25 Ağustos 2013 Pazar

Aladaglar notlari

Cok sicaktan bunalinca bir dağa atmak istiyor insan kendini. Şartlar da buna uyunca neden olmasindi! Oldu nitekim. Uzerinden iki hafta gecti. Bazen hemen yazamıyorum ya da yazsam bile hemen yayinlamiyorum. Olgunlasma zaman alabiliyor!

Sonuc olarak gecen seker bayramimizda Aladaglar'a gittik dort kafadarlar olarak.
etli ekmek
Oralari ne kadar anlatsam az ama ben oncesinde, kurt gibi ac bunyeleri doyurdugumuz Makas Etli Ekmek'den bahsetmek istiyorum. Nigde'ye dogru idi yolumuz haliyle ve Ankara'dan cikmistik yola. Birkac saat sonra Aksaray'a girdigimizde sevgili doktorumuzun, ben burda daha once yemistim, yiyelim mi burada onerisine, herkes tum acligiyla 'eveeet' dedi vee oturduk Makas Etli Ekmek Salonu'na. Burasi aslinda ufacik bir yer, hatta yolustunde olmasina ragmen farketmeyip kacirmaniz bile olasi ama bir kere tattiktan sonra tadini unutmaniz olasi degil. Iste boyle Aksaray'a girerken hemen saginizda gordugumuz bu etli ekmekciye oturduk. Herkes bir ekmek soyledi ve basladi bekleyis ve on dk icinde ekmeklerimiz bir metre boyunca geldi! Evet bir metre ekmek geldi, ama nasil leziz, nasil da citir ve hamuru incecik acilmis. Bir metre etli ekmek yiyorsunuz ama sismiyorsunuz! Resimde de goreceginiz gibi uzerinde izgarada pisirilmis biberler var ve yaninda domates, maydanoz ve limon ile servis ediliyor. Afiyetle yedik. Size de tavsiye ettik :)

Sokullu Pınar'dan görüntü
Nigdeye vardigimizda aksam olmustu artik, Demirkazik'a vardimizda ise dokuz on gibiydi sanirim. Rambo'da biraz oturup cay ictikten sonra, yarimiz koyde odtu'nun dag evinde kaldi, bizse Rambo ile Sokullu Pinar'a ciktik. Buradaki kamp yerinde cadirimizi kurup, biraz yildiz seyrettik, cok gecmedense bu serinlikteki cagirici uykucunun kollarina kostuk.  Sabahsa iste boyle bir gokyuzune uyandik! Mukemmeldi. Kokular, goruntuler, serinlik… guzeldi.
Sokullu Pınar kıl çadırdan manzara
  Kil cadirin altinda yapilan bir kahvalti sonrasi renkler daha da canlilasti :) cantaya sandvicleri, cay dolu termosumuzu, muhtelif sıcak tutacak kıyafetlerimizi de yerleştirdikten sonra, kamptan köye(Demirkazık Köyü) doğru inişe başladık. Köye yakın Cimbar Vadisi diye bir yer var ve Gökhan Derya ikilisi burada tırmanış yapacaklardı bugün. Köye doğru yaklaşık 4km'lik bir iniş var, toprak yoldan doğru iniyorsunuz. Cok sürmüyor bir saat kadar ancak. Sonra Cimbar Vadisi'ne doğru geldik, beklediğimiz gibi bizimkiler buradalardı. Biraz oturup muhabbet ettik. Onları tırmanıyor görünce nasıl canım istedi tırmanmayı. Ama yanımızda ne ip, ne şu, ne bu olduğundan ne yazık ki mümkün olmadı. Biz de biraz cay içtikten sonra cok durmayıp, yolcu yolunda gerek dedik ve başladık vadi boyunca tırmanmaya. Bu Cimbar Vadisi pek şanlı bir yermiş. Her bir noktada sanki daha ileri gitmiyor gibi geliyor insana sürekli. Ama siz devam ettikçe o da devam ediyor. Hissiyatı da bir başka. Sadece siz ve vadi varsinız o anda etrafınızda yükselen duvarlar arasında. Vadide yaklaşık 8km yürüyerek 1000metre yükselmiş olduk, vadiden sonra Arpalık Yalası'na çıktık. Bir anda bir yarı aşıp denize varmış gibiydi önümüzde ucsuzca uzanan yayla. Sonrasında yaklaşık 4km hafif iniş yürüyüşle tekrar Sokullu Pınar Kamp Alanı'na vardık ve günün aktivitesini sonrlandırdık.
Akşam arkadaşlar da geldiler ve mangal, şarap ve rakılı olarak bol muhabbetle bitirdik günü.

Çömçe Göl
Ertesi gün Rambo ile beraber Karagöl'e cıktık. Kamp alanında çadırımızı kurduktan sonra, Çömçe Göl'e çıktık.
Çömçe, kepçe demekmiş. Gölün şekline bakınca da bayağı benziyor harbiden kepçeye :) Keyifli kısa bir yürüyüş oldu, ama göl çok güzeldi. Hatta aşağıda kamp alanında kullandığımız içme suyu da buradan geliyormuş.
Böyle olduğunu öğrenince hemen yere atlayıp kafamı suya daldırdım ve kana kana içtim. Bu halde çeşitli fotolarım var ama çok şebek bir görüntü olduğundan buraya koymadım :) Güneşi burada batırdıktan sonra tekrar indik Karagöl'e. Burada göl epeyi çekilmiş fotodan da görebileceğiniz gibi. Bu arada Karagöl 3000metrede ve yürüyüşten döndükten sonra etrafı cevrilip, uüstünden hortum sallandırılarak duş haline getirilmiş yerler var. Vee çok şaşıracaksınız ben burada ılık hatta neredeyse sıcak duş aldım 3000metrede!  O kadar reklam yapmışım ki bir de tüm Fransızlar sıraya girmiş duş için :)
Karagöl
Suyu nasıl mı ısıtıyorlar? Şöyle; Çömçe Göl'den buraya 2km'lik siyah boru çekmişler!!! İşte böylece su yukardaki gölden buraya o iki kilometrelik boru boyunca gelirken ısınıveriyor. Süpper bir çözüm. Çoğu yerde su bile bulamazken, bir de sıcak su. Yihhuuu :)

Ertesi gün Karagöl'den Emli Vadi'sine indik ve bu sefer çadırımızı buradaki kamp alanına kurduk. Bugün ünlü meyve şarapçısı Süleyman'ı gördük, günlerdir kendisiin yaptığı şaraplardan içiyorduk ufak ufak, onunla ve Fatma'yla tanışmak güzeldi. Bugün akşam üzeri ise Emli'ye dönüp saat 6 gibi Kale Tepe'ye tırmanmaya karar verdik. Güneş yattığında yola cıktık. Önce patikadan sonra çarşaktan yavaş yavaş çıkarak en tepesine ulaştık Kale Tepe'nin. Yaklaşık iki saat sürdü çıkısımız. Burada uzuuun bir mola verdik. Aşağıda kampı izledik, etraftaki dağ masiflerini seyrettik, çay içtik sandviclerimizi yedik. Çok güzel bir iki saat geçirdik.
Kale Tepe
Güneş batmadan inişe başladık, çıktığımızdan cok daha kısa bir sürede inmiş olduk. Bu arada adına Kale Tepe denmesi boşuna değil, yukarıda Kale kalıntılaını görebilirsiniz.

Buralarda günbatımında dağlar kızarıyor, muhteşem görüntüler sunuyor. Bu resimleri bizzat orada olup çekmeniz, beyninize kazımanız lazım. Boyle bir yer Aladağlar bir giden tekrar tekrar gidiyor.

Biz indiğimizde Gökhan Derya gelmişlerdi. Onlar da bugün çok güzel ve yorucu yürüyüş yapmışlar. Oturup biraz çay içtik, sohbet muhabbet geçti akşam.
Gün batımı

Ertesi gün Emli'den Kazıklı Ali Kanyonu'na yürüdük. Burada birçok tırmanıcı olmasını beklerken sadece bir iki kişi gördük. Günlerden Pazar ve tatilin son günü olması sebebiyle herkes yok olmuştu. Vadide çok güzel bir yürüyüş yaptık. Miss gibi kekik topladım. hatta vadinin sonuna varıp yukarı çıkmıştık, geri yürümek için ama vadideki kekikler cok daha güzel olduğundan tekrar vadiye indik ve ben kekik toplamaya devam ettim. Geyikbayırı'ndan topladığım kekikleri bitmesin diye az az kullandığımızdan cok topladım ve artık bol bol kekik tüketebilirdik. Aynı zamanda her yerde kızarmış olan kuşburnuları toplamak için içim gitti ama ne yazık ki yanımıza hiç çanta veya çantaya dönüşebilecek birşey almadığımızdan toplayamadım. Ne yapalım bir daha ki sefere deyip kekikleri bolca selpaklara sarıp durdum :)
kekikler

Bu akşam aşçımız Hasan Abi'nin yemekleri ile miss gibi doyurduk acıkan bünyeleri. Akşam geç vakit biz de yola çıkacağımızdan kampa varınca çadırı, eşyaları vs. topladık, çocuklar da gelince, Moris vs hep beraber biraz muhabbet ve eşyaları arabaya yükleyip köye indik. Rambo'da bir çay molasından sonra yola döküldük. Herkes erkenden kaçmış trafik rahatlamıştı, küçük bir pitstop sonrası yola devam ettik ve gece 2,5 gibi evlere vardık.

Özet olarak diyeceğim birşey var ki, o da eğer Aladağlara halen gitmediyseniz, bir gidin görün, yürüyün, ayağınızın altında o çarşağı hissedin, onda kayarak inmenin keyfine bakın :)

GBI haberleri

Bugün tesadüfen GBI ekibinden bir arkadasşın paylaştığı linkten gördüm bizim GBI turu haberini. Yıllardır Düşler Akademisi için tur yaparız ama yazılı medyada pek fazla haber olduğunu görmediğimizden mutlu oluyor insan :)
Gördüğüm bir kaç link burada, merak edenlere...

http://www.turkiyehaberajansi.com/haberdetay/65710/Dusler-Akademisi-Icin-Pedal-Cevirdiler

http://www.haberler.com/turkiye-takimi-dusler-akademisi-icin-pedal-cevirdi-4904647-haberi/

http://thebrandage.com/kuresel-bisiklet-girisimi-turunda-turkiye-takimi-dusler-akademisi-icin-pedal-cevirdi/

http://www.aa.com.tr/tr/sirket-haberleri/gundem/404924

http://www.abvizyonu.com/stk/vodafone-turkiye-takimi-dusler-akademisi-icin-pedal-cevirdi.html

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Dalaman - Kas yolculugu

Kas herseyiyle guzel ama tek zor olan ulasimi, eger muhtelif toplu tasima araclari ile geliyorsaniz. (Bu da onun guzel kalmasinin diger bir sirri aslinda)
Ben genelde havayolu ile geliyorum. Dalaman'a ucup, oradan Kas'a muhtelif yollarla ulasiyorum. Her seferinde Dalaman'dan Kas'a nasil gidicem diye kafa patlattigindan, bu yontemleri sizinle de paylasmak istedim.
Ben bu sayfayı düzenli olarak güncelliyorum. Arada shuttle şirketleri de yorumlara transferleri ile ilgili bilgi yazıyorlar. Yorumları kontrol etmenizi öneririm.

Bu yollar da en kolaydan, zora ve dogal olarak en pahalidan, ucuza dogru soyle;

- taksi :) Dalaman -Kas 230tl. Bugunku fiyat(08/2013) 2016'da 250-280 idi gidince bi fotosunu çekerim.

- ozel transfer / Kas'ta ofisleri olan ozel transfer firmalari var. Bunlardan ayarladiginizda, Dalaman'a inis saatinizde orada olup sizi Kas'a gideceginiz yere goturuyorlar. Fiyatlari sabit, kisi sayisina gore degismiyor. Taksiden cok da ucuza gelmiyor ama bir tik daha iyi. Şimdilerde fiyatlar 180-200 gibi(2017)
Ben hep Sedat beyi kullanıyorum özel transfer yapacaksam, ki kış zamanı tek seçenek bu oluyor. Telefonu 05335244927 

 -*  15/04/15 ekleme: Ozel transferler bolumune bu yil cokca denedigim bir iki tanesini daha yazmak istedim. Bugun itibariyle Dalaman-Kas 150, Antalya-Kas 180-200 lira arasi. Yani 180 de var 200 de:)Bu aralar 'Kas Rent A Car'la bir iki kere yolculuk yaptim. Sikintisiz sorunsuz, gittik geldik. Oldukca memnun kaldim. Facebook'taki Kas' a transfer paylasalim mi grubundan da bos donen araclari varsa, bilgi veriyorlar. Eger oyle bir seye denk gelirseniz 100liraya gidersiniz. Muharrem Gumus 05332219235
_* 11.05.16 Muharrem Gümüş, Kas Rent A Car, bu yıl shuttle servis hizmeti vermeye başlamış. Tek yön 60 lira, rez: 0546 6120707

_*11.05.16 Transferbul.net'in seferleri 15 Mayis'ta başladılar, 60lira. Siteden direct rezervasyon ve ödemenizi kartla yapabiliyorsunuz. Ben geçen yıl bir kaç kullandım. Sorunsuzdu. Test edildi, onaylandı yani.
-* www.shuttlekas.com, www.kasgumustravel.com bunlar shuttle hizmeti verenlerden bildiklerim ve bir iki kullandıklarım. Yolculuğunuzun olduğu gün arayıp bir teyid etmenizi öneririm yine de her şey yolunda mı diye!
http://www.havas.net/
- Havas + Batı Antalya Otobus: bu yontemde de Dalaman Havaalani'ndan Havas'in Fethiye arabasina biniyorsunuz. 10 lira karsiliginda, yaklasik 1 saat 15 sonra Fethiye otogarinda oluyorsunuz. Oradan da Bati Antalya'nin midibusleri var Kas'a giden, onlara biniyorsunuz. Bu yolculuk da arti 2 saat ve 16lira maliyet. Ama yolda delirebilirsiniz. Hem ayakta yolcu aliyor, yol kenarinda kim elimi kaldirsa duruyor, klimasi yok sicaktan eritorsunuz vsvsvs. Bu yontemle Dalaman'dan Kas'a ulasmak 5 saat suruyor benim ornegimde!!! 


Eger Dalaman'dan degil de Antalya Havalimani'ndan gelirseniz, yine Havas'la Antalya otogarina gelip, oradan da Kas otobuslerine binebilirsiniz. Havas 45dk, otobus yaklasik 4 saat suruyor. Biraz yorucu olabilir. 

Istanbul'dan otobus ise yaklasik 15 saat suruyor. 

Arabayla ise 9 saatte gelebiliyorsunuz Kas'a. 

Bir keresinde Dalaman'dan gidip, Antalya'dan donmustum. Ozel transferle Antalya havaalani 3,5 saat kadar surmustu. 

Tabii bunlar benim bildiklerim. Bilmedigim ve daha kolay yollar varsa, bildirirseniz sevinirim :)

Tabii bunlarin disinda bir de araba kiralama yontemi var ki; super ideal oluyor aslinda ama eger tatiliniz uzunsa ve Kas'tan cikmayacaksaniz, gereksiz kaliyor. Ama haftasonu ya da uc dort gunlugune geldiyseniz, hele bir de uc dort kisiyseniz kesinlikle yapin derim. Masrafi da kiralayacaginiz arabanin sinifina gore olacak tabii ki :). Biz pek bilinmeyen lokal bir yerden bir Fiat vs kiralamistik ve gunluk 60lira gibi bir rakan vermistik. 

Ya ben ne cok gelmisim buraya ve her seferinde de bas sekilde gelmisim :)

* bu arada bu yaziyi Dalaman-Fethiye servisinde yaziyorum :) Birinci elden denenmis yontemler.

Eklemeler 29/06/14
Facebook'taki Kas'a transfer paylaşalım mı? grubunun yanısıra yine güzel bir secenek olarak www.transferbul.net'i huzurlarınıza sunarım. Transferbul.net'i henüz şahsen denemedim ama çok güvenilir bir kaynaktan aldım bilgisini. 16 Temmuz'daki seyahatimde kullanacağım demektir.:D

Haa bir de ya Kaş'a geldim, bir de dalış yapasım, belki dalışı deneyesim ya da eğitim alasım var diyorsanız, gelin beni bulun.


Dalış bilgi için tel : 05423872046

Mutlu tatiller :)

4 Ağustos 2013 Pazar

Julide Ozcelik ve Jazz İstanbul

Bu aralar en cok dinledigim ve cok keyif aldigim album olarak paylasmak istedim. 
Evet Julide Ozcelik'in, Jazz İstanbul albumleri(iki tane var cunku 1 ve 2 diye) 
Bu albumlerinde, halihazirda bildiginiz sarkilari, kendi yorumuyla jazz tarzinda seslendirmis. Pek de guzel yapmis. Nefesine saglik. Coook begendim. 
Jazz İstanbul albumunde en icime  isleyen parcalar 'Kendinle Kalirsin' ve 'Yalan Dunya'. Biri cok manidar, digeri cok gercekci!
Jazz İstanbul2 albumunda ise 'Zaman' parcasidir cani alan. O kadar guzel anlatir ki, hem cok kolay, hem cok zoru. 
Kendisiyle tanistigim gun, hafif buruk ama mutl doluydum, simdiki gibi!

Tabii kendisine gecmeden once yillari asan sekilde Birsen Tezer'in Cihan albumunu dinledim. Oyle ki artik kmse benle muzik dinlemek istemeyene kadar! (Evet sevdiklerim konusunda saplantili oldugumu kabul ediyorum) 
Ama siz de bin dinleyin ve eger aksini soylerseniz, susacagim !!!! Aslaaaaa…

3 Ağustos 2013 Cumartesi

Kaş ve Cafe Mola

Kas ve dalis dedik tamam ama lezzetlerinden de bahsetmek lazim. Burada bir cafe var, adi Cafe Mola. Emine hanimin sahibesi oldugu sirin bir yer.
Yaptiklari hersey cok guzel. Ama benim icin ennn guzeli o balli, meyveli krep!
Su resimlere bakinca ne demek istedigimi siz de anlayacaksiniz. 
Mukemmel yapilmis krep icine taze taze meyveleri dograyip koyuyorlar, ay seklinde kapatip uzerine tarcin ve az pudra sekeri doktukten sonra bal gezdiriyorlar. Ve iste boylece benim muptelasi oldugum sahane sey oluveriyor. Bir de yanina bir top dondurma olunca, tadindan yenmiyor, gozunuz donuyor. Bir kisi icin fazla olabiliyor, epey buyuk bir porsiyon cunku ama siz de benim gibi az yiyip giderseniz rahatca yersiniz. Simdiden afiyet olsun:)

Sadece bu degil tabii, benim en begendigim yemekler arasinda otlu peynirli krep(ben krep seviyom galiba!), ev yapimi koccaman hamburgerleri, o super patatesleriyle ve mantiyi da deneyin derim!

Ya iste boyle. Efenim Kas'a gelin, Kanyon Diving ile bi dalis yapin ustune de gidin Cafe Mola'da keyiflice semirin. 

Ohhh la vie est belle! 

25 Temmuz 2013 Perşembe

14 Temmuz ve dönüş

tekrar düşmeli yollara...
Eveet artık dönüş vakti gelmişti. Bisiklet kutulanmış, çantalar toplanmıştı. Artık dönme vaktiydi. Akılda kalan tatlar, hisler, mutlar, küçük sızılar...
Bu seyahat benim için bir çoğundan çok çok farklı oldu. Belki bisikletle yurtdışında, yanlız başıma yaptığım ilk tur değildi ama birçok açıdan ilkti.

Bu turda neler mi yaptım;

- Cadır-tulum-mat üçlüsü ile yaptığım ilk bisiklet seyahati idi,
- tüm yükümü bisikletimde taşıdım,
- Lyon havaalanında bisikleti kutusundan çıkarıp, orada monte edip, yükleyip yola çıktım,
- Lyon-Paris ve Neuss-Bremen arası yanlız seyahat ettim
- Paris-Neuss arası GBI'daydım ve bizim ekiple gittim,
- toplam 20 gün sürdü tüm seyahat
- toplam 4 ülkede bisiklet sürdüm. Fransa, Lüksemburg, Belçika, Almanya
- En çok Fransa'da keyif aldım sürmekten
- toplam yaklaşık 1400km yol gittim, bunun yarısını yanlız, yarısını GBI'da dostlarla yaptım.

Bu geziden geriye o kadar çok şey kaldı ki, tarifini yazmam imkansız. En önemlisi bana kazandırdıkları!

Aklıma ilk gelenler ve iz bırakanlar diye düşündüğümde
- aklıma ilk Münster'deki Sevgi abla ile Ahmet abi geliyor. İyi ki varsınız, iyi ki karşılaştık sizinle. Bu turla ilgili en cok sizi anlatıyorum,
- Lyon'da Sam,
- Champange bölgesinde içtiğimiz ve halen tadı damağımda olan mükemmel şampanya,
- Bremen, bizimkiler ve kirazlar :)
ve
- İyi bir yoldaşla yol almanın hazzı!

Hayat her zaman sizin için bir yerde bir sürpriz saklar. Hadi gidin bulun onu...

13/07 Ctesi - Bremen'de kiraz hasadı :)


Bremen'de gecen guzel bir gunden sonra bugun evde takilmaca, agactan kiraz toplamaca veee bbq gunu.
Sabahtan yine guzel bir gune uyandik. Hava isil isil, gokyuzu mavi mavi. Bulutlar bile bir baska guzel.
Kahvaltida dombili bir karin elde ettikten sonra, uzuuun bir muhabbet fasli ve sonrasinda kiraz toplamaya bir iki. Kizlar da bisikletleri de bizimle tabii.
Abijan 8mlik merdiveni dayadigi anda hooop kiraz agacinin tepesindeyiz. Once az gibi gorunuyor ama kovalar ve posetler doldukca cokmus bu yaa diyor insan. Once 3 kiraz kovaya, 5 kiraz bana iken sonra 5 kovaya 1 bana oluverdi. Kova dolunca da hep bana hep bana. O gun kirazdan catlayabilirdim sanirim. Nasil da muhtesemdiler :)
Ağaçta o kadar uzun kalmışız ki, bir ara yenge hatun kahve getirdi bize :) Dallarda içtik kahvelerimizi abijanla.

Şimdi bu ağaçta iki kişi var! Biri ben, biri abijan. Bulun bakalım neredeyiz :)

Sonrasinda otoparkta ablacanin bisiklet surusu ve milli olusu. Artik o da bisiklet sureniliyor heyooo:)

Ve eve dönusle birlikte, abijanin cilginlar gibi et, su bu pisirmesi bahceye koydugu bbq'de. Oh, biz de biralari aldik coreklendik tepesine. Herkesin boyle bir bahcesi olmali yaa. Bu ne keyiftir, nasil da mutlandirir insani, nasil da sarj eder yasam enerjisi ile…

Yarin yolculuk var. artik donme zamani geldi :(

19 Temmuz 2013 Cuma

03/07 GBI Gun 4 Verdun - Mersch

03/07 GBI Gun 4 Verdun - Mersch
ıslak ama muhteşem yollar
lastikler patlamasııııınn!!!
Bugun yagmurlu bir gundu. Dun aksam tam biz vardiktan sonra baslayan yagmur, bugun boyunca bizimle gibi gorunuyor. Yolumuz uzun, virajli, epey cikisli inisli. Ama bunlarin hicbiri beni durduramazdi on lastik arka arkaya dort kere patlamasaydi.

ilk teker tamir noktası
Bugun rotamiz Fransa'dan Luksemburg'a ve konaklamamiz da Luksemburg'da olacak. 

İlk patlamamiz tam da guzel bir inis sonrasi baslayip yarisina geldigim cikista oldu. Yagmur yagiyor ve hava epey soguk. Asagida korunakli bir yer vardi. Oraya inip yedekle degiştirdik. Bu bekleyiz biraz daha usuttu ve hirka giydirdi. Sonra yola devam, pistop'a yaklasiyoruz derken, gumm tekrer patladi. Bu sefer degistirmeden hava basarak indim 3kmlik yolu ama uc bes kere hava basmamiz gerekti! sonra sularimizi doldurduk be tekerimizi yamadik, iyice kontrol ettik ama ne jantta ne de dış lastikte birsey yok. Neyse deyip, sisirip yola devam ettik.
aynada damlalar ve ben
Bu arada on frenim surekli takildigi icin arada da durup onu tamir etmeye calisiyorum. Ama ne yapsak duzelmedi. Frenli olarak cikiyorum yokuslari. Saka gibi! sonra bir GBI minibusu geldi yanimiza, hersey yolunda mi diye sordu. Tekniker var mi diye sordum, yokmus, o zaman gule gule dedim. Bizi Luksemburg'a goturecek daglari tirmaniyorduk ki, gumm bi daha! yamadik yola devam. Arada bi GBI arabasi daha gecti el salladik.
gökyüzü muhteşem
Sonra gumm bi daha! tam lastigi yamamistik ki GBI arabasiyla baktik yanimiza gelmis Katerina, binmek ister misiniz diye sorunca, sansimizi daha fazla zorlamamak gerekli diye dusunup bisikletleri minibuse yukleyip bindik arabaya. Katerina da uc kisi cok yorulmus gidemiyolarmis onlari almaya gelmis. O dedigi cocuklari da biz yaklasik bir bucuk saat once otobus duraginda gormustuk. Onlari da duraktan alip Luksemburg'a arabayla gecmis olduk. Bugunun macerasi da boyle oldu. Spor salonunda kalacagim bugun. Ama oncelikle bisikleti teknikerlere gorurdum ve fren ve lastik patlama dertlerini anlattim be siraya koydum. 
Dus temizlik ve camasir yikama faslindan sonra, biraz yemek vee kendimizi Luksemburg sokaklarina attik. 
ve pes ediş!
Luksemburg soforleri hic oyle avrupali falan degiller. Fransa'dan sonra dehset sactilar resmen, dibimizden giden ve korma calan tirlariyla! ayni turk soforu. Valla bunlarin surucu kurslarinda kesin bizimkiler egitim veriyor olmali dedim. 
Mersch kenti cok sevimsiz bir yer, hic tavsiye etmem. Ama daglara dogru ciktikca guzellesiyor. Fakat bir avuc memleket oldugu icin cabucak bitiyor!
Luksemburg'un aklimda pek iyi anilarla kaldigini soyleyemem yani:))
endomondo rota kaydı

18 Temmuz 2013 Perşembe

Bremen Mizikacilari

Dun ablacan da gelince ekip tamamlandi ve Bremen'e gidip su mizikacilari bir gorelim artik dedim. Ama Bremen'de gorecek o kadar sey varmis ki mizikacilar cabucak golgede kaldı. Zaten cok da buyuk bir sey degiller. Merkezde bir heykel o kadar. İste bu! Ama essegin ayaklarina asilarak dilek dileme gibi bir adet varmis! Ben de yaptim tabii ki :)
Verder Bremen sampiyon olunca iste bu balkondan selamlamis milleti. Ha bir de Micheal Jackson gelince o da bu balkondan el sallamis!

Bu Ronald. Kendisi kliseye karsi savasmis. Onun zamaninda klise surekli halktan para topluyormus ama bunu sadece saasali kliseler yapmaya vs kullaniyormus ve Ronald da bunlara karsi savasmis. Tam da katedralin karsisinda merkezde koccaman bir heykeli var. Takdir ettim. 
Bu da katedral!
Merkeze dogru yururken bir coban ve cokca domuz heykeli var. Bunlarda ne ki derken, anlatti abijan. Eskiden o yolun devami tarlalik alanmis ve domuzlar sabahtan saliverilirlermis. Aksam donerlerken geldikleri sokaktan degil de sagdaki sokaktan gitmeye zorlanirlarmis. Cunku orasi kasaplar sokagiymis ve kasaplar sectikleri domuzlari keserlermis. İste bundan dolayi da domuzlar o yola girmemeye cabalarlamis ama nafile! Korkunun ecele faydasi yokmus!
Yerde boyle rogar kapagina benzer bir sey var. Ortadki delikten para atinca, bi horoz otuyo :)) komik bisi ama ben elli kurus atip denedim ve horoz sesine hep beraber gulduk:)
Ha bu arada toplanan paralar kimsesiz cocuklar icin kullaniloyormus. 
Hah buyrun, bu yerde bir tas! Ama ne tasi, ne isin belirli?
Anlatayim, soyle ki; tasin adi Geysa bilmem ne tasi ama hikayesi ilginc. Zamaninda bir kadin varmis ve kocalari teker teker oluyormus. Evleniyormus, adamlar oluyormus. Megersem bizim abla, adamlari fare zehiriyle zamanla zehirleyip olduruyormus. On kusur adam oldukten sonra, bu is anlasilmis ve teyzenin basi sehir meydaninda kesilmis ve bas orda birakilmis. Gelen gecen tukurmus. Sonra basin kesildigi yere bu tas konmus ve insanlar buradan gecerken bu tasa tukurup oyle gecerlermis!
Enteresan degil mi!

Parkta bisiklet jantlarindan yapilmis, eglenceli bir sey vardi. Ben de girdim, ciktim tabii ki :)
Tisortlere baski yapan bir yer vardi sokakta ve bakin baski secenekleri arasinda ne var!!!
Yedi tembeller ve sekerlemeci. Burasi sahane bir yer. Sekerleri yaparlarken izleyebiliyorsunuz ve nasil bir seker istiyorsaniz aliyorsunuz. Dukkanin etrafinda yedi tembeller var. Ama dukkandakiler pek caliskandi!
Bu da enteresan bir bina. Solda gordugunuz kule donuyor ve saat baslarinda donunce yukarda gordugunuz canlarindan bir muzik yapiliyor. Biz yarimda gorduk, kisa bisiler caldi :)
Bremen'de epey dolandik be artik trene binip eve donelim dedik. Yolda bir yerde dinlenme molasi verip bir bira icelim dedik. Ama ben Becks birasini sevmiyorum fakat Becks, Bremen'in birasi ve publarda baska bira satilmiyor!!! Becks'in farkli bir birasi olan Krauser'i deneyeyim dedim ama i ih onu da icemedim. Agzimin gerisinde aci bir tat birakiyor Becks gibi!
Artik eve donup dinlenme ve yemek vakti. Yemekler yapip yedik. Acikmisim arada. Halbuki gun boyu sosis, bira ve krep yemis icmistim! :))
Affiyet olsun. 

Su tabelaya bakar misiniz! İste Almanya'nin heryerinde bunlarla bisikletcilere, yer, yon, yol gosteriliyor! Darisi basimiza!

10/07 Carsamba-Bremen gunleri

Sabah uyanip da disardaki yagmuru sogugu gorunce ve bildigin nezle halimi gorunce, iyi ki gelmisim dun aksam dedim :) soguk ama guzel bir gun. Evden krosan kokulari geliyor. Bizimkiler sabah gidip taze ekmek, krusan vs almislar! Hatta cilginlar bu ritueli her gun yapiyorlarmis! Valla sikayet edemeyecegim :D super mukemmel bir kahvalti yaptik ve tabii ki nutellayla krosan taclandirildi😋
Once sandim ki bu cilgin yeme olayi sadece o gun icin ama sonra farkettim ki, her gun cilginlar gibi yiyorum! Ben korktum benden! 
Kizlarin bir arkadaslarinin dogum gunu vardi bugun. Onlari birakip biz de gezmeye ciktik. Arada da bisikletciye gidip kutu sorduk ama yokmus. 
Ha bir de Tchibo gorunce hemen girdim. Ayni bizdekiler gibi. Ha İstanbul'daki birine girmisiz, ha Bremen'dekine. Tum magaza ayni. Ha konseptler ayni mi bilemem! cunku İstanbul'da ne var bilmiyordum. 
Biraz merkezde dolastik ama yagmur vesilesi ile cok dolanamadik. Ama gordugum kadariyla Bremen-Vegesack ufak sirin bir yer. Eve donduk tintin yuruyerek ve yemek hazirladik. Abijan da geldikten sonra, geyik sohbet muhabbetle gecti omur. 
Evde interneti bol bulunca ben de buraya yazilarimi yazmaya, resimleri koymaya basladim. Oh super oldu :) hayat iyiymis boyle yaa :D

Burada begendigim bir heykel. Hikayesini bilmiyorum ama!
Aksamimiza eslik eden Nero D'avola-Syrah'imiz :)