11 Temmuz 2013 Perşembe

30/06 GBI Gun 1 Paris - Jablines

30/06 GBI Gun 1 Paris - Jablines
Sabah otelden kucuk olayli checkout ve gbi toplanma merkezine dogru yola cikis. Arkadaslarin hepsi hazir ve nazirlar. Saat 11.30 gibi orada oldum. Kiyafetler alindi, giyinildi, katilim paralari toplandi odendi, acilis konusmalari dinlendi. Bu arada Irlanda'nin CEO'su orada bizimle beraber surmeye gelmis. Cok etkileyici!!! Bugun rotamiz Paris'ten Jablings'e. Surus detaylarimiz soyleymis.
Paris merkezinden gidip Eyfel'in etrafinda dolasarak basladi turumuz. Inisli cikisli guzel bir gun oldu. Sansimiza hava da cok guzeldi :) Gece hazirlanan cadirlarda konakladik ama uyuyamadik ve Sabah hemen o gun kalinacak bir otel ayarladik.


10 Temmuz 2013 Çarşamba

Bisikletli Yolculuklar - Volume2 - GBI / Paris - Dusseldorf

Gezimin ikinci bolumunde arkadaslarla Paris`te bulusup buradan Duseldorf'a surecegiz GBI(Global Biking Initiative) turu kapsaminda. Ama turun baslamasina daha iki gun var :) Bu gunlerin kisa ozetleri...

28/06 GBI'a 2 kala

Paris'e varis, Chez Papa'da koccaman bir burgerle koccaman bir karna sahip oldum. Ilhan'la konustuktan sonra onlarin otele Dogru yola ciktim. Ilhan beni gorup seslenmeseydi ben daha cok arardim orayi :) Bisiklet odasina yerlesme. Bizimkilerle bulusma, dolasma. Aksam gummmm uyku.


29/06 GBI'a 1 kala
Sabah kahvalti ve bizimkilerin eksik tamamlama turu. Hava sabah yagmurlu, ogleden sonra acik. Sicaklik 20 derece. Super. Eyfel Kulesinin altinda Sivas Katliami Anma Toreni vardi. Tesaduf bu ya! Turku sesi duyunca noluyo siye oraya yonlendim ve onlari gordum. Gun boyu eksik tamamlama alisverisinde olan arkadaslarla bir Paris gunu yordu cok. Aksam uzeri Ibrahim geldi, ve Champs Elysee'de Leon'da midye, karides, kalamar dolu bir tavayi mideye indirdik Nejat, Engin, Ibrahim dortlusu olarak. Mukemmel bir lezzetti, tadi tarife sigmaz.
Aksam arkadaslar bisikletlerini hazirladilar yarin artik gbi basliyor!
Sabahtan onlar biraz erken baslayacaklar gune, ben cantami bisiklette tasidigimdan daha gec cikacagim.

29 Haziran 2013 Cumartesi

Bisikletli yolculuklar -Lyon - Paris

25/06 Lyon'a varis-35km
Havaalaninda bisikleti al, monte et, tekerleri sisir ve Lyon'a dogru yola cik. Lyon'a var, gez dolas, kocca bi park bul, bi de hayvanat bahcesi olsun! Yat yayil, sonra tekrar merkeze gel, Orange'dan prepaid hat al, ve Sam'le bulus.
Aksam hafif temizlik, super dus ve menude balik! Sam'le Paris'e rota ciz, fikir alisverisi ve uyku. Uzun bir gun bekler beni.



26/06 Lyon-Chauffailles 85+8km
Sabah yolu kaybet, yol diye merdivene cik, geri don, bi yola gir ve tirmanis baslasin! 65km tirman! Ama mukemmel guzel yerlerden gectim :))
Chauffailles'a inis sahane oldu. Hava super, camping buldum, cadiri kurdum. Dus ve acikan karni doyurma.
Gece cok soguk yapti, aldigim ince tulum usuttu!!! 2 kilo fazla tasi ama usume.






27/06 Chauffailles-Dompiere sept fo 85+30km

Bugun epey yanlis yollara girdim. Oyleki 11'de Chauffailles'a geri dondum. Kahvalti yapip tekrar yola ciktim, bu seferde otoyola cikip, tirlari tarumar ettim. İlk cikistan kacis ve mukemmel bir nehir kenari parkuruna gecis! Digoin'da mama molasi, Diou ve Dompiere'e gelis.
Bu sefer Auberg de L'olive'e yerlesme. Duj ve gum. Durumlar fena. Gun boyu yagdi acti, gece usumesinin uzerine vucudu dagitti!








28/06
Auberge'de kahvalti, istasyona gidip Paris bileti almaca, az dolamaca sonra esyalari toplamaca. İki gun surmiycem, yoksa turda tarumar olucam. Simdi tren Paris'e yaklasiyor.

8 Haziran 2013 Cumartesi

Reading'39;de zaman ve Hyde Park'ta #direngezi protestosu!

*bu notlar digerlerinin devamiydi ama ben ortadan baslamak istedim!!! 2 haftalik Ingiltere Reading seyahatimin ortasi!

Turkiye'de gelisen olaylar sebebiyle Cuma gunu nutkumuz tutulmus bir sekilde facebook, twitter ve youtube izleyerek gecirdik zamanimizi.

Ertesi gun yani Ctesi gunu de Londra Hyde Park'ta, Gezi Parki gosterilerine destek gosterileri oldugunu ogrendik. Saat gecenin 2'sini asmisti artik yattigimda ama sabah 8 olmadan kalmis ve hazirlanmistim. Hep beraberce kahvalti vs yapmadan Londra yollarina dustuk, once Seda'larin eve ugrayip esyalari attik ve sonra da otobuse binip Hyde Park yollarina dustuk. Tam parka geldik ki, trafik isiklarinda Levent Kirca'yi gorduk.

Bir gazeteciye demec veriyordu. Bir oyun icin uc gunlugune Londra'ya gelmis o da ve o esnada olaylar patlak verince, destek olmak icin gosteriye katilmaya gelmis. Bu bizi de pek memnun etti tabii. Sonraki gunlerde kendisinin tv'de Altayli'yi beter ettigi goruntuleri de seyrettim de accik mutlu oldum. Korkaklik nereye kadar Altayli, esinden utan! Ben olsam bosamistim seni!!!
Neyse o gun Hyde Park'ta, en medeni ulkelerden birinde, ozgurce sikintimizi ve taleplerimizi dile getirdik. Bu surecte gaz vs zaten yok ve polis varligini bile hissettirmedi.

Ha bir de izinsiz ve planlamamis bir gosteriymis bu!

Sonrasinda buyukelciligimize yurumek icin izin istedik ve amirleriyle konusup donecegini soyleyen polis memuru 15 dk sonra, ne kadar orada kalacagimiz vb gibi sorulardan sonra ok dedi. Bu ordaki gruba aciklandi ve yavas yavas yurumeye basladik. Bu arada yollar araclar durduruldu ve yuzlerce gostericinin guvenli bir sekilde ilerlemesine imkan yaratildi. Elcilik onunde toplandiktan sonra yaklasik 1 saat daha devam eden gosteri Genclige Hitabe ve Istiklal Marsi'nin okunmasiyla sona erdi ve herkes dagildi.

Iste medeni bir ulkede, itiraz etme, muhalefet yapma hakkinin her zaman sakli oldugu demokrasi seviyesinde izinsiz bile olsa yuzlerce kisi biraraya gelmis ve birsey icin haykiriyorlarsa, meydanlar onlar icin bosaliyor ve anlayan anlamayan herkes onlari dinliyor!

Tum bunlarin milletimizin ve devletimizin basina da gelmesi dilegiyle diyorum.

Dinimiz amin!

#direngezi #occupygezi #direnturkiye #occupyturkiye

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Isparta Egirdir bisikletle gezenti... 12-15 Nisan'13

Egirdir yollari
Bu aralar pek yazamadim, yazdiklarim da iphone'nun senkronizasyonu esnasinda ucunca, ooyle ekrana bakakaldim. Ama naapalim hatirladigim kadarini yazayim bari yoksa, tumden unutulmasinlar.

Egirdir Golu manzaralari
Isparta goller bolgesine yllar yillar gitmistim ve oldukca da guzel bir gezi olmustu. Tek tek butun golleri gormustuk ve yine bir bahar zamani ve tum agaclar cicek doluydu. Isparta Turkiye'nin meyve bahcesiymis, bunu da o zaman ogrenmistim. Iste o vakitler, Egirdir golu'nun kiyisinda konaklarken, 'ya sehir dumduz ve cok keyifli, burayi bisikletle gezmek istiyorum' deyip, epeyce bir bisiklet bulmak icin cabalayip durmustum ama o zaman ne yazik ki bir tane bile bisiklet kiralayan yer yoktu. Bisiklet kursagimda kalmis sekilde donmustum. Iste simdi ise yaptigimiz arabaya bisikletleri yukleyip, Isparta'nin yolunu tutmak ve tek amac goller cevresinde bisiklete binmek. Heyooo ve yine bir ilkbahar zamani, butun agaclar beyaz pembe gelinliklerini giymisler.

Egirdir golu renkleri
iste boyle ciktik yola Cuma gunu, biz pansiyona tam varmak uzereydik ki, Ankara'dan Derya ve Basak'la da yol da bulusmus olduk ve beraberce gittik Ibrahim abi'nin Charly's Pension'a.
Once buradan bahsetmek lazim belki. Dunya iyisi ve caliskan bir adam ve onun islettigi butik otel kalitesinde pansiyon. Odalari gorunce anlarsiniz neden butik otel kalitesinde dedigimi :) Buyrun bu da web adresi www.charlyspension.com bir inceleyiniz efendim.

Aksam bize gol levregi hazirladilar. Golde levrek olur muymus, olurmus. Vee pek de lezzetli oluyormus.

Egirdir Golu rotamiz
Ertesi gun guzel bir kahvaltidan sonra bisikletleri hazirlayip ciktik yola, bugun Egirdir Golu'nun kenarinda gezinti yapmak amacimiz. Hava guzel manzara super. Egirdir Golu'nun oyle guzel bir turkuaz rengi var ki, insan bakakaliyor. Gol kenarinda mola verdik ve yanima mayomu almadigim icin cok pisman oldum. Hava o kadar guzel, gol boylesine maviyken bunlari kacirmis oldum, neyse bir dahaki sefere artik :) her zaman geri donmek icin bir bahanesi olmali insanin...

Bugunku rotada 65km yol yapmisim. Hafif inisli cikisli guzel bir parkur oldu. Bir daha ki sefere geri donmem gerekmez ve umarim golun tum cevresini dolanabilirim.

Derya ve Basak
Ertesi gun Derya ve Basak sabah erkenden donus icin yola ciktilar. Yine cok guzel bir hava var, guzel bir Pazar gunu. Onlar geze geze Anadolu programini yaparken, biz de bugun hedefe Kovada golunu koyduk. Buraya mukemmel bir yoldan gittik. Cok az araba geciyordu, yolda sadece bir kac kamyonla karsilasiyorsunuz o kadar ve gidis yaklasik 32 km ve yol oldukca duz. E araba da bu kadar az olunca hiz denemeleri yapiyorsunuz :)

Kovada Golu rotamiz
Onlari yolcu ettikten sonra biz de sandvicleri hazirladik, termosu ve sulari doldurup yola ciktik. Tarif edilen yoldan dogru gitmeye basladikca, ben artik bisiklette oldugumuzu unutup seyre daldim. Heryer elma, kiraz agaclari dolu ve nasilda guzel ciceklenmisler. Ve yol o kadar keyifli ki durmak istemiyorsunuz ama bir cay icelim diye durdugumuz anda da iste bu dunya guzeliyle karsilastik.

Kovada Golu'ne vardigimizda parkin girisine kadar gittigimiz yol, dudak isirtacak bir guzellikteydi. Bir kac km sonra park girisini bulduk ve iceri girdikten sonra, bisikletleri bir kenara dayayip, sandviclerimizi de alarak golun etrafinda yuruyuse basladik. Cesit cesit su kusu var etrafta. Nasil da huzur dolu bir yer, nasil da guzel, nasil da davetkar. Bir yer begenip, oturup sandviclerimizi yedik ve cay ictik. Ohh bu dinlenmece de mukemmel geldi. Biraz daha yayildiktan sonra artik kalkalim dedik. Ve donuste hizzz denemesi yapalim biraz dedik ve geldigimiz surenin sanirim ucte biri gibi bir zamanda Egirdir'e donmus olduk. Yol yine mukemmeldi ve 5 dklik su ve dinlenme molasi haricinde hic mola vermeden bitirmis olduk. Cok guzel bir rotada, cok keyifli bir surus oldu.

Ertesi gun amacimiz Dedegol'e cikmakti ama hava o kadar yagmurluydu ki yolda bu fikirden vazgectik. Oyleki doluya tutulduk ve bu mevsimde her yerin bembeyaz oldugunu gorduk. Yolda iki amca ve bir teyze otostopcuyu aldik. Ama ama ama dunyanin en guzel goruntulerine doydu bu gozler. O gun Antalya'yi sel almis haberlerini Antalya'da dinlerken, biraz saskindik haliyle. Tabii bunlari yemek esliginde bir avm'nin restorarnin guven icinde seyrettigimiz icin' hayat yine bize guzeldi :))
Sirada Fethiye Likya-Yediburunlar bisiklet turu yazisi var. O da bir hafta sonra oldu zaten...

13 Nisan 2013 Cumartesi

Bir Alexandroupoli gecti aradan!

Neye niyet, neye kismet! Hayat boyle birsey iste, sen ac kalbini o gelir seni bulur. Kos mu, Rodos mu derken Dedeagac oluverdi hem de farkli bir konsept ile. Daha cok haftasonu abla ile cok guzel iki gun oldu. Ama ne de guzel oldu. Ne zamandir beraber birseyler yapamamistik. Haliyle benim de pek evde kalmamamin bir sonucu bu durum. Ama hastalik da vesile oldu ve haftasonu ona da uygun olunca, herseyi iptal edip onunla iki gun gecirebilmek icin ayarladim gereklilikleri.
Sonuc olarak Cuma aksami Metro'nun otobusune bindik ve Dedeagac'in yolunu tuttuk. Gumruk gecisinin biraz uzun surmesi sebebiyle gece 4'te vardik Dedeagac'a ve otele gidip kendimizi yataga attik. Sabah gec kahvalti sonrasinda Dedeagac'in icini disini karis karis arsinladik. Gunu senlendiren yemek ise, simdi bile aklima geldiginde agzim sulaniyor :D
Gezdiik tozduk. Buralari cok fazla anlatmayacagim ayni seyler hemen hemen.
Asil macera donus yolu. Metro'nun otobusunun gectigini gorduk ama biz sandvicin sonunu tikip, hesabi odeyene kadar, otobus gitmis. İlk saskinlik halini atlatinca hemen taksi aramaya koyulduk. Neyseki uzun surmedi. Sinira kadar 45km var ve ne kadar tutar dedigimizde 50€ yazar dediler. E yapacak birsey yok bindik arabaya. Neyse abi vinnladi gitti ve gumruge ikimiz beraber girdik. Hemen otobuste yerimizi aldik ama bu da bize guzel heyecan oldu!

Su Yunanistan gezilerinin macerasiz bitmesi gibi bir ihtimal yok galiba!






29 Mart 2013 Cuma

Bisikletli Planlar...

Havalar güzelleşti ve GBI turu da yaklaşıyor. E ben de iyileştim, haliyle bitim kanlandı, yerimde duramıyorum :D Mevcut Shengen vizemin 18 Nisan'da bitecek olması itibariyle, şu aklımdaki Pisikletle Yunan Adaları turunu yapayım artık diyorum. Plan mı? Tabii ki belli birşey yok, belki Bodrum'dan Kos'a geçerek, belki Çeşme'den Sakız'a geçerek başlayayım diyorum. Hazırlık mı? O da yok. Öncelikle bisiklete heğbe bulmam lazım, sonra çadır vs ayarlamam yani şu anda sıfır noktasındayım. Hatta bisikletin tekerlerinin inmiş olduğunu farketmemle belki de eksilerdeyim. Ama olsun, hepsi bir günlük iş, yeter ki istemeyegör, herşey olur herşey bulunur.
Çeşme veya Bodrum'a da ya Atlas Jet(bisikleti parçalamaya gerek olmadan tasıyorlarmış) ya da otobüsle olacak, o da be
lli değil :) Yani herşey toz ve gaz bulutu :D Umarım bu turu yapabilirsem mutlaka yazarım, ne yaptım, nasıl yaptım diye.(Tam reklamdaki kararsızlar köyüne benzemişim)

Ve eğer bu turu başarırsam amacım Meis'ten Kaş'a geçmek ve oradan da Fethiye'ye gelmek. Çünkü neden Likya - Yediburunlar bisiklet turuna katılmak için (20-21-22 Nisan) http://www.facebook.com/events/122455864603519/ Size de tavsiye ederim, siz de katılın, e artık bisikletlerinizi alın ve sokağa çıkın. Vaktidir!
E hayırlısı ile bu turu da yaparsam, bundan sonra eve dönmek lazım, çünkü neden, çünkü Everest Anakamp Yürüyüşü'ne gideceğim çanta hazırlamak lazım :) Onun da programı budur http://www.montis.com.tr/tr/Trips/150-#tab1

Aktivitelere katılmak isteyen olursa,
kapımız açıktır bekleriz :)

21 Mart 2013 Perşembe

Hasan Dagi - Gun 2


Sabah 3.30 kalk, 4.00 kahvalti. Catlak Otel gecenin bu korunde sahane bir kahvalti hazirlamis bize. Bol kalorili bir kahvalti yaptik. Termos ve kumanyalar da hazirlandiktan sonra artik yola cikabiliriz. Tam otelden cikacakken odayi bosaltmamiz gerektigini ogrendigimizden, cikisimiz bira gecikti. Saat tam 5.15'te ayrildik otelden. Cikisa baslayacagimiz noktaya vardigimiz zaman saat 6'ya geliyordu ve henuz gunes dogmamasina ragmen hava aydinlanmisti. Kafa fenerine gerek kalmadi boylece. 
Cantalara kramponlari koyup kazmalari da astiktan sonra 6.15 gibi cikisa basladik. Hava simdilik guzel ama biraz kapali. 
Kara dalip yaklasik bir saat yurudukten sonra kucuk bir mola verdik. Hava cok ruzgarli ve soguk. Ruzgarla birlikte yagan ince kar yuzumuze ok gibi degiyor. 
Tekrar yola devam, Tafa onde iz aciyor. Kimi yerlerde alti buz oldugundan cok dikkatli olmak lazim. Buralari fena kayiyor. Bata cika gidiyoruz, hava hic acmiyor, zirve bulutlarla kapli. Ruzgarin ne kadar hizli oldugunu bulutlarin hareketinden anlayabiliyoruz. Buyukce bir kayanin dibinde mola verdik ve acikmis, susamis bunyeleri mutlandirdik. 
Artik yorgunluk basgosterdi yavas yavas. Dort saattir karda yuruyoruz. Zirveye gidip gitmeyecegimizin kararini kulvarin baslangicinda verecegini soyluyor Tafa. Asagida tur kayaklari ile hizli hizli gelen İtalyanlari goruyoruz. Muthis ilerliyorlar. Ben bir ara ayaga kalkmaya cabalarken batonlarimdan birini carpip asagi ucuruyorum. Yamactan asagi super bir hizla gitti baton. Tafa ne demisti, "baglamadigin hersey duser". Aynen de oyle oldu. Batonu saplamamis oldugumdan ufak bir carpmayla yamacin yarisini indi asagi. Simdi napicam diye dusunurken ben, kayakci İtalyanlar yetisti imdadima ve biri kayarak gitti ve batonu alarak bana getirdi. O durumdayken nasil tesekkur edecegini bilemiyor insan. Bin minnet tesekkurlerimi sundum. Toplam 14 kisilermis. Genc yasli kalabalik bir ekip. Biraz muhabbet ettik. Onlar bize neredensiniz diye soruyorlar. Turk gormeye o kadar aliskin degiller sanirim :) sonra yola devam ettiler. Biz biraz daha dinlendik vee haydi koyul yola. 
Tafa'nin ardina diziliyoruz ordek yavrulari gibi ve ruzgara ragmen yurumeye caliyoruz. 

2766metreye vardik, ruzgar ayni, zirve bulutlarla kapli ve kapali. 1000 metre yukselmisiz ve zirveye 500 metre daha var. Burada artik Ercan ve Tafa gitmek mi, donmek mi diye konusmaya basladilar. Ve sonuc donme karari cikti. Hooop don geri. Ciktigimiz gibi inmeye basladik.İniş kolay yaa nolacak diyen varsa bir daha düşünsün, zemin kaydırgaç gibi :) Ama biz keyfini sürerek, muhabbet ederek indik güzel güzel. Aşağıda arabamıza toplaşıp gittik otele ve hızlıca dus hazırlanma ve yola çıkış. E tabii haftasonuna sıkıştırılmış bir orgazniasyon ne de olsa. Ptesi iş var birçokları için :D
Saded; Çok keyif aldık mı? Eveeeet :) Mükemmel bir dağ, harika bir ekip, süpper rehberler ve iyi bir organizasyon. E daha ne olsun :)

Hasan Dagi yolculugu - 9-10 Mart'13


Gun1 - 9 Mart
Yillar once bir uyuklama arasinda gozlerimi actigimda, ben neredeyim, bu nasil da muhtesem bir dag boyle diye bakakalmistim Hasan Dagi'na. Ben o zaman Erciyes'e kayaga gidiyordum, otobusteydim. O zaman soyledigim soz 'ne yakisikli dag' idi. O yakisikli daga bir gun mutlaka gidecegim demistim ve aradan cook uzun zaman gecti, 7-8 yil kadar, kismet buguneymis. Simdi karsimda suzuluyor yine sabah gunesinin altinda. 
Aksam İstanbul'dan ciktim yola, Nilufer otobusuyle, dustum Ankara yoluna. Sabah 5.40 gibi bulustuk. Ekibin geri kalanini da toplayip dustuk Aksaray yoluna. Organizatorumuz Montis.com.tr  Yolda Baran'da once bir kahvalti molasi verdik ve acikan bunyeleri mutlandirdik, sonra tekrar yola koyulduk.
Saat 11 gibi otele vardik. Ustbas daga uygun giyinip hazirlandiktan sonra, otelin 2km otesindeki restoranina gittik. Burada krampon turleri nedir, hangisi nasil baglanir, hangi tur ayakkabiya hangi tur kramponlar olur bunlari anlatti Tafa. Sonra kramponlari ayakkabimiza gore ayarladik ve cantalara yerlestirdik. Bu hazirlik islemini dagda yapmak cok zor olacagindan oncesinde yapmak lazim. Sonra herkes kumanyasini da cantasina koyduktan sonra yola koyulduk. Daga yaklasabildigimiz kadar yaklasmak istiyoruz ve arabayla 1818metreye kadar cikabildik. Otelden ortalama 30kmlik bir yol imis burasi. Sonra arabadan inip canta ve batonlarimizi alarak buradan yuruyuse basladik.
 
Bugunku amacimiz yeterince karli sert bir alana varip, kazma krampon kullanmayi ve dustugunde kazma ile nasil durulur ogrenmek ve mumkun oldugunca pratik yapmak. Tafa'nin belirledigi bolgeye varabilmak icin yaklasik bir saat kadar yuruduk ve vardigimizda herkes once ogrendigi gibi kramponlarini takip kontrollerini yapti. Tabii kasklari da unutmamak lazim. Sonrasinda Tafa kazma cesitleri, hangisi, hangi amacla ve nasil kullanildigini, kazma ile hangi durumda nasil yurunecegini, kramponla yurume ve donme tekniklerini anlatti. Sonrasinda kramponla biraz yuruyerek artik dusme ve kazma ile durma antremanlari yapacagimiz noktaya yuruduk. 
Tafa'nin anlattiklarini burada yazmak isterdim ama benim yanlis anladigim herhangi birseyden dolayi sizleri de yanlis bilgilendirmek istemem. Eger bunlari tekrar dinleyerek yazma sansim olursa yazarim.
Sonrasinda Ercan ve Tafa hafif erimis kar uzerinde biraz iz actilar ve Tafa sirayla dusme ve kazma ile durma tekniklerini gosterdi. Hepimiz sirayla bir kac kere denedik. 
Once yuz ustu dusme bas asagi ve bas yukaridayken, sonra sirt ustu ayaklar ondeyken ve ayaklar yukaridayken. Yani yukari cikarken ve asagi inerken yuz ustu ve sirt ustu dusme. 
Hepsindeki en kritik ve onemli sey ayaklarini her zaman yukarida tut ki kramponlarin saplanmasin ve kazmayi iyi sapla ki seni durdursun. Benim kisa gun ozetim bu sekilde. 
Bunlari epey denedikten ve artik islandiktan sonra cantalari alip yavas yavas asagi indik, burada da bir iki denemeden sonra kramponlari cikarip, dogru sekilde toplayip, cantalara yerlestirdik ve bir cayi hakkattigimize karar verdik. Mideleri de mutlandirinca yavas yavas donus yoluna basladik. Saat 5gibi faaliyetimizi tamamlamis olduk. 5.30'da restorana aksam7'de gelecegimizin haberini verip isinmaya ve kurumaya Catlak Otelimize devam ettik.
 
Sicak su herseyin ilacidir. Cok sicak olmasa da bana dus icin yetti ve yenilenmis ve acikmis olarak arkadaslarla bulusup, bir ara cayimizi da ictikten sonra yemege gittik. Guzel bir menu ile beraber karinlar doyduu. Sabah dortte kalkacagimizdan herkes erkenden yatma derdinde. 
Otele dondugumuzde Tafa ve Ercan yarinin programini anlattilar. Son caylar da icildikten sonra, cumba yatak. 
Yarin zirve gunu, gazamiz mubarek olsun :)

Fethiye Bodrum hattı ve Şengül'ün Poğaçası

Yazıp yazıp taslak olarak beklemek hem kendime, hem yazıya, hem de yazılana ziyan deyip bugün taslaklarımı toparlamaya ve yayınlama karar verdim. 1.si gelsin efendim.
------------
Afrika'dan döndükten sonra İstanbul'da çok durmadım memleketimizin şüphesizdir ki en güzel iline gittim. Burada hayat güzel, fiyatlar uygun modeli gecti biraz zaman derken 26 Şubat'ta hedefte Bodrum yolda Fethiye-Alınca Mahallesi olmak üzere yola çıktık. Efenim şimdi şöyle ki 27 Şubat benim doğum günüm ve olabilecek en güzel hediyeleri aldım, hayatın en iyisinden. Her şey mükemmel Tenten'le yolculuk bir harika :)

Akşam üzeri vardık Şengül ile Şerafettin'in evine, tam biz geldik çantamızı aldık onlar da geldiler. İnanılmaz tatlı, sıcacık, samimi, dünya tatlısı bir çift Şengül ve Şerafettin. Şahane bir evleri var, misafirhane imiş zaten. İki katlı taş bina. Özellikle Likya Yolu yolcuları konukları oluyorlarmış, ama bence siz de gidin kalın, oturun beraber bir yemek yiyin, muhabbet edin, bol bol gülün. http://www.alamutalinca.com/

Ertesi gün koccaman bir kahvaltının ardından, suçluluğumzu alsın diye yürüyüşe çıkalım dedik :) Yok yok, buraya kadar gelip de biraz Likya Yolu yürüyüşü yapmadan olmaz di mi :D Bir iki saat keyifle yürüdük, mükemmel bir parkurmuş. Lokasyonu yaklaşık anlamak isteyenler için Kelebekler Vadisi, Kabakkoyu yakınlarında bir yerlerde. Resim, lokasyon iletişim vs için web sayfalarına gidiniz efenim. Giderseniz de benden selam götürün.

Tabii bu yazı burada bitmiyor. Şengül bize çok güzel bir poğaça yaptı, yazmıştım sizinle de paylaşayım istedim.

3su bardagi un
1 butun yumurta
1 butun paket kuru maya
Biraz tuz biraz seker
1 cay bardagi yogurt
1 cay bardagi sut
Yarim cay bardagi sivi yag

Bunlari iyice yogur, kapta 1 saat kadar beklet, hamur eksisin ve sissin.

Sonra uzun ac, icine malzemeni koy, kes, yuvarla, diz. Bunu resme bakarak daha iyi anlayabilirsiniz.

Malzeme olarak peynir rendele, dereotu karistir ya da ne istersen koy :)

Tepsiye dizdikten sonra beklet iyice sissinler, uzerine islak bez koy ki kurumasin uzeri.

Sonra uzerine yumurta sur, corekotu serp firina ver. Miss gibi pissinler. Hele bir de kuzine sobanin firininda pisirirseniz tam super olur :)