29 Temmuz 2009 Çarşamba

Ne güzel kokuyorsun, limon yaprağı gibi

Ev derdi en alasından olacak şekilde çözülmüştür. İtalyan bir mimarın evini kiralamak bir ayrıcalık olsa gerek, hele bir de kendileri şu an Paris'te çalışıyor iseler, tadından yenmez.
Evet efendim Monteverde'de şirin mi şirin 1 oda, salon ve bahçesi olan, bahçesinde dallarında limonları sallanan bir limon ağacı bulunan evceğizime hafta sonu temizliğini yaptıktan sonra taşındım. O kadar sessiz sakin, huzurlu bir yerki, insan akşama kadar evde oturmak istiyor.
İnsanı tembel yapar burası :)
Geç, güç derken tam istediğim gibi oldu. Sabahları kızarmış ekmeğimi kuşlarla paylaşırken, az önce sulamış olduğum bahçemde toprak kokusunu ciğerlerime çekiyorum.
Ah WFP sen nelere kadirsin...

Bahçeyi henüz elden geçirmedim ama bu hali bile çok güzel bence (kuzgun zümrüdüanka hesabı)
Bir iki resim ekleyelim değil mi...

22 Temmuz 2009 Çarşamba

Çoook mutluyuuum

Eveeet şu an çoook mutluum :) Monteverde'de bahçeli mahçeli, şipşirin bir evceğizim var artık benim.
Bugün gittim görmeye, bıdıcık, şirin mi şirin bir yer. Bahçesi var, bahçede ufak bir limon ağacı var ve limon tutmuş sarı sarı parlıyor :)
Çiçekleri, sandalyeleri, masası, şemsiyesi her şeyi tastamam yerli yerinde. Evde de hiç bir eksik yok, her şey çalışıyor ve en önemlilerinden birisi de sınırsız internet var.
Bu Cuma akşamı gidicem tekrar, kontratı imzalayacağız, depozitosunu verceğim vee Cumartesi bavulumu götürürüm artık :)

Eve geçer geçmez fotoğraflarını çekip koyarım :)

10 Temmuz 2009 Cuma

Artık benim de Carta D'identita'm var

Italya'ya vardıktan sonra eğer 30 günden uzun kalacaksanız bu karta, yani oturma iznine ihtiyacınız var. UN'in kuralları gereği ülkeye vardıktan sonra 30 içinde başvurmanız gerekiyor. Ben ilk haftada bavuran birisi olarak ikinci haftada kartımı aldığım için mutluyum. Bu karta iyi bakmam lazım, eğer ayrılırken bunu teslim edemezsem $3000 keselermiş hesabımdan!

Italya'da kimlik kartı taşımanın ve istendiğinde ibraz etmenin zorunlu olduğunu da yeni öğrendim. Bundan sonra kendilerini çantada gezdireceğim görülen o ki. Pasaport taşımaktan iyidir.
Bu arada ehliyet için de bir tür başvuru yapmam gerektiğini öğrendim. Üff ne bitmez işler yahuu.

8 Temmuz 2009 Çarşamba

konu yine Roma'da ev bulmak

Bu aralar evle ilgii sıkıntılarım vardı. En son Pazar günü yaşanan, bana göre komik bir olaydan sonra, zaten pek ısınamamış olduğum bu evden çıkmaya ve yeni bir yer bulmaya karar verdim. Ofisteki arkadaşlarla falan da konuştum. Yer ile ilgili güzel önerileri var. Yarından itibaren bir yerlere bakmaya başlarım yine :)

Parco Leonardo mu, Monteverde mi bakacağız artık. Yani bu ne demek oluyor aslında 3 durak önce mi üç durak sonra mı? Parco Leonardo bizdeki İstine Park gibi bir alışveriş merkezi ve etrafında da bizim "rezidans" dediğimiz, burada "ev" olarak adlandırılan, hepsi yeni yapılmış bir alan. WFP'den üç durak sonra, hava alanına doğru. E tabii ki herşey süper ama merkeze uzak kalıyor. Ama evler süper. Resimlerini gördüm henüz kendilerini görmedim. Bu arada merkeze uzak olduğu için fiyatları da uygun. Bizdeki gibi, İstanbul'un öbür ucuna rezidans yapıp, sonra merkezdeki bir dairenin bilmem kaç katına vermiyorlar :) Pek rağbet de görmüyor anlaşılan.
Monteverde ise, Trastevere ile komşu alanda merkeze bayağı yakın iyi bir bölge. Ama haliyle kiralar da ona göre. Buralarda bir yer de süper olur aslında.

Neyse bakalım, "neyse halim, çıksın falim" deycez artıkın.

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Haftasonu gezmelerim

Cumartesi günü Ostia Antica’ya gittim. Buraya yolunuz düşerse, mutlaka gidin üşenmeyin derim. Ulaşımı da çok kolay, Roma Lido’ya giden metroya biniyorsunuz ve Ostia Antica durağında iniyosunuz. İstasyondan çıkıp önünüze gelen üst geçitten geçerken zaten sağda bir kalenin burcunu göreceksiniz.

Ancak benim gibi gündüz güneşinde gidip de pişmeyin, sabah erken saati tercih edin derim. Hatta sonrasında Lido’ya uzatıp kendinizi Akdeniz’in tuzlu suyuna atabilirsiniz.

Pazar günü için ise Emma denize gitmeyi önermişti, ben de memnuniyetle kabul etmiştim. Ancak çevirmen olan Emma ne yazık ki bütün hafta sonu evde çalıştı ve sonuç olarak da sahil deniz yalan oldu. Zaten dünkü mıkırdanmalarından ekeceğini anlamıştım, onun için yedek planlarım hazırdı. Bugün Basilica di San Giovanni’ye gittim. Kendileri Roma’da yapılan ilk kilise oluyor. Ancak evden çıkarken unuttuğum birşey vardı. Dini yerlere girerken omuzlarınızın ve dizlerinizin örtülü olması gerekiyor. Yani atlet ve şortla girmek olmuyor. Benim tişört sorunsuzdu da şort için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Basilica’ya gidip önünde muhtelif kıyafet önerilerini okurken bir çok turist cıbıldak halleriyle girdiler ancak ben kurallara uyan insan olarak bir dahaki sefere diyerek dışardan bir fotoğrafını çektim.

2 Temmuz 2009 Perşembe

codice fiscale

Son gelişmelere dair bir şeyler çiziktireyim dedim.

Efendim dün Codice Fiscale, yani Fiscal Code, yani vergi numaramı aldım.

Burada parayla ilgili yapacağınız her şeyde bu lazım. Benim derdim bankada hesap açtırmak. Dün Banca Di Popolare (umarım doğrudur, yarın kontrol ederim)'ye gittim istedikleri evrak ve kesecekleri muhtelif komisyonlar ve işlem ücretlerine dair bir bilgilendirme yaptılar :) Acaba vaz mı geçsem diye düşünmedim değil hani :) 3:30 da kapattıklarından bugün yetişemedim, artık yarına kaldı.

Vergi ödeme işi ile ilgili bugün İK'ya yazdığım epostaya aldığım cevap 'buradaki Embassy'niz ile görüşün net bilgi almanız için' dediler. Acaba bu işin peşini bıraksam mı?
Vergi isteyen varsa, onlar benim peşime düşsün.

Dün yanlışlıkla W2008 kurduğum makinama tekrar imaj yüklediler. Muhtelif ayarlamalar yine yarım gün aldı. Bu işler niye bu kadar sürer, yok mudur bunun kolay bir yolu?

30 Haziran 2009 Salı

Vergicilerle başım dertte!

Bu aralar vergi işleriyle başım dertte. Günlerdir bunlarla uğraşıyorum. En son geldiğim nokta ise yılan hikasi halini aldı. Hikaye ise şöyle;
VF'nun PWC ile global anlaşması varmış. VF bir elemanını yurtdışında bir yere çalışmaya gönderdiğinde de PWC'den bu kişiye vergi danışmanlığı vermesi yönünde bilgilendirme gidermiş. Önce ayrılacağın yerde, sonra da gideceğin yerde PWC ile vergi dertlerinle ilgili danışmanlık görüşmeleri yaparmışsın. E güzel.
Amma velakin benim 'exit briefing' görüşmem ben buraya geldikten iki hafta sonra gerçekleşti. 25 Haziran Perşembe konuştuk. Bunu ben gelmeden yapmamız lazımdı oysaki. Neyse ama görüşmemiz sonucunda benim şarlarımla Türkiye tarafından pek bir vergi yükümlülüğüm olmadığını anladım.

29 Haziran Pazartesi sabahı yani dün ise, PWC İtalya ile görüşme yaptık. Bu görüşmenin sonucunda çıkan şey ise, 2009 yılı içerisindeki çalışma sürem 183 günden büyük olduğundan vergiye tabiymişim. E ama bir UN'de çalışırken ne vergisi! UN dünyanın her yerinde vergiden muaftır! PWC'ci ablaya UN'nin vergi muafiyeti hakkında bilginiz var mı dediğimde de tabii 'hayır' idi cevabı. Ha bir de vergi işinin kişinin kendi sorumluluğunda olduğunu anlattı, benden kontratımı falan göndermemi istedi. VF'dan pek bir bilgi alamamış. İyi güzel de kontratımda vergi konusu ile en ufak bir kelime geçmiyor ki!

En sonunda bir türlü anlaşamayınca, WFP'den çeşitli kontak bilgilerini ve kontratımı eposta ile göndereyim siz konuşun anlaşın deyip kapattım.
Tabii durmayıp Protocol Unit ile konuştum, bana AskHR'a yazıp 'tax exemption certificate' almamı ve PWC'ye göndermemi önerdiler. Ama hangi koşulda olursa olsun, WFP bir İtalyan şirketi değil, biz devlete senin hakkında herhangi bir gelir beyanatında bulunmuyoruz dolayısıyla burada vergilendirilme durumun olmaz dediler. Ha bu arada da Carta D'identica (oturma izni çıkarıp kimlik kartı verilmesi için) başvurumu da yapmıştım. Buraya vardıktan sonra 30 içinde başvurmak lazımmış. Dün sabah başvurumu bakanlığa gönderdiler.

AskHR'a şu sertifika için yazdım. Ne oldu derdiniz, işler daha da karmaşık bir hal aldı :) Protocol Unit'tekiler bu başvuruma istinaden kontratımı inceliyorlar ve amanın ben 'regular consultant' değilmişim SSA (Special Service Agreement) ile çalışan bir danışmanmışım. EE yani!!
Yanisi şuymuş SSA'deki duruma göre her ne kadar benim maaşı WFP ödese de bu para en nihayetinde Vodafone'dan çıkıyormuş. Buna göre de bana bu sertifikayı veremezlermiş.
Vergiler açısından ise bu İtalya'da değil ama Türkiye'de bana vergi yükümlülüğü getirebilirmiş bunu kontrol etmeliymişim.

Hah şimdi tam süper oldu hem İtalya'ya hem de Türkiye'ye vergi vereyim. Bir bu eksikti. Korkarım arada başka ülkeye görev için falan gidersem bir de onlar çıkıp isteyecekler :D
Dağılın leyn, noooluyorsunuz.

Asıl bomba ise eğer ben 'regular consultant' değil isem WFP benim için Carta D'identica başvurusu yapmazmış, bu oturma izni işi ile benim uğraşmam gerekirmiş. En komik nokta ise, bu işleri ben yaparsam yaklaşık 1 yıl falan sürermiş. Şaka gibi! Benim sözleşme 11 aylık. Ama onlar başvuruyu zaten sisteme girdikleri için en sonunda bu şekilde devam ettirmek yönünde karar aldılar. İyi sıyırdım yani :)) Az kalsın bir faciaya sürüklenecekmişim.

Neyse efendim uzun lafın kısası kafam karışık, başım kalabalık. Bugün bunların hepsini açtım Kathryn'e anlattım. Ne yapayım ben dedim, burada İtalya'ya karşı hiç bir vergi yükümlülüğün olmamalı, sen bi eposta yaz bunları anlar, biz bir araştıralım dedi.

Epostayı yazamadım. Niye mi, bu da günün son bombası Active Directory'i kontrol edebilmek vs için Windows'un yönetim araçlarını kurmaya çalışırken makinama nasıl becerdiysem Windows 2008 Server kurdum :) Sadece yönetim araçlarını seçtim ama bu nasıl oldu anlamadım.
Neyse önemli bir şeyim olmadığından aldım diski götürdüm, imajı yeniden yükleyecekler. Umarım yarına hazır olur .

İşte böyle pek maceralı geçiyor canım günler, öyle böyle değil.

28 Haziran 2009 Pazar

Yürümekten yorulma!

Bugün şöyle bir sokağa çıkıp turistlik yaptım. Yürümekten yorulmadım:)
Bizde birisi bir yere gidip döndüğünde ne denir 'E yediğin içtiğin senin olsun gezdiğini gördüğünü anlat'. Ben de öyle yapayım dedim. Gezdiğim her yeri değil de en can alıcı bir kaç yerden bahsedeyim.

Fontana Di Trevi. Gelenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri. Üç Yol Çeşmesi anlamına geliyor ama bizde 'Aşıklar Çeşmesi' olarak geçiyor :) Buraya görüşme için gelip döndüğümde birisi 'Aşıklar Çeşmesi'ne gittin mi diye sorduydu. Ben de o ne ola ki acaba dediydim. İşte buymuş. Halbuki gitmişim.

Collosseum. Monumento a Vittorio Emmanuele II'nin tepesinden çektim. Güzel manzara olmuş. Söylecek bir şey bulamıyorum. Ama ben biraz okumak istiyorum diyenler için bir link iliştirdim.




Günlerden Pazar olduğu için nerdeyse bütün kiliselerde düğün vardı. Ama ben ne gelinin ne de uçuşan balonların resmini koyacağım. En güzeli gelin arabası. Şuna bakar mısınız.

Tabii bu kadar dolandıktan sonra ne yaptım. Farnese meydanındaki yan yana dizilmiş kafelerden birinde oturup bir kahve ve su içip dinlendim. Tülay geçti aklımdan, kitabımı açtığımda. Tam onluk bir aktivite oldu bu. Buranın fotoğrafını çekmemişim. Bir daha ki gelişimde çeker koyarım :)

Bu arada günün saptaması;
- Burada da düğüncüler yolda konvoy halinde, korna gürültü gidiyorlar. Ha aynalarına havlu değil, beyaz rafyadan yapılmış süsler takıyorlar. Ama gözlerim yollarını kesen, arabalara tırmanan çocukları görmedi tabii. tüh

Roma günleri

Şu sıralar neler yapıyorum. Aslında neler yapmıyorum ki! Ama daha çok prosedürel işlerle uğraşıyorum. Şöyle ki;
- Çalışma izni ile İtalya'ya geldikten sonra 30 gün içerisinde oturma izni için başvurmanız gerekiyormuş. Ben de geçen hafta gerekli formu doldurup, pasaport kopyası ile UNDP Visa Unit'e verdim. Pasaportun ikinci sayfasının da kopyasını çekmek lazımmış telefon açıp hatırlattılar. Onu da yarın vericem artık.
- Eve taşındım biliyorsunuz. Ancak evde yaşayan bu yeni kişiyi ev sahibinin, 48 saat içerisinde polise bildirmesi gerekiyormuş. Tabii bunun için de bir form ve pasaportun muhtelif kopyaları lazım. Onları hazırladım. E ben taşınalı bir hafta oldu aslında onun için ev sahibem aman birisi sorarsa dün geldim de diyor :) Olur derim :)

Bu günlerde gezmeye pek vakit ayıramadım. Hah haaa ama sanmayın ki günler evde çamaşır ütü ile geçecek. O sadece dün içindi :) Haftaya sahil planlamız var Emma ile. Motor için araştırmalarım da devam ediyor ayrıca.
Bir de BBC'nin sitesinden kendi kendime İtalyanca çalışıyorum. BBC'cileri takdir ettim doğrusu. Bu kadar kaynak, bu kadar çaba, saygılar sunuyorum.
Bu arada kahve harbi önemli bir mevzuymuş burada. Emma'nın bana öğrettiği ilk şey kahve yapmaktı.

Buyrun bu da dayanılmaz İtalyan Kahvesi'nin ayrılmaz üçlüsü.

Bu arada şaraplar için ayrıca bir blog mu yapsam diye düşünüyorum :)

24 Haziran 2009 Çarşamba

İlk günler, ilk işler ve ITIL

Geçen hafta Perşembe günü gelip, Enrico, yani müdürüm ile oturup biraz konuştuktan ve adlarını beşinci kere sorup, altıncı kere hatırlayamacağım insanlarla tanıtıktan sonra, yeni masama oturdum. Makinamı açtım sevgili Enrico bana bir eposta gönderdiğini o ITIL kursunu bu birkaç günde yaparsam iyi olacağını söyledi. Tabii ITIL dediğinde benim suratımdaki "o ne ki!" ifadesini görmüş olacak ki, bana ne olduğundan bahsetti biraz.
Ben de şu sıralar halen onu bitirmeye çalıştığımdan, sürekli olarak ITIL der durur oldum. İyisimi kısaca yazayım nedir diye.

ITIL: Information Technology Infrastructure Library

WFP'de benim bulunduğum departman aynı zamanda Service Management'tan da sorumlu. İşte ITIL da Service Management el kitabı gibi bir şey. Aslında genel olarak konsepti anlatıyor. Bir nevi SM methodolojisi yazmışlar.

Ay merak ettim ben yaa, bu ne ola ki diyenler için de şu wiki adresini öneririm, oldukça iyi anlatmışlar.