün kendimize Paradise Beach'i seçtik. İki şezlong bir şemsiye için €8 ödedik ve yukarıdan inanılmaz
Paradise Beach
görünen sularına daldık. Su öylesine kristal ki, her şey çok net. Paradise Beach meğersem buranın en iyi sahiliymiş. Bunu son günlerde kartpostal ararken fark ettim. Her yerde Paradise Becah'in kartpostalları satılıyordu. Bizse, tamamen tesadüfi olarak buraya geldik. Kısmetliyim işte :) Suya bir daha gireyim dediğimde ablam 'benim burada olduğumu unutma' dedi. Suya girdi mi çıkmayan ben, biraz geç anladım uyarıyı tabii :D Kayalıklara doğru yüzüp arka taraftaki koya geçtim. Buralar inanılmazdı. Sanki kocaman bir akvaryumda yüzüyormuşçasına çoktu balıklar. Orfozları gördüğümde, önce kendimden şüphe ettim, sadece dalarken görmüştüm orfoz. Ama burada bildiğiniz doluydu. Sonra tekrar bizim koya döndüğümde ise, işte rengarenk müren vardı tam altımda. Ben şok haldeyken, mürenin tehdit edici bakışlarıyla ağzını açıp kapayışını seyrediyordum. Tekrar tekrar baktım. Sonra uzaklaştım, ama neredeyse suyun içinde zıplayacaktım. Dalışta bile müren görmek ender olan bir şeyken, burada orfozlar, mürenler bildiğiniz cirit atıyormuş. Ne muhteşem!
Hava artık epeyi soğuduğundan sudan çıkınca yavaş yavaş otelin yolunu tuttuk. Duş ve ısınma muhteşem oldu.

Her gün başka yerlerde yüzdük ve o muhteşem deniz ürünlerini hüplettik ama akılda kalanlar;
Yenilenlere çok küçük bir örnek!
-Kos merkezdeki şahane deniz ürünleri yanında güzel canlı müziğini dinlediğimiz Psaropulo oldu. Ablamız pek bir döktürdü haliyle. Hem yemeklerin lezzeti hem çalışanların samimiyeti yaşanmaya değer! Son gün hoşça kal darken bizi zorla oturtup yaptıkları ikramlar şaşırtıyor insanı! 

-Kaynayan kükürtlü suya girdiğimiz yer de enteresandı ama daha enteresan olan ise burada tuvalet olmamasıydı. İnerken bir çocuk söylediydi ama öyle şey mi olur demiştik, olurmuş!-Adanın en batı ucu ve deniz ve rüzgârla locaya benzer şekillerde oyulmuş Agios Teologos ucu. Mutlaka gidin derim eğer bakir bir yer görmek istiyorsanız. -Ada bisikletle gezmek için çok ideal, her yerde bisiklet yolları var! Ve bisiklet kiraları da günlük €5 civarında, adayı bu şekilde şahane gezebilirsiniz J Güvenle bisiklet sürülebilecek bir yer.

Kalimnos'a gitmek istiyorsanız, Mastichari'den günde 5-6 kere feribot kalkıyor, burdan rahatca gidebilirsiniz. Biz düşündük ama zamanlamayı uyduramadığımızdan gitmedik. Fakat feribot yanaştığında inen tırmanıcılar direct kendilerini gösteriyorlardı! Bir daha ki sefere artık. 
Kos'tan her yere gidebilirsiniz!
Kos'tan diğer bir sürü adaya geçebiliyorsunuz zaten, bu anlamda tam bir hub! Tabii Ekim ayı sezon dışı sayılıyor bilesiniz!

Hipokrat Ağacı'nın fotoğrafını bulamadım ama söylenene göre Hipokrat bu ağacı altında sevgili öğrencilerine ders anlatır imiş!

Kapıdan vize ile ilgili de küçük bir bilgi: Bunu özellikle bilet aldığımız yere sordum; gerçek anlamda kapıda vize yok ama diyor evrakınızı bize veriyorsunuz biz sadece 15 günlük vize alıyoruz size, sonra adaya geçtiğinizde orada pasaportunuza vizeyi basıyorlar dedi. İlk aşamasını değil de son aşamasının gerçek olduğunu gördük. Feribottan indiğimizde kaptan, 'kapıdan vize alacaklar beni takip etsin' diyerek 5-6 kişiyi peşine takarak ilerlediğine gözlerimle şahit oldum!

Geçen günlerin özeti oldu bu da böylece. Üzerinden dört ay geçmiş olduğundan ötürü ancak hatırlanan başlıca noktalar yazılabildi. Siz de gidip kendi keşfinizi yapın öyleyse...

Agios Teodorakis manzarası ve restoranı
Agios Teodorakis ve doğal localar :)
Sevdiğimiz restoranımız
Osmanlı'dan izler, hemen sağında da Defterdar camisi var
Kos dağlarından güzel bir manzara
Feribot iskelesinden bile su kristal güzellikte!
Zia köyünden bir manzara
Bu kutuya attığım kartlar yerlerine ulaştı!! İnanılmaz ama gerçek!
Psaropoula
Psaropoula'da akşam müzik!
Restoranlar dizisi
Termal. kükürt dehşet kokuyor ama sıcak suyun kaynaması enteresan!

21 Ocak 2014 Salı

Hayata tutunmak

Kimi zaman bi sebepsiz gelir ya yasamak.
Iste tam o zamanlarda aynen boyle lazim gelir, hayata tutunmak…
*Fotograf Geyikbayiri'nin nadide dogasinda, cok kiymetli eller tarafindan cekilmistir. 
Tesekkurlerimizi sunar, sevgilerimi gonderirim burdan…

28 Aralık 2013 Cumartesi

Ishakkusu iyi geceler diler…

10 Aralık 2013 Salı

Butun arabalar beyaz buguuuunn...


Evet kar yagdi ve artik butun arabalar beyaz:)) nasil da uyandirdi ve sevince bogdu icimdeki cocugu.

Cocuklar gibi sendik...

Evet balkondan bakinca yilin ilk beyaz gogsunu kucakladik, mutlandik, umutlandik. 

Darisi heppinizin basinaa...
⛄❄⛄❄⛄❄⛄

25 Ekim 2013 Cuma

5-6 Ekim, Dedegöl denemeleri 3. bölüm...

Vee Dedegöl 3 - Tayten 0
dedegöl
İlk olarak bu yıl Nisan ayında denemiştik Dedegöl dağına çıkmayı. Ama Eğirdir'den dağın daha eteklerine varmışken öyle bir dolu yağdı ki, bırakın dağa çıkmayı, doluya batmadan Antalya'ya ulaşmak bir sınav oldu. Bu dolu altında mahsur kalmış bir teyze, iki de amca kurtardık arada.
Telefonlar çekmeye başlayınca da Antalya'da sel olduğu haberlerde çıkmış, aman gitmeyin diye aradılar :) E dağlarda dolu varken, şehir yağmurdan yıkılmış haliyle.

İkinci denememiz Eylül'de Karakaya'larda tırmanış yaptıktan sonra olacak idi ki, bu sefer Sarıkız nazlandı ve istemedi yol yapmak. Zorlamadık biz de haliyle ve Nihat ustanın yapıcı ellerine bıraktık kendisini.

önce yüzler gülüyor
Üçüncü, yani bu sefer 5-6 Ekim'de Sarıkız'ımız yine nazlı olduğundan hep beraber Montis'in Kara Şimşek'ine doluşarak tuttuk Isparta yollarını ve sabahın sekizinde başlayan yolculuğumuz keyifli duraklarla öğleden sonrasının güzel ışıklarında Dedegöl'ün eteklerindeki kamp yerine vararak sonlandı bugün için. İkinci gün önce geldiğim Ankara'da çok üşümüştüm ve niyeyse Eğirdir'in ve buraların daha iyi olacağını düşünmüştüm. Ha niye böyle düşündüm, onu ben de bilmiyorum. Demişler ya 'Ümit yiğidin ekmeği ye Memed ye', sanırım bundan ötürü.
kamp yeri
Neyse vardık kamp yerine ve kurdur çadırlarımızı. Ercan keyfimiz yerinde olsun diye, mutfak çadırı, küçük tüpler, tencereler, tavalar o kadar çok şey koydu ki, gören de üç aylık bir yere gidiyoruz sanar. H tabii bir de yolda gelirken aldığımız on kadar ekmek vs tekrar bir düşündürüyor' Beş kişiyiz ama onbeş kişilik yiyeceğimiz var :)
ateş yakıla
Çadırları kurduktan sonra ateş yakarken muhteşem bir güneş çıktı. Güneş tam da batmadan gösterdi o sarı güzelliğini. Dedegöl eteklerinde görüntü zaten muteşemken, güneşin eklediği bu sarılıkla bir anda masal diyarına vardık.İnanılmaz görüntülerin fotoğrafını çekerken, bir yandan da ateşler yakıldı.
Dedegöl'de gün batımı
Bu arada o kadar acıkmışız ki, çay hazır olduğunda peynir ekmeğe dalınca, akşama ayrıca yemek yapmaya gerek kalmadı.

Karanlık çökünce, soğuk daha çok ısırdığından herkes çadırına çekildi.

Gece boyunca fırtınayı dinledik, tabii sonuç olarak uyuyamadık. Çadırın söküleceğini sandım. Netekim bizimki iyiydi ama mutfak çadırı için pek öyle denemezdi. Sabah Ercan kalkıp fırtınadan duman olmuş mutfak çadırımızı toparlamış ve tekrar sağlamlaştırmış sağolsun.

Sabah 6.30' gibi kalkıp 7 civarında zirve yürüyüşüne başlamayı düşünüyorduk. Ama sabah fırtına halen devam ediyordu ve zirve kapalı idi. Bir süre bekleyelim belki rüzgar yavaşlar dedik ama pek umduğumuz gibi olmadı.
Dedegöl
suratlar düşmüş
Rüzgar buz esiyordu resmen. Dün gelirken ve akşam üstü kampta kar yağmıştı arada ama pek dikkate almamıştık. Fakat şimdi görüyorduk ki, buralarda çiseleyen kar yüksekleri epey sarmış ve devam etmekte.
Uzunca süre tartışıldı, düşünüldü ve sonuç olarak zirveyi denemeden vazgeçtik ve kampı toplamaya başladık.
Şimdi gözler Kovada Gölü'ne çevrildi. Daha önce Kovada'ya bisiklet turu yapmış ve çok keyif almıştık. Şimdi ise en azından gidelim biraz yürüyelim, belki yörük pazarı açıktır onu gezeriz dedik ve toparlanıp yola çıktık.
Napalım zorlamanın luzumu yok. :)

Kovada Gölü
Kovada manzara kulesi
Yolda elma ağaçlarından bir iki tane daha göz hakkı alıp kemirdikten sonra, artık Kovada'ya vardık. Etrafındaki rotadan yürüdük. Burası aynı zamanda ağaçlar hakkında bilgi almak için de güzel bir yer. Hepsinin altında ne olduğu yazıyor. Bir süre sonra siz de neyin ne ağacı olduğunu tanıyabiliyorsunuz.

Kovada'da dolandıktan ve manzara kulesine çıktıktan sonra dönüşe geçtik ve Yörük Pazarının yolunu tuttuk.

Bu yörük pazarı 700 yıldan beri kurulan bir pazar. Çevre civardaki yörükler ürünleri getirip burada satıyorlar. Pazar 700 yıldır aynı yere kuruluyor. İçinde ise inanılmaz
Yörük Pazarı
tandır
lezzetler gizli. Ben çaydanlık almak üzere bir tezgaha yönelmiştim ki bizimkileri kaybettim. Bulduğumda ise kuzu tandıra yumulmuşlardı. Bu pazarda kurulu tandırlar var ve pazar olduğu günlerde, tandırlar kuzularla doluyor ve etrafa salınan kokular çok cezbedici. Ucundan ben de tattım. Etçil birisi olmamama rağmen, lezzetine ben de şapka çıkardım :D

Sonra yollar ve öneriler bizi yavaş şehir(citta slow) Yalvaç'a getirdi. Yalvaç'da bin
Yalvaç Çınaraltı

Çınar
yıllık bir çınar ağacı var. Eğer giderseniz mutlaka ama mutlaka  bu ağacı görmelisiniz. Benim telefonun açısı yetmediğinden gövde ve dallarını alan bir fotğrafını çekemedim. Umarım siz profesyonel bir makineyle gidersiniz ve onun şahane fotograflarını çekersiniz. Çınaraltında önce güzel bir çay içtik. Sonra civardaki bir lokantaya girip ocaktan yeni inmiş ciğere yumulduk. Sonrasında tekrar çaycıya oturup, ciğeri sindirme çabalarını sergiledik.

Sultan Dağları
Artık dönme vakti gelmişti. Bir yola girdik ki sormayın. Akşamın karanlığında, sadece tekerleklerimiz genişliğinde toprak yoldan o dağlara çıkış ve iniş. Adrenalinli kısım meğerse dönüş yoluna saklanmış.
Size önerim 4x4 araçlarla macera aramıyorsanız bu yola girmeyin!

Ankara semalarında karanlık ve soğuk çökmüştü vardığımızda. Herkesi evlerine bırakıp biz de vardık sıcak duşa ve yatağa.

Sonuç olaraksa, Dedegöl Dağı'na çıkmak için üçüncü denememde yine geri adım atan ben oldum. Yani Dedegöl 3- ben sıfır. Ama bu bir maç değil haliyle. Dağ orada ve ne zaman istersem tekrar gidebilirim.

Kaçmıyor ya :D
Kovada'da sonbahar çiçekleri

Dedegöl

Eğirdir Gölü

Dedegöl'de gün batımı

Dedegöl'de gün batımı

Dedegöl'de gün batımı

Kara Şimşek

Mola

Yörük pazarında zeytin tezgahları pek bi zengin

tandır


Bu keyifli haftasonunda Montis Trips & Expeditions'ın her türlü imkanını kullanmamızı sağlayan arkadaşlarımıza buradan tekrar teşekkürler :)