30 Ocak 2020 Perşembe

Yollar ve dalışlar

23-12-2019
Bugünkü rotam Puket’i gösteriyor. Oradan Khao Lak’a gideceğim. Saat 16.30’da tekne kalkıyor. Evet artık dalış zamanı. Pastanın üzerinde vişnede yani sıra😍
Chiang Mai’yi çok sevdim. Yine gelinir. Hatta özellikle bazı şeyleri yapmadım ki bir daha ki sefere bir şeyler kalsın diye. Gerçi zaten vaktim de yetmezdi ama kendimi biliyorum, istersem uyumadan yapardım bunları. Kalanlar, Doi Inthanon Dağı, Golden Triangle, özellikle bu ikisini kesin yapacağım. Ayrıca bisiklet turları buldum Chiang Mai’den Bangkok’a, Puket’e vs giden. Uzun bir zamanda bunlar da yapılır. Chiang Mai’de unutmamak istediğim yer ise Bowls and Breads. O mini minicik cafe muhteşem bir dünya. Çölde vaha. O salataları, sandviçi nasıl da özenli hazırlamışlardı. Süper butik minnoş bir yer. Gidenlerin kesinlikle uğraması gereken bir yer. Hele arada yahu normal bir şey yemek istiyorum arkadaş dediğinizde bulmanız gereken bir yer. 

Şimdi önümdekine bakıyorum. Harika bir tekne konaklamalı dalış turuna gidiyorum Similan ve Surin Adaları’na. Bu adalar dünyanın en iyi dalış noktalarından sayılıyor. Hem büyük hem küçük her şey var. Köpek balığından, mantasından, balık sürülerinden, nemolarından, yani ne ararsanız bulabileceğiniz bir yer. Reef bol, canlılık bol, ister derin ister sığ her şey var. Genelde de liveaboard’la yapılması önerilir. Çünkü iyi dalış noktaları kıyıdan uzaktalar. Benim turum 4gün 4gece bir tur ve 15 dalış içeriyor. Gün doğumu dalışlarından, gece dalışlarına kadar her saat dalış saati. İlk üç gün dörder dalış, son gün üç dalış. Cuma günü saat 5 gibi karaya dönüyor. Sonra bir gece Khao Lak’ta kalacağım. Haliyle tekrarlı dalışlardan sonra 24 saat deniz seviyesinden kalmak lazım. Ertesi gün akşam 10’da Bangkok uçuşu :)

Phuket’e Air Asia ile uçuyor. Aslında ucuz havayolu ama sanırım ben olabilecek en pahalısını aldım, 5200 küsür Baht ödedim. Ne yazık ki bizim bankaların internet satın almalarında ısrarla cep telefonunuza mesaj göndermesi zorunluluğundan dolayı bir türlü alamadım bileti. E çok uzak bir köyde olduğumdan ötürü de başka türkü olmadı. Neyse plansız olunca böyle oluyor. Olsun😂 Sonuç olarak uçaktayım ve muhteşem bir yere dalışa gidiyorum. 

Puket havaalanından Khao Lak yaklaşık 70km. Turun transfer saati bana uymayınca, kendi yolumu aradım ve paylaşımlı bir transfer buldum. Ben bookaway.com’da buldum ama transfer şirketi Green Andaman Travel, Khao Lak’ta ofisleri. Direct kendi sitelerinden de alabilirsiniz. Tek yön için 27$ ödedim. Otobüsle vs de ulaşabiliyorsunuz ama aktarma vs yapmak gerekiyormuş, gerek yok dedim. Accik daha verip daha rahat giderim😂 Saat 10’da transfer. 1saat 40dk sürüyormuş Khao Lak Explorers’ın ofise. 

Bu arada liveaboard turunu ben liveaboard.com’dan ayarladım ama yapan firma Khao Lak Scuba Adventures. Direct kendilerinden de alabilirsiniz. Sanırım fiyatlar aynı. Bakmak lazım. 
Benim yanımda sadece dalış bilgisayarım var, başka hiç bir şeyim yok. Onu da belki olur ya bir gün giderim suya diye almıştım yanıma. Liveaboard yapmak hiç aklımda yoktu. Şimdi tabii ful ekipman kiralayacağım. Olsun:) hallederiz, sıkıntı yok. Zaten ekipman istediğimi ve bedenimi bildirdim. Sigorta da istedim. Benimkinin süresi bitti. Buralarda sigorta zorunlu. Yoksa giremiyorsunuz suya. Ama sorun değil. Abiler işlerinde çok pro her şeyleri hallediyorlar. Sen paranı hazırla yeter. 
Teknede farklı kabin seçenekleri var. Dört kişilik banyosuz, iki kişilik banyoluya kadar. Ben iki kişilik banyolu seçeneğini aldım. O kadar da değil. Hostel gibi kalınmaz teknede de. Liveaboard teknelerinin yatakları ve banyoları zaten miniminnacık olur. Eğer üç gece ve üzeri kalacaksanız, bu dar yerler bir süre sonra fenalaştırabilir sizi. Dikkat!

Havaalanı çıkışında en sevdiğim şey nedir, adın yazılı bir kağıtla bekleyen biri:) evet transferim hazır. Başka kimse yok, kalktık gidiyoruz. 

Taksi şöförüne ısrarla sormama rağmen beni yanlış yere getirmiş. Olsun. Burada abla doğru yeri söyledi, sadece bir kaç dk zaten. Neyse oraya gittim adımı buldum. Desiler checkin 4’te başlıyor saat daha 10, siz dilerseniz eşyalarınızı bırakıp keyfinize bakın, deniz hemen şu yönde 5dk. Oo teklife gel:) alırım bi kulaç. Hemen bikinimi giyip, çantamı bırakıp çıktım. Upuzuuuun bir sahil var. Sahil herkesin. İşgal edilmemiş. İncecik kum, Patara gibi aynı. Su ılık, 27 derece falan vardır. Kalan son peynir ve zeytinle sandviç yapmıştım sabah, bunu yedim sahilde bir ağaç gölgesinde afiyetle. 

Sonra uzun bir yürüyüş yaptım ve denizin derin olabileceği bir yeri buldum sonunda. Sahilde çantamı bir gölgeye koyup, denize girdim. Yüzdüm keyiflice. Suda görüş çok kötü. Hatta yok desem yeri. Ama bir iki ufak kayanın dibine girdiğimde mini sarı kuyruklu melek balıkları minnakları gördüm. Çıktığımda rüzgar üşüttü biraz. Güneşe serileyim dedim ama kum o kadar ince ki, her yerinize giriyor. Az kumlu bir yer aradım ama mimkin deil ben de kayalıkların oralara yürüdüm. Biraz yengeçlerle oynaştım, sonra gölgede bir yer buldum ve çimenlik bir alana serdim havlumu ve yattım. İyi geldi. 

Saat öğlen 1’i geçince yine bir mide halleri başladı. Chum Poo Bar diye bir yer buldum. Ne hayallerle oturdum ne yedim. Kişnişle ciddi bir sorunum var. Ne yazık ki burada da çoook kullanılıyor. Çok baskın ağır bir kokusu ve tadı var ve benim midemi bulandırıyor. Dolayısıyla ne yediğim sarımsaklı ekmekten ne de jumbolardan hiç bir lezzet alamadığım gibi midem bulandı yine , dibine kadar ayıklamama rağmen. Böööhüü. 
Ama var yaaa bira buzzz. Muhteşem. Bir de koruyucu kılıf içinde geliyor ve ısınmıyor da. Sahibi Alman imiş. İşi biliyor kerata :D

Zar zor yiyip bitirdiğimde saat 2’yi geçmişti. Nasıl da çabuk geçiyor vakit. 
Bu midem için bir kahve içmem lazım ama burada içmeyeceğim. Oysa ki standard Pad Thai yeseydim bunlar olmazdı. Neyse denemeden bilemezsin, bilmeden gelişemezsin. Denemelerim olmasa kimbilir nerede kalmıştım. 

Saate bakınca artık gitme vakti dedim. Yürürken arada yandığımdan kendimi hızlıca suya attım, çıktım. İstikamet dalış merkezi Khaolak Scuba Adventures-KAS. 
Ben vardığımda operasyon başlamıştı. Yolda aldığım mango ve passion fruit suyuyla olaya giriş yaptım. Tombik abla elimdeki plastik kabı görünce pek mutlu olmadı. Ben de değilim ama şu memlekette yemeği bile poşette veriyorlar yaw.  

Abla yandakilerle işi bitince bana geldi. Sadece transferimle ilgili olarak turdan sonra napacan diye sordu. Sorunun sebebini anlamadığımdan nasıl yani dedim, tur sonrası Puket’e transfer yazmışlar bana da onu dedi, dedim yok burada kalıyorum, ertesi gün gidicem. Öyle işte ondan sonra gitti sevimsiz tombik. Sonra bir bebe oğlan geldi, Chris’miş adı. O da sigorta olayını sordu (bu teknede her soru için bir kişi var galiba). Yok dedim, bir iki form gösterdi doldurmam için. Ok dedim doldurdum. Sonra o da kayboldu. 
Tüm dalışım sorumlu müdürünü bekleyecekmişim, o gelip konuşacakmış benimle. İyi dedim. Sonra ünlü abi geldi, müdür, Xavier. Avustralya’lı bir genco. 
Ne kiralıycan, ne alcan ne vercen, sertifikan ne, kaç dalışın var vsvsvs sordu. Ben nitrox dalacağım. O gruba yazdı beni. İlk iki dalışı nitrox yapıp, sonra havaya geçeceğiz. Neyse bu da bitti, sonra bizi Miki ile tanıştırdı. Miki bize malzemeler konusunda yardımcı olacak. Tabii önce para para para. 5000 baht ödedim ekstralarım vs için. 
Sonra malzemelerimizi seçtik, denedik ve kasaya koyduk. ScubaPro Tone BC, en sevdiğim:) 

Sonra bir saat boş zaman. 6.15’de burada olun lütfen dediler 30’da hareketmiş. Bir kahve içip, az da alışveriş yapıp döndüm. 

Çantaları ve malzemeleri kamyon gibi bir araca yükledik, biz de bindik ve istikamet liman. Yarım saat sürdü yolculuk. Çinliler bağırarak konuşurken başıma ağrı girdi. 

Limana gelince terliklerimizi poşete attık. Tayland’da eve, dükkana vs ayakkabı ile girilmez. Sokakların halini görünce sebebi açık. 

Uzuuun bir tekne briefingi verdi Xavier. Güvenlik kuralları, tekne personeli, yemekler yapılacaklar vsvsvs. Bi bitmedi yani. Sonra hafif bir yemek. Sonra da malzeme kontrolü. Tüpümün analizini de yaptıktan sonra, ağırlıklarımı da ayarladım. Sanırım artık hazırım. 
Aslında ufak ufak yatmak lazım. Yarın dört dalışlı güEl bir gün olacak. Bugün de pek uyuyamadığımı düşünürsek:) 

24/12/19 Sali
Sabah 6.30’da kalktik ve gunun ilk briefing’ini aldik. Gruplar belirlenmis. Tik’le daliyoruz. Ilk nokta east of eden noktasi. Dalisin ilk dklarinda white tip sharkgecti aradan. Ayni kizildeniz gibi burasi. Sadece su daha bulanik. 

1 saatlik bir dalistan sonra ciktik. Nitrox kullaniyorum dalislarimda. Daha az yoruyor 32lik nitrox ayarliyorlar. Saglam akinti ve termocline var. epey usuttu, 21 dereceyi gorduk suda. Bırr. 3mm elbiseyle 22 derece su saka gibi. 

Guzel bir kahvalti yaptim dalistan sonra. Az biraz dinlendik derken ikinci dalis geldi. 
Deep Six’e daldik. 
Yine nitrox ve 1 saatlik bir dalis. Tik cok basarili ve burada her sey var. 
Ahtapot sebil, koccaman vatozlar var. 
kayanin altinda uyuyan bebek kopek baligi cok iyiydi. 

Elephant stone

Turtle rock

Day2 
Christmas point

Strong current, green monsters, hit the coral. Other have seen leopard shark😔we didnot. 

Koh Bon
Burasi harika bir yer. Duvar boyunca muhtesem bir canlilik var. 

The dome
Bu akinti degil baska bir seydi. Regulatoru agzimda tutamadigim bir akinti gormedim ben. Halatta asilirken kollarimin agridigini hic bilmem. Bir de bizimkiler akinti var diye flying fish e gitmezler cok komiks. 
The dome’a neresinden inersek inelim akinti dehsetti. Ton baliklarinin glass fish leri avlamalari sahaneydi. Baliktan buddymi gormedigim olmamisti hic. Inanilmaz bir sey. Murenler ahtapotlar bir sure sonra normal hale geliyor. Benim boyum kadar, 100’lu orfoz gruplari normal hale geliyor. Bu inanilmaz bir sey sahane. Unicorn fish vs zaten normal. Off of nerdeyim ben yaa. 

Dalışlarla ilgili sadece şöyle bir şey söyleyeceğim. 3.gün Surin adalarına gelip de sabah ilk dalışımızı yaparken o kadar büyülendim ki, o an orada ölsem, niye öldüm ben yaa demezdim. O kadar mutlu oldum. Nokta.


Barakuda sürüsünün küçük kısmı

cuttle fish - iki tane danacık

giant eel - kucaklayabilirsiniz

minnoşlar fırsat vermiyorki giant eel'i izleyelim

23 Aralık 2019 Pazartesi

Chiang Mai - Doi Suthep ve gece pazarı

Chiang Mai’de ilk gün nerede ne bulursam girdim çıktım. Serseri mayın gibi dolaştım durdum. Ayaklarıma kara sular indi’nin nasıl nir şey olduğunu anladım. İndi çıktı, indi çıktı.
Sonra ertesi gün için daha planlı bir şey yapayım dedim ve yukarıdaki Doi Suthep dağındaki tapınağa gideyim dedim. İlk planda oraya gittikten sonra, 4km daha yukarıdaki kraliyet ailesinin evine de gideyim dedim. Onlar yokken gezilebiliyormuş. Ya da git gel 7km lik bir yol bar, aralarda şelalelerin olduğu, onu da yürüyebilirim. Neyse gidince görürüz dedim. Oraya giden kırmızı arabaların kalktığı yere gittim. (red car diyorlar-bizim dolmuşlar gibi çalışıyorlar) Amca wait wait dedi, ben de bekledim. Az sonra on kişiyi arabanın arkasına itiş kakış bindirdiler. Arkası, sağı solu her yeri açık bir mini kamyon türü bişi aslında. Biz de ameleler gibi gidiyoz arkasında. Hızlı fren yapsa, biz yerdeyiz. Ama hiç öyle bir şey olmuyor. Ya da bizim hayatta kalma güdümüz çok yüksek, çok sıkı tutunuyoruz. Netekim vardık yarım saat sonra. Gözüme bir kahveci ilişti ama sonra dedim ve o şanlı merdivenlerden yürüyüp, biletimi alıp, ayakkabılarımı çıkarıp tapınak alanına girdim. Tapınak yani. 38 tanesini görünce burası aman da aman farklı gelmedi. Ama yarın ki turda, rehberin dediğine göre göre burası Chiang Mai’nin en önemli tapınağıymış. Burayı görmediysen Chiang Mai’yi gördüm, dememeliymişsin. Öyle yani. Enteresan.
Tapınakta işim bittikten sonra, pad thai yedim bir bira eşliğinde. Accık alışveriş yaptım ve sonra dedim yukarıdaki köye gideyim. Ama köye çıkmak için çok dolmuş bekledim. Bekledim de gelmedi. Sonra yürüyüş yolunumu yapsam dedim ama onun için de saat geç olmuştu. Bak sen şu işe. Ben de o sevdiğim tatlışkahveci de bir kahve aldım içtim. Ooooh ne de güzeldi.

Sonra bindim yine dolmuşa ama bu sefer Nimmah caddesinde indim. Merkeze gitmedim. Ooo burası Bağdat Caddesiymiş ya bebeğim. Önce Maya avm’de hattıma yükleme yaptım. Sonra etrafı dolaşmaya başladım. Dön dur döndur başım döndü ayaklarım ağrıdı. Bir masajcıya çöktüm ve bir saat ayak masajı yaptırdım. Oradan çıkıp yürüken şenlikli bir yer gördüm. Şarkılar vs söyleniyor. Oo yemek de var. Bir balık sipariş edip oturdum. Bir de bira, yarasın. Güzelmüzik ve güzel yemek harika oldu masajın üzerine. Ooo kuş misali yürüdüm otele.

Akşam gece pazarına gideceğim. Azcık dinlenip çıktım sonra. Bugün Cuma ya, arkadaş her yer şenlik yeri gibi.
Akşam pazarına gittim ama beğenmedim. Çook kalabalık. Et et. Yürüyemiyorsun. Fiyatlar da normalden pahalı. Çok geçmeden otel yolunu tuttum. Dönüşte The North Jazz’a uğradım azcık müzik dinledim ve sonra otele gidip, çok geçirmeden uyudum kalldım yorgunluktan. Yarın Cumartesi ve sabah 7’de Tha Pae kapısında bulaşağım turcularla Chiang Rai’ye gitmek için. İyi geceler.



















22 Aralık 2019 Pazar

Chiang Rai - Beyaz Tapınak - Mavi Tapınak ve Siyah Evler

21 Aralık Chiang Rai

Aldığım notlarımı hızlı hızlı yazıyorum. Anlamlar accık kayabilir.

Same same but different :) Burada çok kullanıyorlar bu lafı :)
Bugün rota Chiang Rai’yi gösteriyor. O Beyaz Tapınak’ın fotoğrafını gördüğümden beri gitmek istiyordum. Biraz araştırma sonucunda uygun bir tur buldum, oradaki üç tapınağa da giden.
Yaptım rez ve geldi tarih. Sabah Tha Phae kapısındaki Mc Donalds önünde buluştuk. Süper bir araba, Amarok gibi bir şeyle aldı rehber. Az kişili tur ayarladıydım ve sadece 5 kişiyiz bu güzel. Yolda bir saat kadar sonra ‘hot springs’te mola verdik. Volkan gibi kaynıyor mübarek. Korkutucu görünüyor. Bir teyze buldum burada muzlu, yumurtalı krep yapıyor. Ooh üzerine de çikilat sos, mis oldu valla kahvaltı. Sonra bir de kahve aldım. O daha miss oldu. Krebimi yerken de ayaklarımı sıcak suya soktum. Ama çok sıcak yaw hala benim için.

Rehberimiz Corn anlattı, buralarda çook kahve ağacı varmış ve kahvesi çok güzelmiş. Çayı da ünlüymüş gerçi. Chaang dağı’nda yetiştiğinden kahveye de Chaang kahvesi deniyormuş. Chaang dağın adı, fil demekmiş, fil dağı yani :)

Ya alakasız ama alışveriş yaparken zorlanıyorum bazen. Bu şalvar gibi rengarenk şeyleri var. Bayıldım, velakin en beğendiklerimin hepsi kısa paçalı pantolon gibi oluyor. Diğerlerinin de her bacağından bir elbise çıkar. Arkadaş ayarınız yok mu!?

Her bacağından bir elbise olcak bir pantolnbisem var artık gerçi, hem de maviş maviş😍

Beyaz renk saflığı simgeliyor tabii ki. Bu Beyaz Tapınağı yapan abinin 80küsür takipçisi varmış. Kimseden bağış almıyormuş, kimsenin emir verememesi için. Amca resim, heykel her şeyi yapıyor. Tüm kazancını da bu tapınağa aktarıyor. Bazı eserleri milyonlara satılıyormuş. Pek ünlü. Ha önemli nokta o gördüğünüz köprüden geçince geri dönüş yok. Çünkü köprünün öncesi cehennem sonrası cenneti simgeliyor. Cehennemdekilerin ellerini görürsünüz.

Mavi renk Buda'nın öğretilerini temsil ediyormuş. Buraya Mavi Tapınak, jumping tiger dancing tiger
tapınağı dadiyorlarmış. Hikayesi de şöyle; bu köyde ormanda bir nehir varmış, oralılar nehirden atlayan kaplanı görmüşlermiş, atlıyor dansediyor falanmış, dolayısıyla buraya bu adı vermişler.
Beyaz tapınağı yapan adamın öğrencilerinden biri yapmış burayı. Wat rong sue ten.

Black houses gördüğüm en enteresan yerlerdendi. Adam tam bir manyakmış anlaşıldı. Her yerde hayvan postları var. Timsah, ayı, piton vs. Her şey devasa. Oyma kakma inanılmış. Amcanın kendisi oymacıymış. Belli zaten. Boynuzlar postlar acayip bir yer yani. Böyle bir köy inşa etmiş abi. Hepsi teak ağacından. Davullar da hayvan derilerinden tabii ki. Ağaçtan kanepeler var aklınızı alır. Bazı yerlede de modern sanat uygulamaları yapmış. Değişik insanlar bu sanatçılar.
Boynuzdan ve kurukafadan sandalyelere akıl sır ermiyor.

Sex olayıyla da ayrı bir ilgili sanırım. Tuvaletlerde koca koca pipiler. Tuvalet işareti evlere şenlik zati. Kadın erkek karıştırmak mümkün değil.

Burada da işimizi bitirdikten sonra, artık dönüşe geçme zamanı. Yolda bir benzincide mola verdik. Oh Cafe Amazon kahvesi iyi gider. Bunların pirinç krakerlerinden aldım. Arkadaş ne kadan da güzel ve çıtır.

Thai special tattoo
Monk lat yapıyormuş özel anlamları oluyormuş. Protection vs ne için yaptırmak istediğini seçiyormuşsun, monk seçiyormuş şekli. Sakyan mış adı. Dalışa gitmeyecek olsam yaptıracaktım.

Akşam da sadece Cumartesileri kurulan Cumartesi pazarına gittim. Gece Pazarı'na falan gitmeyin. Burada daha çeşitli daha güzel şeyler daha ucuz. Gece pazarının adı çıkmış. Kazıkçı pazarı desek daha doğru. Bir de çok kalabalık yaw. Ama bu pazarı sevdim ben. Ciciler aldım kendime.
























19 Aralık 2019 Perşembe

Chiang Mai'ye hoşgeldim :)

umuda yolculuk
umut bileti
Dün ofiste otobüsü beklerken hiç gelmeyecekmiş gibi geldi bir an. Herhalde üç saat bekleyince yarım saat geç kalması çok koydu :)

Araç saat tam 5'te Chiang Mai'deydi ama ben değildim. Çünkü bütün uyuma çabalarım başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Tam kendimi mumyalamışken (klimayı dehşet basıyorlar) abla geldi beni dürttü Chiang Mai'ye geldik diye.
yollarımız ayrıldı

Anam bir çıktım ki daha gece. Merkezin dışındaki terminale gelmişiz bir de. Neyse nasılsa bol vakit var. Günlerdir de yürüyemiyordun diye bıkbık ediyordun al sana fırsat deyip yürüdüm. Lakin yanlış yere yürümüşüm. Çünkü gittiğim yerde benim guesthouse yok. Döndüm aradım, durdum aradım yok. Alala, en sonunda sabahın 6'ında telefonla aradım, yarı yarı anlaştık ve doğru caddede olmadığımı anladım. Evvveeet teknolojiye çok güvenmenin derdini çektim, hem de çok güzel. Adresi tıkladığımda google map açıp göstermişti. Ama yanlış göstermiş. Fakat ben lokasyonun yanlış gösterilmiş olma ihtimalini düşünmediğimden, hiç adresi kontrol etme gereği duymadım. Bir de telefondaki adama hafif carladım, niye booking'deki adresiniz doğru değil diye. O da doğru dedi. Haklı, doğru. Google map yanlış, ben de şaşkın. Uyumadan devrilerek geçen gecenin sonunda normal ama. Yine de kızdım accık. 

gezdiğim ilk tapınak
ben seni çok sevdim
Neyse buldum doğru adresi ve geldim. Oda dolu ve 12'de gelmem lazım. Saat 6.30. Sabah serinliğinde tapınakları dolaştım, girdim, çıktım dua ettim. Derken bir benzinci gördüm, içinde kafe var, kahve diyor. Amanın ne diyor. Doğru mu diyor. Aman ellahım. Girdim sevgili Amazon Cafe'ye ve bir acı kahvesini içtim. harbi acıydı ve harbi başarılıydı. Ohh yaa.
Kahve candır. Sonra yine yürü yürü yürü, tapınak gez gez gez. Arkadaş burası da öğle bir yer ki, bir sokağa girince öbüründe aklın kalıyor.
buluyorum bir şekilde

Sonra aklıma kruvasan düştü. Aradım buldum yedim. Ama beğenmedim. Kahve yine fena değildi. Ama yetti. İstihkakım, bir genelde.

Yine dolan dur. Bir sürü markete pazara girdim çıktım arada. Fakat özellikle bir marketin çevresini çok beğendim. Orası bambaşka bir yer olmuş. Çok şeker. Oranın ara sokaklarını dolaşırken saat 11'i geçmişti ve açıkmıştım. Bir yere girip karidesli Pod Thai yedim ve bir Leo birası içtim. Arkadaş en son ne zaman bira içmiştim hiç hatırlamıyorum bile. Ama bu sıcakta negzel geldi yaa yemekle. Yemek de başarılıydı. Az ve öz. Net. Sonra ufak ufak, yandan yandan yönümü otale doğru çevirdim. Otele gelebildiğimde saat 12.30 olmuştu. Tatlış kız bana bazı turlar anlattı, sonra çevrede yapılabilecekleri anlattı. Veri veri nays deyip odaya çıktık. Saat bir oldu, bir kıçımı yere koyayım yaw. Oda tertemiz kocaman. Banyo da öyle. Çok başarılı yani. Beni tek şaşırtan. Kocaman buz dolabı, şampuan ve jel olmasına rağmen el yıkama sabununun olmaması oldu. Normalde sabun olur geri kalanı olmaz ya :)

Sokaklar enteresan. O kadar değişik şeylerle karşılaşıyorsunuz ki. Herkes kendince bir tarz yapmaya çalışmış. Tapınaklar bile çeşitli.
Bir kaç örnek.
mesela Truva çakması burada
gardenya ağacı çamdan büyük, çiçeği de muhteşem
bu yerin çabasını anlayamadım
astronutun biri de balkonda :)
harbi güzel
binalarda camların hepsi aynı yöne açılıyor. İyi bakın.
çok dilek diledim, dua ettim burada