dalış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dalış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2020 Perşembe

Yollar ve dalışlar

23-12-2019
Bugünkü rotam Puket’i gösteriyor. Oradan Khao Lak’a gideceğim. Saat 16.30’da tekne kalkıyor. Evet artık dalış zamanı. Pastanın üzerinde vişnede yani sıra😍
Chiang Mai’yi çok sevdim. Yine gelinir. Hatta özellikle bazı şeyleri yapmadım ki bir daha ki sefere bir şeyler kalsın diye. Gerçi zaten vaktim de yetmezdi ama kendimi biliyorum, istersem uyumadan yapardım bunları. Kalanlar, Doi Inthanon Dağı, Golden Triangle, özellikle bu ikisini kesin yapacağım. Ayrıca bisiklet turları buldum Chiang Mai’den Bangkok’a, Puket’e vs giden. Uzun bir zamanda bunlar da yapılır. Chiang Mai’de unutmamak istediğim yer ise Bowls and Breads. O mini minicik cafe muhteşem bir dünya. Çölde vaha. O salataları, sandviçi nasıl da özenli hazırlamışlardı. Süper butik minnoş bir yer. Gidenlerin kesinlikle uğraması gereken bir yer. Hele arada yahu normal bir şey yemek istiyorum arkadaş dediğinizde bulmanız gereken bir yer. 

Şimdi önümdekine bakıyorum. Harika bir tekne konaklamalı dalış turuna gidiyorum Similan ve Surin Adaları’na. Bu adalar dünyanın en iyi dalış noktalarından sayılıyor. Hem büyük hem küçük her şey var. Köpek balığından, mantasından, balık sürülerinden, nemolarından, yani ne ararsanız bulabileceğiniz bir yer. Reef bol, canlılık bol, ister derin ister sığ her şey var. Genelde de liveaboard’la yapılması önerilir. Çünkü iyi dalış noktaları kıyıdan uzaktalar. Benim turum 4gün 4gece bir tur ve 15 dalış içeriyor. Gün doğumu dalışlarından, gece dalışlarına kadar her saat dalış saati. İlk üç gün dörder dalış, son gün üç dalış. Cuma günü saat 5 gibi karaya dönüyor. Sonra bir gece Khao Lak’ta kalacağım. Haliyle tekrarlı dalışlardan sonra 24 saat deniz seviyesinden kalmak lazım. Ertesi gün akşam 10’da Bangkok uçuşu :)

Phuket’e Air Asia ile uçuyor. Aslında ucuz havayolu ama sanırım ben olabilecek en pahalısını aldım, 5200 küsür Baht ödedim. Ne yazık ki bizim bankaların internet satın almalarında ısrarla cep telefonunuza mesaj göndermesi zorunluluğundan dolayı bir türlü alamadım bileti. E çok uzak bir köyde olduğumdan ötürü de başka türkü olmadı. Neyse plansız olunca böyle oluyor. Olsun😂 Sonuç olarak uçaktayım ve muhteşem bir yere dalışa gidiyorum. 

Puket havaalanından Khao Lak yaklaşık 70km. Turun transfer saati bana uymayınca, kendi yolumu aradım ve paylaşımlı bir transfer buldum. Ben bookaway.com’da buldum ama transfer şirketi Green Andaman Travel, Khao Lak’ta ofisleri. Direct kendi sitelerinden de alabilirsiniz. Tek yön için 27$ ödedim. Otobüsle vs de ulaşabiliyorsunuz ama aktarma vs yapmak gerekiyormuş, gerek yok dedim. Accik daha verip daha rahat giderim😂 Saat 10’da transfer. 1saat 40dk sürüyormuş Khao Lak Explorers’ın ofise. 

Bu arada liveaboard turunu ben liveaboard.com’dan ayarladım ama yapan firma Khao Lak Scuba Adventures. Direct kendilerinden de alabilirsiniz. Sanırım fiyatlar aynı. Bakmak lazım. 
Benim yanımda sadece dalış bilgisayarım var, başka hiç bir şeyim yok. Onu da belki olur ya bir gün giderim suya diye almıştım yanıma. Liveaboard yapmak hiç aklımda yoktu. Şimdi tabii ful ekipman kiralayacağım. Olsun:) hallederiz, sıkıntı yok. Zaten ekipman istediğimi ve bedenimi bildirdim. Sigorta da istedim. Benimkinin süresi bitti. Buralarda sigorta zorunlu. Yoksa giremiyorsunuz suya. Ama sorun değil. Abiler işlerinde çok pro her şeyleri hallediyorlar. Sen paranı hazırla yeter. 
Teknede farklı kabin seçenekleri var. Dört kişilik banyosuz, iki kişilik banyoluya kadar. Ben iki kişilik banyolu seçeneğini aldım. O kadar da değil. Hostel gibi kalınmaz teknede de. Liveaboard teknelerinin yatakları ve banyoları zaten miniminnacık olur. Eğer üç gece ve üzeri kalacaksanız, bu dar yerler bir süre sonra fenalaştırabilir sizi. Dikkat!

Havaalanı çıkışında en sevdiğim şey nedir, adın yazılı bir kağıtla bekleyen biri:) evet transferim hazır. Başka kimse yok, kalktık gidiyoruz. 

Taksi şöförüne ısrarla sormama rağmen beni yanlış yere getirmiş. Olsun. Burada abla doğru yeri söyledi, sadece bir kaç dk zaten. Neyse oraya gittim adımı buldum. Desiler checkin 4’te başlıyor saat daha 10, siz dilerseniz eşyalarınızı bırakıp keyfinize bakın, deniz hemen şu yönde 5dk. Oo teklife gel:) alırım bi kulaç. Hemen bikinimi giyip, çantamı bırakıp çıktım. Upuzuuuun bir sahil var. Sahil herkesin. İşgal edilmemiş. İncecik kum, Patara gibi aynı. Su ılık, 27 derece falan vardır. Kalan son peynir ve zeytinle sandviç yapmıştım sabah, bunu yedim sahilde bir ağaç gölgesinde afiyetle. 

Sonra uzun bir yürüyüş yaptım ve denizin derin olabileceği bir yeri buldum sonunda. Sahilde çantamı bir gölgeye koyup, denize girdim. Yüzdüm keyiflice. Suda görüş çok kötü. Hatta yok desem yeri. Ama bir iki ufak kayanın dibine girdiğimde mini sarı kuyruklu melek balıkları minnakları gördüm. Çıktığımda rüzgar üşüttü biraz. Güneşe serileyim dedim ama kum o kadar ince ki, her yerinize giriyor. Az kumlu bir yer aradım ama mimkin deil ben de kayalıkların oralara yürüdüm. Biraz yengeçlerle oynaştım, sonra gölgede bir yer buldum ve çimenlik bir alana serdim havlumu ve yattım. İyi geldi. 

Saat öğlen 1’i geçince yine bir mide halleri başladı. Chum Poo Bar diye bir yer buldum. Ne hayallerle oturdum ne yedim. Kişnişle ciddi bir sorunum var. Ne yazık ki burada da çoook kullanılıyor. Çok baskın ağır bir kokusu ve tadı var ve benim midemi bulandırıyor. Dolayısıyla ne yediğim sarımsaklı ekmekten ne de jumbolardan hiç bir lezzet alamadığım gibi midem bulandı yine , dibine kadar ayıklamama rağmen. Böööhüü. 
Ama var yaaa bira buzzz. Muhteşem. Bir de koruyucu kılıf içinde geliyor ve ısınmıyor da. Sahibi Alman imiş. İşi biliyor kerata :D

Zar zor yiyip bitirdiğimde saat 2’yi geçmişti. Nasıl da çabuk geçiyor vakit. 
Bu midem için bir kahve içmem lazım ama burada içmeyeceğim. Oysa ki standard Pad Thai yeseydim bunlar olmazdı. Neyse denemeden bilemezsin, bilmeden gelişemezsin. Denemelerim olmasa kimbilir nerede kalmıştım. 

Saate bakınca artık gitme vakti dedim. Yürürken arada yandığımdan kendimi hızlıca suya attım, çıktım. İstikamet dalış merkezi Khaolak Scuba Adventures-KAS. 
Ben vardığımda operasyon başlamıştı. Yolda aldığım mango ve passion fruit suyuyla olaya giriş yaptım. Tombik abla elimdeki plastik kabı görünce pek mutlu olmadı. Ben de değilim ama şu memlekette yemeği bile poşette veriyorlar yaw.  

Abla yandakilerle işi bitince bana geldi. Sadece transferimle ilgili olarak turdan sonra napacan diye sordu. Sorunun sebebini anlamadığımdan nasıl yani dedim, tur sonrası Puket’e transfer yazmışlar bana da onu dedi, dedim yok burada kalıyorum, ertesi gün gidicem. Öyle işte ondan sonra gitti sevimsiz tombik. Sonra bir bebe oğlan geldi, Chris’miş adı. O da sigorta olayını sordu (bu teknede her soru için bir kişi var galiba). Yok dedim, bir iki form gösterdi doldurmam için. Ok dedim doldurdum. Sonra o da kayboldu. 
Tüm dalışım sorumlu müdürünü bekleyecekmişim, o gelip konuşacakmış benimle. İyi dedim. Sonra ünlü abi geldi, müdür, Xavier. Avustralya’lı bir genco. 
Ne kiralıycan, ne alcan ne vercen, sertifikan ne, kaç dalışın var vsvsvs sordu. Ben nitrox dalacağım. O gruba yazdı beni. İlk iki dalışı nitrox yapıp, sonra havaya geçeceğiz. Neyse bu da bitti, sonra bizi Miki ile tanıştırdı. Miki bize malzemeler konusunda yardımcı olacak. Tabii önce para para para. 5000 baht ödedim ekstralarım vs için. 
Sonra malzemelerimizi seçtik, denedik ve kasaya koyduk. ScubaPro Tone BC, en sevdiğim:) 

Sonra bir saat boş zaman. 6.15’de burada olun lütfen dediler 30’da hareketmiş. Bir kahve içip, az da alışveriş yapıp döndüm. 

Çantaları ve malzemeleri kamyon gibi bir araca yükledik, biz de bindik ve istikamet liman. Yarım saat sürdü yolculuk. Çinliler bağırarak konuşurken başıma ağrı girdi. 

Limana gelince terliklerimizi poşete attık. Tayland’da eve, dükkana vs ayakkabı ile girilmez. Sokakların halini görünce sebebi açık. 

Uzuuun bir tekne briefingi verdi Xavier. Güvenlik kuralları, tekne personeli, yemekler yapılacaklar vsvsvs. Bi bitmedi yani. Sonra hafif bir yemek. Sonra da malzeme kontrolü. Tüpümün analizini de yaptıktan sonra, ağırlıklarımı da ayarladım. Sanırım artık hazırım. 
Aslında ufak ufak yatmak lazım. Yarın dört dalışlı güEl bir gün olacak. Bugün de pek uyuyamadığımı düşünürsek:) 

24/12/19 Sali
Sabah 6.30’da kalktik ve gunun ilk briefing’ini aldik. Gruplar belirlenmis. Tik’le daliyoruz. Ilk nokta east of eden noktasi. Dalisin ilk dklarinda white tip sharkgecti aradan. Ayni kizildeniz gibi burasi. Sadece su daha bulanik. 

1 saatlik bir dalistan sonra ciktik. Nitrox kullaniyorum dalislarimda. Daha az yoruyor 32lik nitrox ayarliyorlar. Saglam akinti ve termocline var. epey usuttu, 21 dereceyi gorduk suda. Bırr. 3mm elbiseyle 22 derece su saka gibi. 

Guzel bir kahvalti yaptim dalistan sonra. Az biraz dinlendik derken ikinci dalis geldi. 
Deep Six’e daldik. 
Yine nitrox ve 1 saatlik bir dalis. Tik cok basarili ve burada her sey var. 
Ahtapot sebil, koccaman vatozlar var. 
kayanin altinda uyuyan bebek kopek baligi cok iyiydi. 

Elephant stone

Turtle rock

Day2 
Christmas point

Strong current, green monsters, hit the coral. Other have seen leopard shark😔we didnot. 

Koh Bon
Burasi harika bir yer. Duvar boyunca muhtesem bir canlilik var. 

The dome
Bu akinti degil baska bir seydi. Regulatoru agzimda tutamadigim bir akinti gormedim ben. Halatta asilirken kollarimin agridigini hic bilmem. Bir de bizimkiler akinti var diye flying fish e gitmezler cok komiks. 
The dome’a neresinden inersek inelim akinti dehsetti. Ton baliklarinin glass fish leri avlamalari sahaneydi. Baliktan buddymi gormedigim olmamisti hic. Inanilmaz bir sey. Murenler ahtapotlar bir sure sonra normal hale geliyor. Benim boyum kadar, 100’lu orfoz gruplari normal hale geliyor. Bu inanilmaz bir sey sahane. Unicorn fish vs zaten normal. Off of nerdeyim ben yaa. 

Dalışlarla ilgili sadece şöyle bir şey söyleyeceğim. 3.gün Surin adalarına gelip de sabah ilk dalışımızı yaparken o kadar büyülendim ki, o an orada ölsem, niye öldüm ben yaa demezdim. O kadar mutlu oldum. Nokta.


Barakuda sürüsünün küçük kısmı

cuttle fish - iki tane danacık

giant eel - kucaklayabilirsiniz

minnoşlar fırsat vermiyorki giant eel'i izleyelim

27 Şubat 2017 Pazartesi

Malaga, La Herradura dalışı


Üzerinden yılı devirdik ama olsun, kayıtlara geçsin Malaga dalışlarım. 
İş için gittiğim Madrid'ten trenle Malaga'ya geçtim dalış yapmak uğruna ve tam ekipmanım da yanımda elbetteki. Gitmeden epey okudum ettim, yazıştım vs.
Amacım ise Cebelitarık Boğazı'(Gibraltar)nda akıntı dalışı yapmak.  Ama tabii Aralık ayında olmadı olası şey oldu ve hava patladı. Fırtına, hortum sebebiyle Cebelitarık'ta dalış yapamadım. Ama daha içerde yer alan La Herradura bölgesinde yapabildim. 5 gün içinde tek bir gün güneş çıktı ve ben de o güne organizasyonumu yapmıştım neyseki. Geldiğim günün ertesi motor kiralamıştım ki gezerim fıtı fıtı diye ama o sel yağmurda çok olamadı ne yazıkki. Konuştuğum dalış okulu Fuengirola'da idi. Motorla yağmurda oraya gittim döndüm ama eziyetten başka bişi olmadı çünkü siesta olayını unutmuşum. Kapı duvardı. 
Ertesi gün karakolun önünden beni de aldılar ve yola çıktık. 1,5 saat sonra gibi vardık La Herradura'ya. 
Hazırlık briefing derken girdik suya. Su soğuk, 16 derece. Titretti accık. Ama calılık inanılmaz. Ne bekleyeceğim konusunda bir fikrim yoktu ama çeşit çeşit anemonlar, kızıl mercanlar, iri iri tavşanlar, oyuncu ahtapotlar çok ama çok keyifliydi. İki dalış yaptık birisi sol duvara diğeri sağ duvara olacak şekilde. İkisi de benzer profilde idi. Koydan bir iki metre bile açığa çıktığımızdaki hissettiğim akıntı boğazdaki akıntı konusunda çok küçük bir fikir verdi!

Dalış yaptığım okul AbySub idi. Ve dalış öncesinde, sırasında ve sonrasında doğru karar verdiğimi anladım. Araçta dalış noktasındaki olanaklar konusunda bilgilendirme yaptı, dalış önce malzeme kontrolunu yaptı, tüp hava ve malzeme kalitesi iyiydi. Üç tane briefing verdi. Dalışa giriş, çıkış, acil durum çıkış ve güvenlik briefingi. İçerik çok iyi ve doğruydu. 
Dalış esnasındaki iletişim, grubu kontrol iyiydi. Bu arada iki dalış için tüp ve ağırlık dahil toplam 50 euro verdim. Transfer de dahil. 

İlk dalışa girmeden önce güneş vardı ısındık güzel güzel, ama daha sonra bulutlandı hava ve soğudu ama yapacak birşey yok. 

Çıktıktan sonra çok oyalanmadan üst baş değiş, malzemeleri topla ve minibüse bin yaptık hemen daha fazla üşümeyelim diye. 
Yola çıktık, sakin güzel geldik. Bir daha sefere boğazda dalalım diyerek ayrıldık. Buraya tekrar geleceğime eminim :)
Ve foto paylaşımı için mail adreslerimizi aldık. Ve herkes gerçekten tüm fotoları gönderdi. 
Dört İsveçli, bir Türk, bir İspanyol olarak güzel anlaştık, güvenli dalışlar yaptık. 
Darısı hepimizin başına. Daha sıcak havada😂

16 Kasım 2016 Çarşamba

Seferihisar'da dalmış idim ben :)

Üzerinden vakit geçince anılar silikleşiyor. Silinmesine fırsat vermeden yazmak lazım. 15-16 Ekim16'da yaptığım Seferihisar dalışlarından enstantaneler. Buyruns

esti esti
Saros haftasonu sonrasında yaptığım listeden mümkün olduğunca devam etmek niyetindeyim. Ve bu yerinde duramayan bünyeyi bu sefer Seferihisar beklemekteydi. Hamdi hocanın telefonu vs aldıktan oooh hazır abla da aynı bölgeye gidiyorken yancı turizm olarak arabanın copilot koltuğunda yerimi aldım ve GPS'imi açtım. Çok keyifli bir yolculukla vardık atış noktasına. Ablacan önce beni bıraktı sevgili Atlantis Resort Club bünyesinde yer alan Teos Diving Hamdi Hoca'ya sonra kendileri karşı kıyıdaki otellerine doğru ayrıldılar. Ha tabii yol boyunca kendilerinin hiç aranmaması ama benin 4 kere falan, neredesiniz geldiniz mi vs diye aranmam epeyce eğlendirdi bizi. Güya sonradan konuya dahil olan ben idim ama beklenen de ben oldum.

fransız buddy
Neyse sonuç olrak Cuma akşamı Hamdi hocayla buluştum, dalış çantamı okula koydum, odamı aldım ve yemekte buluştuk. Fransız bir çift ile tanıştım o ara, adam da 4 yıldız dalıcıymış, ertesi beraber dalacağız büyük ihitimal. İstanbul'dan da grup geliyormuş vee bir de Emin hoca geliyormuş. Emin Bora Demirel. Saros'dayken ya sen Emin Hoca'yı tanımıyor musun diye bizimkilerin sordukları ama benim henüz kendisiyle nail olamadığım kişi.
Bu güzel haberleri aldıktan sonra yemeğimizi bitirdik ve ben ufaktan ayrıldım. Epey yorgunum uyumak istiyorum.

en iyi ekipman dalışa hazır ekipman
Ertesi sabah kahvaltı sonrası okula gittim. Bu arada Teos Diving, Atlantis Resort Club bünyesinde bir dalış okulu. İstanbul'dan gelecek olan ekip Cumartesi sabah vardılar ve tabii onların hazırlanması vs biraz vakit aldı. Bir de tabii hava fırtınalı ve bugün normalde pek gidilmeyen bir noktaya gideceğiz. Tekneyle yaklaşık 2 saat yolculuk edeceğiz. Bu fırtınada süper eğlenceli olacak. Ama Ahmet Kaptan işinin çok ehli ve teknesini iyi bilen bir kaptan. Güvendeyiz yani. Ama beynim donuyor

Emin hoca
esintiden, bere vs çok işe yaramıyor.

2 Saat yol sonrasında Cıfıt Adası Kalesi'ne vardık. Biz Emin hoca, eşi Ebru hanım, benim Fransız ve ben olarak 4 kişilik harika bir ekip olarak dalacağız. Ve çok güzel ve keyifli dalışlar yaptık beraber. Emin hoca zaten dalış noktalarını avucunun içi gibi biliyor. Seferihisar'da canlılık da fena değil ama asıl olayı her yerde mağaralar, delikler, pasajlar koca koca kayalar yani doğal yapısı çok güzel. Evet müren, ahtapot vs her yerde görebiliyorsunuz ama özellikle benim gibi, mağaraya girmeyi, deliklerden geçmeyi seven birisi için süper bir yer.

Cumartesi hava sertleştikçe sertleşti. Ve dönüşümüz de gidişimiz kadar şanlı oldu, uçuşa uçuşa.
Emin hocalar gider
Neyse sağ salim vardık karaya. Akşam yine bizim Fransızlarla sözleştik yemeği beraber yiyelim diye, yemek öncesi birer kadeh şarap, ve yemek esnasında bir kadeh daha. Ben Fransızca onlar İngilizce konuşuyor ve öyle anlaşıyoruz. Çok eğlenceli :) Sabah kahvaltıda buluşmak üzere ayrıldıktan sonra akşam için Emin Hoca'nın davetine icazet edeyim dedim ve okula doğru yol aldım 11 gibi. Gittim ki ne göreyim, herkes zurna olmuş. Masalarda dans edenler, kendini yere atıp dans edenler vs. Ortamda eğlence ve rakı gırla gidiyor. Ödül ve sertifika törenleri vsler yapıldı, herkese hakkı iade edildi derken alkolun kandan beyne sıçradığı anlarda benim de gözlerim artık uykuyu arar oldu. ufaktan kalktım ve kaçtım ortamdan. O kadar sarhoş olup bu kadar tanımadığım insanla eğlenemem zaten :)
E yarın da dalış var.
Neyse uykunun çağrısına cevap verdim ve güzelce dinlendim.
Hamdi hoca

Sabah yine bizim fransızlarla kahvaltı muhabbeti vs. Hava düne göre daha iyi ve düne nispeten daha yakın yere gideceğiz. Ama ben üşüyorum. Haydı hayırlısı.
Yine aynı dörtlü harika bir noktaya girdik beraber. Delikler mağaralar bacalar çok çok keyifli idi. Ama dalışın 20. dakkasında ben titremeye başladım ve artık kontrol etmekte zorlanmaya da başladım. Neyse sıkıntısızca dalışı bitirdim ve çıktığımda ikinci dalışa girmemeye karar verdim ve üstümü değiştirerek kurularımı giydim, güzelce beslenip bol bol sıcak içeceklerle besledim kendimi. Karaya gelince Aysel'e yazdım, ben hazırım vs diye. Sabahtan check-out'umu yapmıştım zaten. Çantayı da toplayınca süper hazırım.
Neyse Aysel beni aldı onların otele geçtik, orada danslar devam etmekte. Valsler, tangolar uçuşuyorlar, oralar.
Arada dansa kaldırmaya kalkan oldu ama sanırım ayağımdaki botlarım cesaretlerini kırdı. Daha cesaretli olanlar, sen konuda ısrarcı oldu ama tango yapmadığımı öğrenince ufaktan uzadılar.

Sonra yavaş yavaş toparlanıp dönüş yoluna vurduk kendimizi. Akhisar'da Ramiz'de yemek molası verdik, o ünlü köprüden geçtik yine ve gece yarısı olmadan eve vardık. Çok başarılı oldu.

Sonuç olarak çok çok keyifli ve güzel bir hafta sonu oldu. Emin hocayı tanıdım, Hamdi hocayla tanıştım, Mahmut hocayla tanışıklık pekiştirdim diyelim.

Darısı diğer dalışların başına olsun o zaman.
Bu sefer amacım Karaburun, Ayvalık vs yapmaktı ama üşütmüş olduğumdan cesaret edemedim. Fakat bir daha ki sefere muhakkak diyorum. 

25 Ekim 2016 Salı

Saros ve güzellikleri

8-9 Ekim'de Saroz'un soğuk sularında daldım YDM, Yalçın Dalış Merkezi'nde Alp ile (Alp Yörüker). İbrice limanına girdiğinizde dalış okullarını göreceksiniz zaten sırayla yanyana. İlerleyin ilerleyin iki üç okuldan sonra sağda göreceksiniz zaten. Alp ve eşi Seda dünya tatlısı iki insan.
Biz İstanbul'dan arabayla çıktık ve yolda bir çay molası sonrası, Yeni Muhacir'de verdiğimiz yemek molasından sonra akşam Keşan'a vardık. Burada Prestij Otel'de kalıyoruz. Üç yıldızlı ama yenilenmiş oldukça temiz ve düzgün bir otel. Tavsiye olunur.

Akşam kahve vs dışarda biraz takıldıktan sonra ben odaya gelip dinlenmeye çekildim. Sabah erkenden kalkıp, o güzel peynirler eşliğinde kahvaltımızı ettikten sonra İbrice'ye gittik.Burada Alp ve Seda ile tanışmış oldum. Çantaları çıkarıp, ekipmanları hazırladıktan sonra, rahvan rahvan hazırlandık. Bugün ilk dalışımızı Büyük Beyaz ile yapacağız.
Minare'ye gideriz diye konuştuk. Yani Minare dalış noktasına dalacağız. Hava mükemmel.

Saat 11'e doğru giyinip, malzemeleri de hızlı bota attıktan sonra, biz de yerimizi aldık ve Minare'ye giriş noktasına vardık. Suda ekipmanı kuşandıktan sonra inişie başladık. istakozlar vardı. En sonra Karadağ'da daldığımda iki tane gördüm diye çok mutlu olmuştum ama burada sayamacağım kadar çoklardı ve çok güzellerdi.
Daha ilk 20m'de istakozu görüp hocaya fenerle haber vermeye çalışıyordum ki, ona bana duvar boyunca olan diğer istakozları gösterdi. Duvarda her delikten iki tane istakoz anteni çıkıyordu. Duvardaki renkler inanılmaz sarılar, turuncular morlar yeşiller, rengarenkti. Bir de her birinden bana doğru uzanan antenler. 35mlerde bir küçük mağara gibi bir şeyin içine doğru bakarken ben tam burnumun önünden yüzerek geçen mığrıyla irkildim. Aman tanrım ne kadar da uzundu öyle. Hafif gri, mürene benzer upuzun bir mığrı. Daha önce hiç mığrı görmemiştim, çok fantastik bir canlı imiş. Oradan kafamı çevirip aşağı doğru baktığımda ise o kocaman orfazları gördüm. Zaten istakozlar ve mığrı aklımı başımdan almışken bir de o orfoz kocaman kocaman, salınarak kayanın altına girdi. Suda çığlıklar atıyordum artık. Amanın bu neydi böyle ya diye. Derken ilerlediğimizde, duvar boyu halen her deliktebir istakoz vardı.


Yarım saatlik planlamıştık dalışı ve emniyet beklememizi de yaparak tam 30. dakikada yüzeydeydik. Bota çıktık ve limana doğru giderken Büyük Beyaz, 99 yılından bu yana böyle bir dalış yapmadığını söyledi. Böyle bözek, mığrı ve orfozu çok uzun yıllardır görmüyormuş. Bense tarifi mümkün olmayan bir şekilde şaşkın ve mutluydum.

Öğleden sonra Alp ile çıkıp daldık, ilk dalış gibi değildi elbetteki ama yine ahtapotlar, istakozlarla dolu bir dalış oldu. Çok sert bir akıntıya denk geldik, 37 dakikada gidebildiğimiz mesafeyi 10dk'da dönmüş olduk. Kocaman kefali yemeye çalışan ahtapot çok komik ve çok güzeldi. Merak edenler için linki.

Ertesi gün de yine erkenden kalktık ve kahvaltı sonrası yola revan olduk.

Hava bulutlu gibi, sabahtan yağmur yağmıştı ve çok soğuktu hava ama İbrice'ye doğru ilerlerken birden tüm panorama değişiverdi. Hava sakinledi, gökyüzü güneşlendi. Her köse başında bir güzellik işte.
Bugün Alp ve Seda ile beraber çıktık zodyakla. İki dalış yapar döneriz dediğimiz için yedek tüplerimizi de koyduk tüpe ve Seda da zodyakta bekleyecekti, bu arada deniz güzel çalkantılı. Biz dalışa girdik yine keyifliydi, çapaları gördük, aslında çapayı demem lazım bir tane kalmıştı çünkü. Ama eşkinalar vardı yine, ve bir kabuğun içinde ahtapot yine çok eğlenceliydi. Sonra emniyet beklememizi yapıp bota çıktığımızda Seda bembeyaz olmuştu, çalkantıdan midesi çok bulanmış. Öyle olunca ben de ikinci dalışı daha sonra yapalım diye önerdim, karaya çıkalım biraz ısınalım, dinlenelim vs. :) Isınmak lazım su
18 derece, soğuk be ya.

Karaya geldiğimizde güneş iyice açılmıştı, biraz fazla yayıldık sanırım, acaba ikinci dalışa girmesem mi yanılsamalara girdim ama bunun beni durdurmasına izin vermedim ve limandan çıkınca hemen sola döndüğünüzde çok yakın bu sefer dalış noktamız. Seda da toparlamış vaziyette, geldi bizimle. Bu sefer çok bişi yoktu ama suda olmak güzel yine de, Şeytan kayalıklarını da görmüş oldum :D

Döndükten sonra toparlanmayan bir ben kalmıştım. Hızlıca eşyaları toparlayıp çantaya tıktım ve yola düştük tekrar. Önce yine Yeni Muhacir'de yemek molası verdik, daha sonra da Yaman Peynircilik'te durduk ve peynir aldık. İnek ve Keçi peyniri inanılmaz güzel. İnek olanı özellikle takdire şayan.

Daha sonra kapımın önüne kadar bıraktılar sağolsunlar. Görüşmek üzere diyerek ayrıldım.

Yolculuk ve dalışlar çok keyifli ve güvenliydi. Yakın zamanda tekrar etmek dileğiyle diyorum.

Siz de eğer halen Saros'a gitmediyseniz, gidin Alp ile suya girin ve keyifli güvenli şahane dalışlar yapın.

20 Eylül 2016 Salı

Karadağ mıydı o?

Malta'da solo olarak takılıp, muhteşem dalışlar yaptıktan sonrasıra Karadağ'a gelmişti.

Karadağ hem dalış, hem gezi hem eğlenceydi benim için. Tek odak dalış değildi ama yarısıydı diyebiliriz. Dalışlar öğlen bitiyor ve öğleden sonrası size kalıyor.

Budva'da kaldık ve Budva Diving Montenegro ile daldık. Malta'daki gibi olmasa da iyilerdi. Form vs imzalamadık, kartlarımız sorulmadı! Ama detaylar konusunda dikkatli ve iyilerdi. Fakat bizimle dalan Ruslardan neredeyse nefret ettik. Çok kaba, dalışta su altı canlılarına karşı çok kötülerdi. Uyarılmalarına rağmen ertesi gün aynı saçmalığı bir diğeri yapıyordu, ne yazıkki briefinglerde su altı yaşamına ve saygı gösterilmesine dair en ufak birşeyden bahsedilmemesinin eksikliğinin de bir sonucuydu belki. Bir keresinde istakozu anteninden çektiğini gördükten sonra çıldırası geliyor insanın.

Budva kıyıları o kadar canlı ki. Her yer mağaralar ve tünellerle dolu. İstakoz, ahtapot şu bu kaynıyor. Posedonialar almış yürümüş. Ancak eğer böyle kirletmeye devam ederlerse çok uzun dayanmaz gibi. Denizin hızla kirlendiğini dışarıdan görebiliyorsunuz.

Biz güzel dalışlar yaptık ama. Son gün fırtına çıktı ne yazıkki ve ikinci dalışımızı yapamadık, bitirdik. Olsun biz yağmurda da aynı keyfle daldık ki zaten :D
Su altında ve üstünde neler yapmadık ki :D

Budva geceleri ünlü demişlerdi ama gitmeyene kadar anlamıyormuş insan. Kooop kop kopuyorsun. Her yer klüplerle dolu. Sen yürürken bir anda önünde dev gibi bir adam duruveriyor ve elinden tutup piste çekebiliyor seni. Bir anda zıp zıp zıplarken buluyorsun kendini. Ah o son üç viskiyi içmeyecektim ama :) Ne olduysa ondan ötürü. Çok eğlendim mi evet.

Yahu burada bu kadar güzel deniz ürünleri yapıldığını bilsem önceden gelirdim. Burası ne çılgın ve ne kadar güzel pişiriyor bu deniz kabuklarını böyle. Dehşetengiz idi. Deniz kıyısında Jadran diye bir restoran var. Aman ha yemeden dönmeyin. Fakat ne yiyin, efendim buzara soslu midye yiyin, ahtapot ızgara yiyin, kalamar ızgara yiyin, levrek yiyin diğer balıkları yiyin (deniz ürünlü makarna yemeyin, ben sosunu beğenmedim)
Ayrıca o muhteşem beyaz şaraplarını için. Sanki bardağa şarap değil de kupaya çay dolduruyorlarmış gibi dolduruyorlar kadehleri. Herşeyin gramajı çok yüksek. Ve bir standarları var, hep aynı miktarda geliyor. Mesela midye yarım kilo, kalamar 8 tane gibi. Muhtemelen onun da bir gramajı var ve tamamlamak için bazen 7, bazen 8 tane geldi. Fakat deniz ürünlüleri, yumuşakçaları ve kabukluları seviyorsanız Montenegro bir cennet ülke. Ve fiyatlar inanılmaz uygun. Üç kişi dibine kadar yiyip içiyorsun ve hesap 60Euro geliyor. Ve kalitesini de görünce buraya sadece yemeğe bile gelinir diyorsun. Bir de Kaş'ta ahtapot yapmayı bilmeyen restoranda o pul biberi dökülmüş kötü ahtapotları düşünüyosun. Oooof of yani. Keşke o mekanların sahipleri de geziyor olsalar ve Meis harici bir yere gitseler de görseler.

Neyse sonra ertesi gün Kotor'a gittik. Amanın burası nasıl da bir cennetmiş böyle. Neyse ki önceki günkü yağmur fırtına bugün de devam etmedi ve Kotor'da çok keyiflice gezdik, dolandık, yedik ve içtik tabii ki yine yeni yeniden.

Ama Kotor'dan alacağımız var. Bir daha ki sefere özellikle burası için gelinecek ve bir kça gün buralarda dolanılacak.

Netekim Montenegro, Karadağ çok keyifli geçti. Bir de şu çantaların ikisinin birden parçalanma durumu olmasaydı daha güzel olacaktı ama ne yazık ki oldu. Onu da çözeceğiz artık.










13 Eylül 2016 Salı

Malta'da hayat…

Valla eğer dalmıyorsanız sıkıcı ama eğer dalıyorsanız… işte o zaman herşey ama herşey değişiyor. Bir haftadır buradayım. Suda çığlıklar attığım oldu, çok ciddi problemlerle karşılaşıp, bir şekilde yürütüp dalışı sağlıklı ve güvenli şekilde bitirip  sağlıkla çıktığım dalışlar da.

En ama en güzeli Gozo'daki Blue Hole dalışı idi, en unutulmazı ise Gozo adasındaki Karwella batığına giderken hemen reef'in altında gördüğümüz Mavi Köpek Balığı(Blue Shark). O anda kameranın düğmesine bastım ama balık pek görünmüyor fakat benim çığlığım çok net duyuluyor :D 😂

Burada New Dimension Scuba okulu ile daldım. Fena değiller sadece biraz samimiyet eksikleri var ama güvenlik vs anlamında oldukça iyiler. Ayrıca hep nitrox dalışı yapıyorsunuz, bu güzel. Hava benim olduğum günlerde çok değişken idi. İlk günler fırtına vardı. Dolayısıyla, dalış yeri seçmedeki becerilerini böylece görmüş oldum. Batık dalışı severler için bir cennet burası. Ha ayrıca advanced dalıcıya advanced muamelesi yapıyorlar. Öyle naz niyaz yok :) yok elinden tutayım yok koluna asılayım falan teklif dahi etmeyin. Arada başıma geldiğinden diyorum bunu. 

Ayrıca zaten iyi bir advanced olmadan da gelmeyin derim. Güzel şeyler de hep derinde.

BlueHole'deki magara cikisi
Gozo'ya gidip Blue Hole yani Mavi Delik'e de dalmadan dönmeyin. Batık sevdalısı bile olsanız Blue Hole herşeyi değiştirecektir eminim. Muhteşem bir doğa var suyun altında. Zaten 16 metrelik bir deliğe dalarak başlıyorsunuz. Sonra aşağıda kocaman bir mağara var. Zifiri karanlık.  Orada dolaştıktan sonra inanılmaz güzellikteki Arc'ın altından geçiyorsunuz. Kafanızı kaldırıp yukarı bakmayı unutmayın. Yoksa nereden geçtiğinize dair fikriniz olmadan geçer gidersiniz. Sonra tüneller, yarıklardan geçerek devam ediyor ve aynı rotadan dönerek geliyorsunuz. Dalış boyunca aklınız çıkacak o duvarlardaki mor mercanları calılıkları gördükçe. Su soğuk, 18 derecelerde genelde. Eylül'ün ilk haftası için epey soğuk ama burası böyleymiş. Olsun idare ettim yine de hibrit içlikler vs ile. 

Gece hayatı şu bu bunlardan bahsetmeyeceğim😆
Onu kendiniz yaşayın görün.